8 Mayıs 2010 Cumartesi

ÇANAKKALE, SERAMİKLERİNİN GÜNÜMÜZDEKİ DURUMU

ÖZET
Bu araştırmada ele alınan Çanakkale Seramikleri konusu, geleneksel Çanakkale Seramiklerini temel almaktadır ve bu seramiklerin günümüzdeki durumunu incelemektedir. Geleneksel Çanakkale Seramikleri olarak, Sanat Tarihi anlanında çok özel bir yere konumlandırılan bu seramik gurubu, kimi kaynaklarda üretim anlamında 20.yy. başlarına kadar tarihlendirilmektedir. Ele alınan kronolojik tablo incelendiğinde, Çanakkale kent olarak 16.yy. sonu- 17. yy başından 20.yy. başlarına dek konu edilen seramikler adına, özellikli durumunun sonucu bu seramiklerin üretimine ev sahipliği yapmıştır. Bu özellikli durum kimi araştırmacılarca kentin kozmopolit durumu iken, kimi araştırmacılarca, ihtiyaç materyali ya da üretilebilirliğinin kolaylığı, kimi durumda da önemli bir ticari meta oluşudur. Bizim temel aldığımız kavram ise tüm bunlara ek ve hatta daha üstünde olan bir konu Kültür dür. Kültüre verilen önem ve bunun korunması yüzyıllar boyunca gerçekleşmiş ve ne varki belirgin bir hızla bu önem, benzer örneklerde olduğu gibi yok olup gitmiştir.
Gelişen sanayileşme ve sentetik malzemelerin günlük yaşamda değer almaları, seramik materyallere duyulan ihtiyacı doğal olarak belirli alanlarda azaltmıştır. Plastik, PVC, aliminyum gibi mateyallerden üretilen günlük kullanım eşyaları, gelenekselleşmiş Türk kültür yaşayışında, seramik, ahşap, bakır gibi malzemelerden üretilenlerin yerini rahat bir şekilde yer alıp, neredeyse onları yok ederek, günlük yaşamda kendine köklü ve anlamlı bir yer edinmiştir. Anlamlı derken; bu durumu derinleme incelemek gerekliliğini vurgulamak ve bu durumun bir tür kültür yozlaşması olduğunu da vurgulamak gerekir.
Çanakkale seramikleri de kültürel aşınmadan kendi payına düşen gerekli kısmı hazmedip, günümüzde nereden nereye geldiğini yüksek bir sesle haykırmakta, Üniversite, özel seramik üreticileri ve akademisyenlerce, çağdaş anlamda yeniden ele alınarak, yorumlanarak yaşatılmaya çalışmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Çanakkale, Seramik, Geleneksel, Çağdaş, Kültür
1.GİRİŞ
Günümüzde, Çanakkale'de geleneksel Çanakkale Seramiği üretilmediği gerçeği, konu ile ilgili kimselerce rededilemeyecek bir gerçektir. Kısıtlı sayıda üretilen nitelikli birkaç örnek ise, gelenekselin çağdaş uyarlamalarından öteye gidememektedir. Ne var ki bu durum, seramik geleneği ile sanat tarihinde önemli bir yer etmiş Çanakkale, Çanakkale'li yöneticiler ve seramikçiler için kabul edilebilir bir durum değildir. Çanakkale'deki seramik geleneğinin 20.yy. başlarında tamamen yok olmasından sonra, günümüzde ne durumda olduğunun saptanması da bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Durum saptamasının ardından son 10 yıldaki konu ile ilgili gelişmeler ve çözüm önerileri yer almaktadır.
2.ÇANAKKALE'DEKİ SERAMİK ALANINDAKİ GELİŞMELERAnadolu topraklarında seramiğin öncü kentleri, İznik, Kütahya ve Çanakkale olarak bilinir. Çanakakle seramikleri, halkın günlük gereksinimleri için üretim yapan ilkel seramikçilik yani çömlekçilik ile, sarayın desteği ve denetiminde gelişmiş İznik tipi seçkin ve rafine bir üretimin arasında yer almış özgün bir halk seramiği örneğidir (Çizer, 2008). Osmanlı İmparatorluğu döneminde yüzyıllarca seramik üretiminin gerçekleştiği bu 3 önemli merkezden, İznik ve Kütahya'da hala nitelikli seramikler üretilmekte iken, maalesef Çanakkale'li seramik üreticileri bu konuda çok geri kalmış durumdadır.
17.yy. sonundan 20.yy başlarına dek seramik üretiminin gerçekleştiği Çanakkale'de, üretilen seramiklerin önemli bir bölümü deniz taşımacılığı ile ihraç edilmiştir. Büyük bir kısmı ise Anadolu topraklarına yayılmıştır. 17.yy.dan beri yoğun biçimde seramik ürettiği bilinen Çanakkale'nin 19.yy.ın ikinci yarısından itibaren fabrika büyüklüğünde oniki seramik atölyesinde üretim yapıldığı ve kentin en önemli gelirinin seramikçilik olduğu belirtilmektedir. Bu tarihlerde yurt dışına özellikle Yunanistan, Romanya ve Mısır'a büyük partiler halinde satışlar yapıldığı saptanmıştır (Bakla, 1991).
1.Dünya Savaşından sonra seramik üretimin durduğu ve Cumhuriyetin ilanı ile birlikte yeniden canlandırılmaya çalışılarak Ahmet Sakızlı Halil Usta ile birlikte ilk atölye kurulmuştur. Seramik adına gerçekleşen bu yeni yapılanma çalışmaları sonucunda;
-1936 da 6. İzmir Enternasyonel Fuarına Çanakkale'li ustalar katılmıştır.
-1936 da Cumhuriyet'in 13. kuruluş yıldönümü sergisine Çanakkale'li ustaların katılımı sağlanmış ve Ahmet Sakızlı Usta'nın başarı belgesi almıştır.
-1960'larda Çanakkale'de hala sırlı seramik üreten 7 seramik atölyesi kalmıştır. Barok dekorlu örnekler sona ermiştir.
-1960/1970 yılları arasında seramik üretiminde döküm yöntemi devreye girmiştir (Truva Atı, asker figürü).
-1972/1977 araştırmalarında Güngör Güner, 3 atölye ve 10 usta tespit etmiştir
-1978 yılından sonra çarkta şekillendirilen geleneksel çanakkale seramikleri sona ermiştir. Az miktarda sırlı testi ve saksı görülse de, soğuk boya ile dekorlu niteliksiz Truva atı (Pekşen, 2008) vb. figürler döküm tekniği ile üretilmiştir. Ayrıca 1963 yılında, şehir dışına taşınan seramik atölyelerinin Belediye Encümen kararı ile buna mecbur kaldığını da hatırlamalıyız.
1978 yılından günümüze gelindiğinde, çok az bir gelişme olmuştur. Çanakkale Belediyesi kayıtlarına göre, günümüzde belediyeye kayıtlı seramik üreten 20 atölye bulunması, bu atölyelerin büyük bir çoğunluğunun ise, niteliksiz seramikler üretmesi, Çanakkale'nin seramik adına geri kalmışlığını pekiştirmektedir.
Son 20 yıldır koleksiyoncular tarafından köy köy dolaşılarak evlerden toplanan, Çanakkale'de kalabilmiş olan geleneksel Çanakkale seramikleri, Çanakkale dışına taşınarak, özel kolleksiyonlara girmişlerdir. Çanakkale'de hali hazırda bir etnografya müzesi de bulunmadığından, yerel anlamda Çanakkale seramikleri ile ilgili herhangi bir teşhir ortamı oluşturulamamıştır. Yalnızca Çanakkale Arkeoloji Müzesi depolarında saklanan bir miktar Çanakkale Seramiği olduğu bilinmekte, ne var ki bu seramikler ise yalnızca bir dönem teşhirde kalıp daha sonra depolarda gözlerden uzak bir şekilde saklanmaktadır.
Bu durumda ortaya şöyle bir sonuç çıkmaktadır. Çanakkale'de, bir takım anlamsız seramikler üretilmektedir. Bu seramikleri üreten ustalar, geleneksel Çanakkale seramiklerini tanımamaktadırlar. Çünki bu bilgiye ulaşmak için büyük bir çoğunluğu hayatlarında hiç geleneksel Çanakakle seramiği görmemiştir, belki kentte buna uygun bir müze olmadığından belki de kentte yeterli sayıda orijinal Çanakkale seramik kalmadığından. Bu durum yerel üreticileri nispeten anlamsız ve niteliksiz seramik üretme yoluna sevketmiştir.
Buna ek olarak, yerel üreticiler olarak Çanakkale'nin yerel hammadde kaynaklarına ulaşmak da günümüzde imkansız duruma gelmiştir. Milli Park sınırları içinde yere alan Eceabat'taki ve şehir merkezindeki askeri bölge içinde yer alan kil temin yerleri kullanımı imkansızdır. Ucuz hammadde kaynağı olmayan yerel üreticiler bu konuda da sıkıntı çekmekte ve Menemen, Kınık gibi çömlekçilik merkezlerinden çömlekçi çamuru temini yoluna gitmekte ve bu durum da ekonomik olarak sıkıntı doğurmaktadır.
Prof.Dr. Erdinç Bakla'nın Çanakkale'deki seramik konusunda gerçekleştirdiği konferans ve toplantılarında sıklıkla ve önemle vurguladığı gibi, adını seramikten alan üç dünya kentinden bir tanesi olan güzide Çanakkale Şehri, seramikleri ile ne kadar övünüyor? Ne kadar sahip çıkıyor? Ne kadar gurur duyuruyor?
Kentte var olan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesindeki Seramik Bölümü ve ayrıca araştırma merkezleri arasında yer alan ÇASEM (Çanakkale Seramikleri Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi) ile çift koldan seramiğe sahip çıkarak, her türlü eğitim, sanatsal ve bilimsel aktivitelerle önemli etkinlikler, kongreler, sergi, yarışma, sempozyum, çalıştaylarla ulusal ve uluslararası platformda seramiğe destek verirken, hedefini geliştirerek arttırmaktadır. Bunun yanı sıra kentin diğer muhatapları (diğer bir değişle diğer dinamikleri) ne yapmakta?
Seramik adına kısa erimli olarak konuyu irdeleyip, Son yıllarda gerçekleştirilen çalışmalar aşağıda genel başlıklarla listelenmiştir.
-1995 Akköy'lü (Çanakkale) çömlekçi Ustası Mehmet Ali Gümüş'ün, konik bacalı kerpiç fırını ile ev atölyesinde seramik üretimine devam ettiği M.Fatih Karagül tarafından yerinde tespit edildi.
-2000 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü kuruldu.
-2000 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Çanakkale Seramikleri Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi (ÇASEM) kuruldu.
-Geleneksel Çanakkale Seramiklerini Yaşatma Derneği kuruldu.
-2000 ÇOMÜ GSF Dekanlığı olarak Çanakkale Seramiğinin Dünü, Bugünü, Yarını, adlı seramik Sempozyumu düzenlenmiştir.
-2003 "Toprakta Yaşam Bulan Kültür Mirası Çanakkale Seramikleri" sergisi, ÇOMÜ ve Geleneksel Çanakkale Seramiklerini Yaşatma Derneği işbirliği ile Çanakkale Etnografya Müzesinde (Eski Ermeni Kilisesi) gerçekleştirildi.
-2004, 12 Haziran tarihinde ÇOMÜ ESAM tarafından Çanakkale Halk Bahçesi’nde El Sanatları Şenliği düzenlendi. Bu şenlikte ÇASEM stant açtı. Akköy Yuvalar köyünden yerel çömlekçiler şenliğe katılarak, çarksız yerel seramik üretimi gerçekleştirdiler. Bu şenlik hem Çanakkale'deki seramikçilik adına, hem de diğer el sanatlarının tanıtılıp, yaşatılıp kayıt altına alınması adına çok önemli bir faaliyettir.
-2005 ÇOMÜ tarafından Eskiden Yeniye Çanakkale Seramikleri yarışması düzenlendi.
-2005 Prof.Dr. Erdinç Bakla “Dünya Seramik Kültürünün Eşsiz Halk Sanatı: Çanakkale Seramikleri” konulu konferansı ÇOMÜ Süleyman Demirel salonunda gerçekleştirdi.-2005 Prof.Dr. Erdinç Bakla “Sanat Çanakkale’nin Gelişmesine Katkıda Bulunabilir mi?” konulu konferansı ÇOMÜ Süleyman Demirel Salonunda gerçekleştirdi
-2006 ÇOMÜ Seramik Bölümü ve ÇASEM tarafından Ulusal Seramik Çalıştayı düzenlendi
-2006 -Belediyenin talebi ile, ÇOMÜ GSF Seramik Bölümü'nün organize ettiği 1. seramik hediyelik eşya tasarımı yarışması düzenlendi. Burada yer alan kutsal amaç şuydu: Yerel üreticilere fikir verici olmak için olumlu örnekler oluşturup, üreticilere motive etmek onlara destek olmak. Uluslararası Troia Festivali kapsamında duyurularak ödülleri dağıtılan bu yarışmaların sonucu ne oldu? Unutuldu gitti. Düzeltelim, Belediye binası ve evlendirme dairesi koridorlarını işgal eden camekanlarda yer alan (Belediye görevlilerince bile korunamayarak bir kısmı kırılmış) seramikler. Peki bunların yeri burası mı olmalı, yoksa bir müze mi? Belediyenin zaten böyle bir kent müzesi var, ama sanırım bu seramikler ya o müzeye layık değil, ya da o seramikler bu kente ait değil. Belediye amacına ulaştı mı? Hayır.
-2007 Uluslararası Troia Festivali kapsamında 2.seramik hediyelik eşya tasarımı yarışması düzenlendi. Sonuç bir önceki yıldan öteye gidemedi.
-2007 AKMED ve Akdeniz Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen Çanakkale Seramikleri Kollokyumuna, ÇOMÜ olarak 4 bildiri ile katılım sağlandı.
-2007 Yerel seramik üreticilerini de ilgilendiren, Leonardo Da Vinci B Tipi AB projesi Y Distance Learning and Support System for SME’s of the Cearmic Sector tamamlandı.
-2008 Çanakkale Valisi, Çanakkale Belediye Başkanı, Çanakkale Boğaz Komutanı, ÇOMÜ Rektörü, Çanakkale Rotary Kulübü bir araya gelerek, bir seramik konseyi kurulması için hazırlıklara başladı.
-2008 Çanakkale, Seramik Şehri Çanakkale Konseyi Projesi açılış toplantısı gerçekleşti.
-2008 Uluslararası Troia Festivali kapsamında 3.seramik hediyelik eşya tasarımı yarışması düzenlendi. Sonuçlar ilk iki yarışmadan da geride kaldı.
-2008 Prof.Dr. Erdinç Bakla“Eşsiz Çanakkale Seramikleri” konulu konferansı ÇOMÜ Troia Kültür Merkezinde gerçekleştirdi.
-2008 Belediyenin düzenlediği Uluslararası Troia Festivali kapsamında, ÇOMÜ GSF Seramik Bölümü'nün desteği ile gerçekleştirilen, Uluslararası Seramik çalıştayı düzenlendi. Bu çalıştay haber olarak belediye bülteninde bile yer alamamışken, Üniversite bülten ve web duyurularında detaylı bir biçimde yayınlandı (http://basin.comu.edu.tr/bulten/pdf/agustos2008.pdf). Uluslararası sanatçı ve akademisyenlerin katıldığı çalıştay, doğu bloku sanatçılarınca pompalanarak şişirilmeden, az ve öz elit kadrosu ile Singapur'dan İngiltere'ye, Japonya'dan Yunanistan'a yayılan katılımcı kitlesiyle (10 katılımcı) ÇOMÜ GSF Seramik atölyelerindeki çalışmalarla sonuçlandırılmıştır. TRT televizyonunda bile yayınlanan bu çalıştay, malesef Çanakkale'nin yerel kanallar olan Ton TV ve Kanal 17 tarafından farkedilememiştir. Sonuç: Katılan sanatçılara Belediye yetkililerince "merak etmeyin eserleriniz müzede sergilenecek" denmiş fakat üstünden yaklaşık 2 yıl geçmesine rağmen eserler, kente ait olmadığı için olsa gerek hala o kent müzesine girememiştir. Önemli bir nokta da da, servet edecek fiyatları ile, bu seramiklerin şimdi ne durumda oldukları sorusudur?
-2008 Çanakkale'yi doğru örnekler olarak temsil etmediği ve sağlığa aykırı yoz örnekler olarak, kentte çoğu kaçak üretilen ziftli seramiklere (kara mal da denmekte) dur demek amacıyla, ÇOMÜ GSF Seramik Bölüm Başkanlığınca, Rektörlük aracılığı ile Çanakkale Belediyesine bir mektup yazılmıştı. Bu mektup sonucu yaşanan gelişmelerle Belediye nezdinde bir takım kararlar alınarak bu seramiklerin üretiminin durdurulması, zabıta marifetiyle üretilenlerin toplatılması sağlanacaktı. Malesef alınmış olan kararlar henüz uygulamaya giremedi.
- 2008 Prof.Dr.Erdinç Bakla'nın ciddi çaba ve desteği ile Seramik Şehri Çanakkale Konseyi Projesi oluşturuldu. ÇOMÜ bu projenin partneri olacağını Rektör aracılığı ile duyurdu. Mevzu hemen Çanakkale'nin ileri gelenlerince sahiplenildi. Yetmedi Çanakkale Kent Konseyi, projeyi 6 nolu çalışma gurubu olarak web sayfasında duyurdu http://www.canakkalekentkonseyi.com/calisma.php (Ne yazıktır ki bu grupta Üniversiteyi temsilen hiç bir akademisyen seramikçi bulunmamaktadır). Burada amaç Kente bir seramik müzesi kazandırılmasıdır. Ek ve sembolik olarak da atölye çalışmaları konuya dahil edilmiş. Müze çalışması güzide mimarlarımızca, profosyönelce ve duygusal olarak devam etmektedir.
-Çanakkale'li ustalarla yapılan sohbet, ziyaret ve toplantılarda hep ortak sıkıntılar konuşuldu. Tasarım, üretim ve pazarlama sorunları. Tabi bunlar bilinçli üreticiler. Pazarlama hariç diğerleriyle ilgilenip çözüm olmak adına yardımcı olma sözü verildi. ÇOMÜ GSF Seramik Bölümü ve ÇASEM olarak, yerel seramik üreticilerinin eğitimine yönelik bir eğitim projesi hazırlandı. Bu projenin birer kopyası Belediye ve Rektörlüğe sunulmuş olup en azından 2 yıldan beri yanıt beklenmektedir. Çok geniş kapsamlı hazırlanan bu proje ile KOBİ olarak tüm atölyelere seramik ve Çanakkale seramiği teorik olarak tarihçesinden başlayarak, üretim alanında tasarım ve teknolojisine varıncaya dek bilimsel olarak ele alınıp, üreticinin kendi kendine yeter konuma gelene dek atölye desteğinin de verileceği bir uygulama olacağı vurgulanmıştır.
Çanakkale Seramikleri Üniversite olarak yurt dışında da duyurulup tanıtılmaktadır. Bu konuda Rektörlük tam destek vermektedir. GSF Seramik Bölümü ve ÇASEM personeli olarak akademik anlamda yayın, sergi ve workshoplara katılım sağlanmaktadır.
-2008 Yunanistan Midilli Adasında, 12.Panlesvian Seramik Fuarı sergisinde ÇOMÜ ÇASEM olarak ilk yurt dışı sergisi açıldı.-2009 Singapore Art Show çerçevesinde Essex Art Colony Open Studio etkinliğinde Çanakkale Seramikleri konusunda workshop yapıldı.
-2010 A.B.D. Florida 2.Jacksonville Türk Festivalinde ÇOMÜ ÇASEM olarak Çanakkale seramikleri tanıtıldı, sergilendi, workshop gerçekleştirildi.
3.SONUÇYapılan inceleme ve kısa başlıklarla ele alınan, faaliyetlerin ardında Üniversitenin varlığı ve desteği yadsınamaz bir gerçektir. Bu durum doğal karşılanmalı fakat, destek olma adına yerel yönetim ve sivil toplum örgütleri de organize olmalıdır. Günümüzde Çanakkale'deki atölyelerin maalesef çok azı geleneksel değerlere sahip çıkarak seramik üretmektedir. Gelenekel Çanakkale Seramiklerinden esinlenerek seramik üreten, üreticilerin hepsi eğitimli seramikçiler olup, tasarım, uygulama sıkıntıları yaşamamaktadırlar. Önemli olan üreticinin ürünününü satabilmesidir. Maalesef satış konusunda yaşanan sıkıntılar devam etmektedir. Çözüm önerisi olarak aşağıdaki maddeler dikkate alınabilir.
-Örgütlenme adına var olmayan seramikçiler odası veya buna eşdeğer bir oluşum gerçekleştirilmelidir.
-Ürünlerde kaliteyi artırmak adına, Belediye yetkililerince yaptırımlar uygulanmalı, kalitesiz seramik üretimi engellenmelidir.
-Satış amacıyla, yerli ve yabancı tur firmaları ile bağlantılar kurularak, nitelikli atölyelere dikkat çeklmelidir.
-Nitelikli seramiklerin üretim ve satışı yerel idare tarafından desteklenmeli.
-ÇOMÜ tarafından düzenlenen eğitim programı acilen uygulamaya geçirilmelidir.
Kültürün korunarak yarınlara aktarılması, sanatın pek çok alanında olduğu gibi, seramiğin bu spesifik alanında da, çok önemli bir noktada bulunmaktadır. Kişisel ve toplumsal olarak atılacak yaratıcı adımlar, gerçekleştirilecek araştırma projeleri ve kültüre duyarlı yaklaşımlar sayesinde, sanatla iç içe insanca bir ortamda yaşamayı hak edebiliriz.
KAYNAKÇA-Bakla, E., Çanakkale Seramiğine Saygı, VIP dergisi, 19, 195, 1991
-Çizer, S., Çanakkale Örneğinde batı Anadolu Seramikçiliğinin Ege Adalarındaki Uzantıları, Çanakkale Seramikleri Kollokyumu Bildirileri, 24, 2008
-Pekşen S., Çanakkale Seramiklerinin Yeniden Yapılanma Çabaları ve Sonuçları, Çanakkale Seramikleri Kollokyumu Bildirileri, 55-59, 2008
Bu yazı, tarafımca 4.Uluslararası Pişmiş toprak Sempozyumunda sunulmuş olan bildiridir. Çanakkale'nin ileri gelen yerel aydınlarına ithaf edilmiştir.

ÇANAKKALE YÖRESİ GELENEKSEL EL SANATLARI ŞENLİĞİ

El Sanatları Şenliği, Çanakkale Halk Bahçesi’nde 12 Haziran 2004 tarihinde Çanakkale merkez, ilçe ve köylerde üretimi yapılan zanaat ürünlerinin durum tespiti, teşhiri ve paylaşımı ile gerçekleşti. Çok değerli köy muhtarları aracılığıyla yerel üreticiler, belediyelerimizin sağladığı araçlarla şenlik alanına bir gün öncesinden taşındı. Standlar kuruldu. Maksat halka halk aracılığı ile unutulanları hatırlatmak, yok olmakta olan kültür mirasımıza sahip çıkabilmekti. Öğrenmek, hatırlamak, aktarmak, paylaşmak önemliydi ve bu şenlik sayesinde bunlar başarılabildi. Kendi adıma Çanakkale'deki seramiğin Akköy ve merkz ile sınırlı olmadığını öğrenmek çok önemli, düşündürücü ve ufuk açıcıydı. 2001 yılında Öğr.Gör. Ayşe Güler'in hazırlayıp sunduğu bildirisindeki, Yaveller çömlekçilerinden canlı seramik üretimini izlemek, tam bir hazine değerinde idi.

El sanatları denildiğinde, çömlekçilik Çanakkale kentine adını veriyor olması hasebiyle belki de en ön sırada. Fakat diğer zanaat türleri de göz ardı edilmemelidir. Kentte üretimi yapılan her türlü iş koluna ait yan ürünlerin değerlendirilebildiği ve tamamen ihtiyaç için üretilen dokumacılık, dericilik, sepetçilik, çancılık, kaşıkçılık, kıspetçilik gibi zanaatlar, insan hayatı için hep gerekli olmuş ve hayatı kolaylaştırmış ürünlerdir. Tabi tarım ve hayvancılık ne kadar varsa, o kadar hammadde var, o kadar da ürün çeşitliliği var. Ne yazık ki gelişen teknoloji ile yenilenen yeni materyaller ve yöntemler, artık el dokuması kumaş kilim ve halı, hasır sepet, tahta kaşık, bakır çan kullanmayı gereksiz kılıyor, belki de kıspet ustasının gerekliliğini sorguluyor. Gerçek ise bu zanaatları üreten insanların yok olmasına tanık olmamız. Seramik de bundan nasibini alıyor tabi. Çanakkale için seramik üretimi içler acısı durumda. Bu şenlikte gördük ki gelecek nesillere nitelikli ustalar yetiştirecek bir usta bu kentten henüz çıkmamış durumda. Umudumuz üniversitemizde yetiştirdiğimiz seramik ve el sanatları öğrencilerinde.



Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi El Sanatları Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak “Çanakkale Yöresi Geleneksel El Sanatları Şenliği” düzenlenmiştir. Bu etkinliğin seramik adına önemi, geleneksel sanatlar alanında eserlerin şenlikte yer alıyor olmasının yanı sıra, şenliğe katılan seramik üreticilerinin düzenlediği canlı performansların da gerçekleştirilmesiydi. Çan Yaveller, Ezine Akköy ve Eceabat'lı ustaların atölyelerinden gelen seramik ürünler sergilendi. Üreticiler şenlik alanında hazır bulundu, kendilerine yöneltilen soruları yanıtladı. Bu üreticilerin tanıtılarak var olan değerler anlamında önemlerinin vurgulanması şenliğin önemli hedeflerinden biriydi. Yerel üreticilerin yanı sıra Çan M.Y.O. Seramik programı öğrencileri, G.S.F.Seramik Bölümü öğrencileri de gerçekleştirdikleri canlı performanslarla şenliğe renk kattılar. Geleneksel Çanakkale Seramiklerini Yaşatma Derneği ve ÇASEM olarak şenlikte üretilen seramiklerin sergilenmesi ise sırlı seramiklerin şenlikte yer alması adına önem arz etmektedir. Şenliğin resmi açılışına katılan Çanakkale Belediye Başkanı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Prof. Dr. Suzan Erbaş, Prof. Dr. Ali Özpınar, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Osman Demircan standlarda incelemelerde bulundu. Şenlikte, Prof. Aydın UĞURLU, Yrd. Doç. Belgin Pekpelvan, Yrd. Doç. Fatih Karagül, Öğr. Gör. Ayşe Güler, Öğr. Gör. Eşref Bülent ve Uzm. Berrin Kayman düzenlenen ‘Çanakkale Yöresi El Sanatları Projeleri’ panele katıldılar. Bu panelde halk ile karşı karşıya diyaloğa geçen akademisyenler, üreticilerin sorunları dinleyerek çözüm bulmaya çalıştılar. Tespit edilen en önemli sorunun ise ürünlerin pazarlanması olduğu belirlendi ve olası çözüm önerileri üzerinde duruldu. Şenlik kapsamında Yrd. Doç. Fatih Karagül “Çanakkale Seramiklerine Genel Bakış” ve Uzman Berrin Kayman “Merkez Seramik Projeleri”, konulu poster bildiri sundular.

Şenlikten seramik alanında çıkan sonuçlar şöyledir.

-Geleneksel Çanakkale çömlekçiliği, yok olmaya yüz tutmuş bir zanaat ve kültür mirasıdır.

-Geleneksel Çanakkale çömlekçiliğinin ihtiyaç duyduğu kentteki hammadde kaynakları kullanılamamaktadır.

-Geleneksel Çanakkale çömlekçiliğini gelecek kuşaklara aktaracak çırak, kalfa ve ustalar yetişmemektedir.

-Adını seramikten alan "Çanakkale" seramik adına yerel yönetimler tarafından yeterince önemsenmemekte ve desteklenmemektedir.

-Onsekiz Mart üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesinin Seramik ve El sanatları bölümleri, ÇASEM ve ESAM, genç ve yetersiz kadrosu ile Geleneksel Çanakkale çömlekçiliği ve seramiğini yaşatıp tanıtabilmek için adımlar atmayı başarabilmiştir.

-Çan'daki geleneksel çömlek üretimi göz ardı edilmiş durumdadır, bu konu üzerinde daha çok çalışılmalı, araştırmalar, projeler ve tezler hazırlanmalıdır.

-Geleneksel Çanakkale Seramikleri derneği kurucuları Asuman Bahar, Asuman Koçyiğit, Mahnur Uğur, Göksel Sevim, Perihan Mut, Berrin Kayman ve tüzüğü hazırlayan dernek üyesi Fatih Karagül, gelecekte bu kent için çok önemli bir adım atmışlardır.

-Gelecekte kent genelinde seramiğe olan ilgi, önem ve desteğin artması, bu kenti ulusal ve uluslararası alanda üst sıralara taşıyabilme potansiyeline sahiptir.

Tamamen gönüllü çabalarla gerçekleştirilen bu şenliğin yarınlara faydalı olabilmesi umuduyla.....

Erdinç Bakla Konferansı

28 Nisan 2005 Perşembe günü Anafartalar Yerleşkesi Süleyman Demirel Konferans Salonu'nda saat 14:00 de Prof.Dr.Erdinç Bakla "Dünya Seramik Kültürünün Eşsiz Halk Sanatı: Çanakkale Seramikleri" konulu bir konferans gerçekleştirmiştir.

28 Nisan 2010 Çarşamba

ÇANAKKALE SERAMİKLERİ A.B.D.'de TANITILDI

Çanakkale Seramikleri 15-20 Nisan 2010 tarihleri arasında A.B.D. Florida Jacksonville'de tanıtıldı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ÇASEM olarak, 2. Uluslararası Türk Festivalinde, ÇASEM'de üretilen seramikleri, hem yabancılara hem de dünyanın farklı yerlerinden festivale katılan Türklere tanıttılar. Yrd.Doç.M.Fatih KARAGÜL, Öğr.Gör. M.Berrin KAYMAN KARAGÜL ve Uzman Necati IŞIK özel olarak aldıkları davetle katıldkları bu etkinlik süresince, gün boyu katılımcılarla özellikle de çocuklarla seramik üretmiş, şekillendirdikleri at ve balık biçimli kaplarla ilgi çekmişlerdir. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi adına, ÇASEM olarak Çanakkale seramiklerini yurt dışında da duyurabilmek amacıyla, Yunanistan ve Singapur'dan sonra A.B.D. de de eserlerini sergileyerek çalıştay gerçekleştiren ekibin yeni hedefleri arasında farklı ülkeler yer almakta.

27 Nisan 2010 Salı

Zihni Göktay'a ÇASEM üretimi seramik hediye edildi.


Çanakkale Belediyesi ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Seramik Bölümü tarafından 2006 yılında düzenlenen Seramik hediyelik Eşya Tasarımı yarışmasında 2.lik ödülü alan ve Mehmet Coşar tarafından tasarlanıp ve ÇASEM atölyelerinde çoğaltılan simit biçimli at heykelciği, anlamlı bir hediye olarak, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan tarafından, Lüküs Hayat ekibinden Zihni Göktay'a hediye edildi.
Kaynak: Çanakkale Belediyesi

12 Nisan 2010 Pazartesi

MAKALE, BİLDİRİ, PROJE

Çanakkale Seramikleri ile ilgili yapılan yayınları listelemek amacıyla, ulaşabildiğim başlıklara burada yer verilecektir.
-2011, Ali Osman UYSAL, "Akköy, An Unknown Pottery Center from the Period of Emirates in Turkey". P 80 in I4th International Congress of Turkish Art, Paris, College de France 19-21 September 2011. Paris: International Congress of Turkish Art.
-2011, Billur TEKKÖK, "Remnants of Çanakkale Glazed Ware Production: A Long Tradition of Glazing in the Troad Region" Near Eastern Archeology, December Vol. 74 Issue 4, 226-235
-2010, M.Fatih KARAGÜL "Çanakkale Eceabat Kilinin Düşük Dereceli Borakslı Sırlarda Kullanımı" ÇOMÜ BAP Projesi 2009/12
-2009, Nalan Danabaş TUNCER, "Akköy'ün Dünü, Bugünü" Atatürk üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dergisi, sayı:9
-2009, Ali Osman UYSAL, "Akköy Osmanlı Seramik Atölyeleri" (Madde 7), Çanakkale Değerleri Envanteri Kitabı, ÇOMÜ
-2009, Halide OKUMUŞ, "Çan Seramikçiliği" (Madde 49), Çanakkale Değerleri Envanteri Kitabı, ÇOMÜ
-2009, M.Fatih KARAGÜL, "Çanakkale Seramikleri" (Madde 72), Çanakkale Değerleri Envanteri Kitabı, ÇOMÜ
-2008, Ali Osman UYSAL, "Ezine Akköy'de Tarihi Anıtlar ve Seramikçilik", Ezine Değerleri Sempozyumu, Bildiriler kitabı Sf: 1-26, Çanakkale
-2008, Erdinç BAKLA, "Çanakkale'de Seramiğin Dirilişi", Fokus Temmuz-Ağustos sayısı, sf: 28-32
-2008, M.Fatih KARAGÜL, M.Berrin KAYMAN, Hülya ACAR, "Seramik Şehri Çanakkale Projesi“ Çanakkale İli Değerleri Sempozyumları, Çanakkale Merkezi Değerleri, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Çanakkale
-2008, Halide OKUMUŞ, Canan ALDIRMAZ AĞIRTAN, Selehattin YILMAZ, "Sağlık açısından Çanakkale seramikleri", Çanakkale ili değerleri sempozyumları, Çanakkale onsekiz Mart Üniversitesi, Çanakkale
-2008, Erdinç BAKLA, "Çanakkale Seramikleri", sf:40, ULAK Sayı 6,
-2007 Özkul FINDIK, N. “Çanakkale Seramikleri.” Anadolu’da Türk Devri Çini ve Seramik Sanatı. İstanbul, sf: 365-376.
-2007 Ali Osman UYSAL, "Akköy: Tarih ve Seramik", Ege Üniversitesi, XI. Ortaçağ-Türk Dönemi Kazı Sonuçları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu, Bildiriler Kitabı, Sf: 401-412
-2007, Ayşegül Türedi ÖZEN, Esin KÜÇÜKBİÇMEN, "Çanakkale Seramiklerinin Tanıtılması ve Yaşatılması Çalışmaları ile Günümüz Yorumları", SERES
-2006, B., Psaropoulou, "Tsanakkale: to kastro tön angeiôn: katalogos periodikès ekthesés: Kentro Metetes Neôterès Kerameikés", ed. B. Psaropoulou. Rethymno: Kentro Meletês Neôterës Kerameikés.
-2006, Filiz SANAY, Ayşe ÇAPAR, Adil DOĞAN, Selahattin YILMAZ, "Akköy Yöresi (Ezine, Çanakkale) Seramiklerinin Özellikleri Ve Kimyasal Analizleri", III.Ulusal Analitik Kimya Kongresi,P-111(Poster Bildiri) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen Fakültesi ; Kimya Bölümü, Çanakkale,
-2006, Yeşim ZÜMRÜT, "Çanakkale Seramikleri, Çanakkale Dosyası", sf:132-135, Aynalı Pazar Gazetesi yayını, İstanbul
-2005 Zerrin Günal ÖDEN, “Erken ve Geç Osmanlı Dönemi Çanakkale Seramikleri Üzerine Bir Değerlendirme.” 20. Arkeometri Sonuçları Toplantısı, sf:159-166.-2005, Mehmet UYANIK, "Çanakkale Seramiklerinin Tarih Boyunca Gelişimi, Sanayi ve Eğitimle İlişkilendirilmesi" Kale Kültür Sayı 1, sf:16,
-2005, Mustafa HOŞNUT, Yaratıcı Halk Sanatına Örnek: Türk Devri Çanakkale Seramikleri; sf:37, Kale Kültür Sayı 2,
-2005, Ayşe GÜLER, Hürriyet DEMİRHAN, "Geleneksel çanakkale seramikleri sırlarının üretilmesinde Biga Işıkeli perlitinin kullanılması", SERES III. uluslararası katılımlı seramik, cam, emaye sır ve boya semineri
-2005, "Çanakkale’yi bir seramik şehri yapmak için tekrar tanıtmalıyız", sf:16, Troy, Sayı 5,
-2005, Erdinç BAKLA, Siz Çanakkaleliler ne büyük potansiyele sahip olduğunuzu biliyor musunuz?; sf:36, Troy, Sayı 9,
-2005, "Eceabat’ta bir Çanakkale seramiği atölyesi hikayesi", sf:30, Troy, Sayı 10,
-2005, M. Berrin KAYMAN, Adil DOĞAN, Fatma BAYCAN, Selahattin YILMAZ, "Akköy Yöresi (Ezine, Çanakkale) Fırın Curuflarının, Bor Bileşikleri İle Pişmiş Toprak Üzerindeki Renklendirme Uygulamaları", (poster bildiri), Ege Üniversitesi, Fen Fakültesi, XIX. Ulusal Kimya Kongresi, Kuşadası
-2005 Selahattin PEKŞEN, "Geleneksel Çanakkale Seramikleri'ne Günümüzde Bir Bakış" SERES
-2005 Ayşe GÜLER "Geleneksel Çanakkale seramikleri; çamur, astar ve sırlarının günümüz teknolojisi ile aslına uygun olarak geliştirilmesi ve hazırlanması", DPT
-2003, Ayşe GÜLER, "Gelibolu Ilgardere köyü yüzey araştırmasında bulunan seramik örnekleri", Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü 19. Arkeometri Sonuçları Toplantısı, Ankara, Yayın No: 2996 ISBN: 975-17-3108-9
-2003, M.Berrin KAYMAN, Berna GÜNDÜZ, "Çanakkale Akköy Yöresi Fırın Curuflarıyla, Pişmiş Toprak Yüzeylerdeki Renklendirme Uygulamaları", 3. Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu Bildiriler kitabı, sf:104-109
-2002, Beate BÖHLENDORF, "Ein neuer Typ der Çanakkale Ware", Sf:31-43 in Prof Dr. Gönül Öney'e Armagan, 10-13 Ekim 2001 Uluslararası Sanat Tarihi Sempozyumu: Bildiriler Kitabı, Izmir: Ege Üniversitesi Edebiyat Eakültesi Sanat Tarihi Bölümü.
-2002 Sibel SEVİM, Yeşim KARAMAN, "Çanakkale Seramikleri ve Eceabat Yöresi Çömlekçiliği" 2. Uluslararası Pişmiştoprak Sempozyumu, Eskişehir
-2002, Çanakkalele (Akköy) Çömlekçiliği Tükeniyor!, sf:42, Su dergisi, Sayı 6
-2001, Ayşe GÜLER, Çanakkale Çan İlçesi Yaveller Köyü Çömlekçiliği, 2.Uluslararası Avanos Uygulamalı Seramik Sempozyumu bildiriler kitabı, sf:21-38
-2000, Bedri YALMAN,"İznik Roma Tiyatrosunda Bulunan Erken Osmanlı Seramiklerinin Çanakkale Seramikleri ile Benzerlikleri", Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını Sempozyumu, Ç.O.M.Ü.
-2000, Belgin Demirsar ARLI, "Fransız Halk Seramiğinden, Çanakkale Seramikleri Stilinde Bir Grup", Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını, Ç.O.M.Ü.
-2000, Ergül ÖNGE, "Özel Kolleksiyonda Bir Grup Çanakkale Seramiği", Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını, Ç.O.M.Ü.
-2000 Filiz SANAY "Çanakkale seramikleri" , Eylül, Skylıfe dergisi
-2000, Filiz SANAY, "Eski Çanakçılar Çarşısı ve Bugünkü Durumu" Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını, Ç.O.M.Ü.
-2000, Filiz YENİŞEHİRLİOĞLU, "Tekfur Sarayı ve Eyüp Çömlekçiler Mahallesi Kazılarından Çıkan Çanakkale Seramikleri ve Köken Sorunları", Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını, Ç.O.M.Ü.
-2000, Filiz SANAY, Çanakkale'de Eski Çanakkale Seramiklerinin Üretimindeki Yerinin Tarihçesi, ÇASİAD Yayın Organı, Mayıs-Temmuz, Sf:8-9
-2000, Gönül ÖNEY, "Sadberk Hanım Müzesi Çanakkale Seramikleri Kolleksiyonundan Yeni Örnekler, Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını", Ç.O.M.Ü.
-2000, Katherina Kore ZOGRAFOU, "Kerameika tou Tsanak Kale", 1670-1922, Athens: Hidryma Meizonos Hellenismou.
-2000, Katherina Kore ZOGRAFOU, "The Spreading of Çanakkale Wares Through Greece", Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını, Ç.O.M.Ü.
-2000, Naci ZEYREK, "Hayvan Formlu Çanakkale Seramikleri Üzerine Yaklaşım", Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını, Ç.O.M.Ü.
-2000, Sait BAŞARAN, "Enez'de Bulunan Çanakkale Grubu Seramikleri", Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını, Ç.O.M.Ü.
-2000, Sevim ÇİZER, "Çanakkale Seramikçiliğinin Ege Adaları Seramikçiliğiyle Bağları", Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını, Ç.O.M.Ü.
-2000, Zehra ÇOBANLI, "Çanakkale Seramiklerinin 16. ve 19. Yüzyıllardaki Bilimsel Özellikleri", Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını, Ç.O.M.Ü.
-2000, Zeki SÖNMEZ, "Bazı Özel Örneklerle Çanakkale Üretimi Seramiklere Bir Bakış", Çanakkale Seramiğinin Dünü Bugünü Yarını, Ç.O.M.Ü.
-2000 "Geçmişten Günümüze Çanakkaleler" Seramik Sanat Bilim Teknoloji , Nisan, sayı:8
-1997, Cihat SOYHAN, "Çanakkale'den Pupa Yelken: Çanakkale Seramiklerinden Kalyon Motifli tabaklar" P Sanat Kültür Antika, Sayı:6
-1996, Belgin DEMİR SARILI, Şebnem AKALIN-Hülya YILMAZ ile “Katalog”, Çanakkale Seramikleri/Çanakkale Ceramics, İstanbul, sf:20-160
-1993, Erdinç BAKLA, "Eşsiz Üç Çanakkale Seramiği", Antika Kültürü, Sayı:1
-1984 “Akköy Testiciliği ve Sorunları.” 2. Ulusal El Sanatları Sempozyumu bildirileri
(18-20 Kasım 1982, İzmir). sf: 246-253.
-1985, Sevim ÇİZER, "Antik Çağdan Günümüze Batı Anadolu çömlekçiliği, Yaşayan Uzantısı" 4. Ulusal El Sanatları Sempozyumu, Menemen
-1985 Yücel ERDEM, "Çanakkale Seramikleri" Antika dergisi Mayıs sayısı, sf:2
-1982, Gülsen YENER, "Akköy Testiciliği ve Sorunları", 2.Ulusal El Sanatları Sempozyumu
-1982, Güngör GÜNER, "Çanakkale'de Geç Devir Osmanlı Seramikleri" Bilim Birlik Başarı, Sayı:33
-1980, Aşkıdil AKARCA, "Çanakkale'de Yeni Bir Çanak Çömlek Merkezi" T.T.K. 8. Türk Tarihi Kongresi
-1979 “Çanakkale’de Yeni Bir Çanak Çömlek Merkezi.” VIII. Türk Tarih Kongresi
(Ankara, 11-15 Ekim 1976), Kongreye Sunulan Bildiriler, I, Ankara, 501-506.
Aslanapa, O. Ve diğ.
-1976, Aşkıdil AKARCA, "Çanakkale'de Karamenderes Çevresindeki Eski Köy Yerleşmeleri" İ.Ü Tarih Dergisi, Sayı:30
-1971, Gönül ÖNEY, "Türk Devri Çanakkale Seramikleri" Çan Seramik Fabrikaları Yayını
-1939, A. LANE, "Turkish Peasant Pottery from Chanak and Kutahia", Connoisseur 104:232-59
-........, Deniz AYDA, "Çanakkale Seramikleri" Vakıflar Dergisi, SAyı: XXVI, Vakıflar Genel Müdürlüğü
-......., Filiz SANAY, "Türk Dönemi Çanakkale Seramiklerinin Dünü ve Bugünü"
Eksik olduğunu saptadığınız yayınları, katkı sağlamak amacıyla sitede yayınlamak için, adresime yollayabilirsiniz. İletişim: fkaragul@comu.edu.tr

ÇANAKKALE ECEABAT KİLİNİN DÜŞÜK DERECELİ BORAKSLI SIRLARDA KULLANIMI

Yrd.Doç.M.Fatih Karagül, Öğr.Gör.Berrin Kayman ve Uzman Necati Işık tarafından gerçekleştirilen bu projede Çanakkale’nin yer altı zenginliklerinden olan ve seramik üretiminde kullanılabilen hammaddelerden bazıları üzerinde, uygulanabilirlik saptaması üzerine çalışmalar yapılmıştır. Özellikle düşük dereceli sırların çömlekçiler tarafından tercih edilir oluşu, projenin başlangıç aşamasında fikir verici olmuştur. Günümüzde özellikle unutulmaya yüz tutmuş geleneksel Çanakkale çömlekçiliği adına, yeniden canlandırma çalışmalarına destek olabilmek için de önem arz eden bu projede laboratuvar çalışmaları sonucunda elde edilen veriler, gelecekte gerçekleştirilecek benzer nitelikli çalışmalara da ışık tutacaktır. Projenin gerçekleşmesinde Çanakkale Onsekiz mart Üniversitesi BAP Komisyonu tarafından 2009/12 nolu proje desteği alınmıştır.


Bu projede; bir seramik kenti olan Çanakkale’nin, sahip olduğu doğal hammadde olanaklarının, düşük dereceli seramik sırlarında (1020 santigrat derece) kullanılabilirliğinin tespiti yönünde çalışılmıştır. Hazırlanan sırların, özellikle yerel çömlekçilerin de kullanabileceği niteliklerde olması amaçlanmıştır. Bunun için Eceabat yöresi kilinin hem çamur bünyede hem de sır yapıcı hammadde olarak kullanılması üreticilere ekonomik bir olanak sağlayacaktır. Öte yandan Ezine yöresine ait kalsit ve Atikhisar kilinin kullanımı, yerel kaynakların kullanımı adına önemli bir değerdir. Sırlarda deneysel amaçlı ergiticilerden, boraks, kolemanit, sodyum feldspat ve potasyum feldspat kullanılmıştır. En olumlu sonuç borakstan elde edilmiştir. Projenin tamamlanması ile üniversite ortamında elde edilen sonuçların, pratik alanda KOBİ ler tarafından kullanılabilirliği, Üniversite-Sanayi ilişkisi adına da önemli bir adımdır.

Yapılan testler sonucunda, isteğe bağlı olarak geliştirilebilecek şeffaf sır reçetesi aşağıda belirtilmiştir. Tamamen yerel hammaddelerle üretilebilen bu sır, 1020 santigrat derecede pişirilmiştir. Projede kullanılan Eceabat kili, Atikhisar (Gavurkale) kili, Ezine (Araplar Boğazı) kalsitinin CP-AES ve Kimyasal analiz sonuçları yapılmıştır. Sonuçlara buradan ulaşabilirsiniz. Hammadde temininde desteğini esirgemeyen Nüvit Yarar ve Sinan Uçar'a teşekkür ederiz.

Boraks: 60 gr.
Ezine kalsit: 60 gr.
Gavurkale kili: 10 gr.
Eceabat Kili: 10 gr.

ÇANAKKALE SERAMİK ŞEHRİ KONSEYİ İLK TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ

Çanakkale Valiliği Belediye Üniversite Rotary Kulübü ortak organizasyonuyla kentin seramik kimliğini yeniden ele alıp yaşatmak adına başlayan çalışmalar kapsamında düzenlenen "Seramik Şehri Çanakkale Projesi" konsey toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan ÇOMÜ Rektörü Prof Dr. Ali Akdemir, seramik sanatının duyguları ifade eden özellikler taşıdığını duygusallığın günümüzde hem incelik hem maddiyat olarak tanımlandığını belirterek "o yüzden seramik her iki açıdan da bizim için duygusallığı yansıtıyor" dedi.Konsey toplantısında bir konuşma yapan Vali Orhan Kırlı, Seramik Şehri Çanakkale Projesinin Mimarı Prof. Dr. Erdinç Bakla'nın bir kentli olarak daha önce yaşadığı toprakların kültürüne sahip çıkma adına çok önemli bir misyon yüklendiğini belirterek geliştirilen projeye Valilik olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.



Kentin yüzyıllarca seramikle özdeşleşen kimliğini yeniden ele alıp yaşatmak üzere başlayan çalışmalar kapsamında Seramik Şehri Çanakkale Projesi Konseyi toplantılarının birincisi gerçekleştirildi.
Projenin yürütücüsü Prof. Dr. Erdinç Bakla, Troya"dan günümüze kadar gelen seramiklerin büyük bölümünün sergilenemeyip İstanbul Arkeoloji Müzesi`nin bodrumunda saklandığını, Çanakkale"ye kurulacak olan müzeye taşınmasının en büyük arzusu olduğunu söyledi.
Çanakkale Valiliği, Çanakkale Belediyesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi(ÇOMÜ) ve Çanakkale Rotary Kulübü`nün işbirliğiyle kentin seramik kimliğini yeniden ele alıp yaşatmak üzere başlayan çalışmaların çerçevesi içinde Seramik Şehri Çanakkale Projesi Konsey toplantısının birincisi ÇOMÜ"de gerçekleşti.
1960"lı yıllara kadar var olan ve kendisinin de bir dönem staj yaptığı seramik fırınlarına günümüzde rastlanmadığını belirten Prof. Dr. Bakla, seramiğin Çanakkale için vaz geçilmez bir kültür olduğunu ifade etti.
Çanakkale adının seramikten alındığını hatırlatan Bakla, seramik yapımının sadece yakın tarihte değil, Troya döneminden beri Çanakkale ile anıldığını belirterek “Tarihsel önemi olan Çanakkale seramiğini yaşatmak Çanakkale`nin değerlerine sahip çıkıp yaşatmakla eşdeğerdir,” dedi.
ÇOMÜ Troya Kültür Merkezi`nde gerçekleşen toplantıya Vali Orhan Kırlı, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, ÇOMÜ Rektörü Ali Akdemir, Kale Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Cumhuriyet Başsavcısı İlmettin Köklü, Çanakkale Defterdarı Sacide Şakar, sivil toplum kuruluşlarından yönetici ve temsilcilerin yanı sıra Yeditepe, Mimar Sinan, Hacettepe ve Işık üniversitelerinden öğretim üyeleri ve İstanbul"da yerleşik seramik antikacı ve müzayedecileri de katıldı.
Seramik duygusallığı
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ali Akdemir, seramik sanatının duyguları ifade eden özellikler taşıdığını, duygusallığın günümüzde hem incelik hem de maddiyat olarak tanımlandığını belirterek “O yüzdendir ki seramik her iki açıdan da bizim için duygusallığı yansıtıyor,” dedi.
Akdemir, ÇOMÜ olarak Seramik Şehri Çanakkale Projesi Konseyi`nin toplantısının ev sahipliğini üstlenmekten büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.
"Bizi Bakla uyandırdı"
Çanakkale"nin seramik özelliğinin yüzyıllardır bilinegeldiğini ancak teknolojik değişim yüzünden birçok meslek gibi seramik imalatının da Çanakkale"de erozyona uğrayıp unutulduğunu belirten Belediye Başkanı Ülgür Gökhan“Yıllardır uyuduğumuz, unuttuğumuz seramik rüyasından bizi sayın Prof. Dr. Erdinç Bakla uyandırdı,” dedi.
Çanakkale`nin toprağının seramik özelliğine dikkati çeken Gökhan“Her gün üzerine basıp çiğnediğimiz toprağın farkına da sayın Bakla"nın uyandırmasıyla vardık. Ne yazık ki Troya"dan günümüze gelen bu özelliği yaşatamadık ama bugün, burada seramik sanatını yaşatmak adına bir arada olmamız gurur verici. Ben bunu kentin belediye başkanı olmanın ötesinde, birey olarak da çok önemsiyorum,” dedi.
Valilikten destek
Vali Orhan Kırlı da konuşmasında Seramik Şehri Çanakkale Projesi`nin mimarı Prof. Dr. Erdinç Bakla"nın bir kentli olarak daha önce yaşadığı toprakların kültürüne sahip çıkmak adına çok önemli bir göre yüklendiğini belirterek geliştirilen projeye valilik olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.
Konuşmalarda, Çanakkale"ye seramik müzesi kurulmasının en az Troya Müzesi kadar önemli olduğu, kent içinde belediyenin katkılarıyla geçici olarak oluşturulacak müzenin yanında Troya Müzesi içerisinde de seramik sergisinin yer almasının turizm açısından büyük önem taşıdığı kaydedildi.
Toplantının ardından Truva Otel`de bir kokteyl ve akşam yemeği düzenlendi. Gecenin ev sahipliğini üstlenen Rotary Kulübü Dönem Başkanı Aysun Doğantan, açış konuşmasında projenin hızlı bir şekilde yol aldığını ifade etti ve “Çanakkalemiz`in eşsiz değerlerinden biri olan Çanakkale seramiklerinin yaşatılması ve geliştirilmesiyle ilgili çalışmaları Prof. Dr. Erdinç Bakla"nın önderliğinde, şehrimizin yöneticileriyle paylaşarak başlatmıştık. Daha sonra Çanakkale Valiliği"nin, Çanakkale Belediyesi"nin, 18 Mart Üniversitesi Rektörlüğü"nün, Troya Vakfı`nın, Yerel Gündem 21"in, Seramik Derneği"nin, tüm seramik gönüllülerinin ve projenin mimarı olan Çanakkale Rotary Kulübü`nün yer aldığı Seramik Şehri Çanakkale Kent Konseyi`nin oluşturulmasıyla bu çok önemli projeyi bütün Çanakkale`nin sahiplenmesini ve yürütülmesini sağladık. Bundan sonraki çalışmalarımız, Konsey Koordinatörlüğü görevini üstlenen üyemiz Rtn. Hülya Acar"ın çok yoğun emekleriyle yine bizlere önderlik eden hocamız Prof. Dr. Erdinç Bakla"nın da çabalarıyla tüm konsey üyelerince yürütülmüştür. Çanakkale"nin enerjisini verdiği bu güzel projenin ilgili ve yetkin kişilerin katkılarıyla büyüyüp güzelleşeceğinden eminim," dedi.
Doğantan, konuşmasına daha sonra şu sözlerle devam etti:
"Şehrimizin önder kurumlarının ve çok değerli seramik gönüllülerinin oluşturduğu bu konsey o kadar enerjik çalıştı ki kısa sürede çok ciddi yol alındığını hepimiz görmüş olduk. Köklü bir geçmişe sahip olan ve kurulduğu günden bugüne değin çok büyük projelere imza atmış olan Çanakkale Rotary Kulübünün dönem başkanı olarak Çanakkale"miz için çok şey ifade eden ve bundan sonrada çok şey ifade edecek olan Çanakkale Seramiklerinin yaşatılması ve geliştirilmesine yönelik bu büyük projenin Çanakkale kamuoyuna sunulmasını sağlayarak cazibe konusu haline getirmiş olmanın ve Çanakkale"nin bu projeye sahip çıktığını görmenin gururunu yaşıyorum. Çanakkale Seramikleri projesinin Uluslararası Rotary`de “Toplum Birlikleri Projesi” olarak kabul edilmesi de bizler için ayrıca bir gurur ve kazanımdır. Önümüzdeki dönemde bu proje için UR den ciddi boyutlarda maddi katkı beklemekteyiz” dedi.
Kaynak:www.turkiyeturizm.com

SERAMİK SANATÇISI ERDİNÇ BAKLA'DAN ZİYARET




Seramik Sanatçısı Prof. Dr. Erdinç BAKLA, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür GÖKHAN’ı ziyaret etti. Çanakkale seramiklerinin yeniden halka ulaştırılması, öneminin vurgulanması gerekliliğine değinildiği görüşmede, eski kilisenin bulunduğu alandaki eski binanın yerinin istimlak kararının alındığını, kamulaştırma işleminden sonra binanın restore edilerek seramik müzesi için belediye tarafından tahsis edileceğini açıklayan Belediye Başkanı Sayın GÖKHAN, kentte seramik üzerine çalışmaların yoğunlaştığını ifade etti.

Erdinç BAKLA, yakın zamanda Çanakkale’de konferans vereceğini, “Seramik Şehri Çanakkale” açılış toplantısı ile startı vereceklerini ifade etti. Onsekiz Mart Üniversitesi Kültür Evi’nin alt katının da seramik sergileme alanı olarak üniversite tarafından verildiğini müjdeleyen Sayın BAKLA, Çanakkale Valiliğinin 25 parça seramiğin sergilenmesine izin verdiğini de belirtti.

06.03.2008

Kaynak:http://belediyeden.com/97/canakkale-belediyesi/732121/seramik-sanatcisi-erdinc-bakladan-ziyaret.html

Bu haberin akabinde yaşanan pek çok gelişme sonrasında, kurulan Seramik Konseyi çalışmalarının da katkılarıyla, Seramik Müzesi olarak eski er hamamının kullanılması kesinleşti. Hamamın yenilenmesi ile ilgili çalımalar başladı ve devam etmekte. Yapılan protokol gereği müze olarak kullanılacak hamam, askeriyeden geçici süre ile Çanakkale Belediyesi adına devralınmıştır.

11 Nisan 2010 Pazar

SERAMİK ŞEHRİ ÇANAKKALE

Kentin yüzyıllarca seramikle özdeşleşen kimliğini yeniden ele alıp yaşatmak üzere başlayan çalışmalar kapsamında Seramik Şehri Çanakkale Projesi Konseyi toplantılarının birincisi gerçekleştirildi.
ÇANAKKALE- Kentin yüzyıllarca seramikle özdeşleşen kimliğini yeniden ele alıp yaşatmak üzere başlayan çalışmalar kapsamında Seramik Şehri Çanakkale Projesi Konseyi toplantılarının birincisi gerçekleştirildi.
Projenin yürütücüsü Prof. Dr. Erdinç Bakla, Troya"dan günümüze kadar gelen seramiklerin büyük bölümünün sergilenemeyip İstanbul Arkeoloji Müzesi`nin bodrumunda saklandığını, Çanakkale"ye kurulacak olan müzeye taşınmasının en büyük arzusu olduğunu söyledi.
Çanakkale Valiliği, Çanakkale Belediyesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi(ÇOMÜ) ve Çanakkale Rotary Kulübü`nün işbirliğiyle kentin seramik kimliğini yeniden ele alıp yaşatmak üzere başlayan çalışmaların çerçevesi içinde Seramik Şehri Çanakkale Projesi Konsey toplantısının birincisi ÇOMÜ"de gerçekleşti.
1960"lı yıllara kadar var olan ve kendisinin de bir dönem staj yaptığı seramik fırınlarına günümüzde rastlanmadığını belirten Prof. Dr. Bakla, seramiğin Çanakkale için vaz geçilmez bir kültür olduğunu ifade etti.
Çanakkale adının seramikten alındığını hatırlatan Bakla, seramik yapımının sadece yakın tarihte değil, Troya döneminden beri Çanakkale ile anıldığını belirterek “Tarihsel önemi olan Çanakkale seramiğini yaşatmak Çanakkale`nin değerlerine sahip çıkıp yaşatmakla eşdeğerdir,” dedi.
ÇOMÜ Troya Kültür Merkezi`nde gerçekleşen toplantıya Vali Orhan Kırlı, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, ÇOMÜ Rektörü Ali Akdemir, Kale Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Cumhuriyet Başsavcısı İlmettin Köklü, Çanakkale Defterdarı Sacide Şakar, sivil toplum kuruluşlarından yönetici ve temsilcilerin yanı sıra Yeditepe, Mimar Sinan, Hacettepe ve Işık üniversitelerinden öğretim üyeleri ve İstanbul"da yerleşik seramik antikacı ve müzayedecileri de katıldı.
Seramik duygusallığı
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ali Akdemir, seramik sanatının duyguları ifade eden özellikler taşıdığını, duygusallığın günümüzde hem incelik hem de maddiyat olarak tanımlandığını belirterek “O yüzdendir ki seramik her iki açıdan da bizim için duygusallığı yansıtıyor,” dedi.
Akdemir, ÇOMÜ olarak Seramik Şehri Çanakkale Projesi Konseyi`nin toplantısının ev sahipliğini üstlenmekten büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.
"Bizi Bakla uyandırdı"
Çanakkale"nin seramik özelliğinin yüzyıllardır bilinegeldiğini ancak teknolojik değişim yüzünden birçok meslek gibi seramik imalatının da Çanakkale"de erozyona uğrayıp unutulduğunu belirten Belediye Başkanı Ülgür Gökhan“Yıllardır uyuduğumuz, unuttuğumuz seramik rüyasından bizi sayın Prof. Dr. Erdinç Bakla uyandırdı,” dedi.
Çanakkale`nin toprağının seramik özelliğine dikkati çeken Gökhan“Her gün üzerine basıp çiğnediğimiz toprağın farkına da sayın Bakla"nın uyandırmasıyla vardık. Ne yazık ki Troya"dan günümüze gelen bu özelliği yaşatamadık ama bugün, burada seramik sanatını yaşatmak adına bir arada olmamız gurur verici. Ben bunu kentin belediye başkanı olmanın ötesinde, birey olarak da çok önemsiyorum,” dedi.
Valilikten destek
Vali Orhan Kırlı da konuşmasında Seramik Şehri Çanakkale Projesi`nin mimarı Prof. Dr. Erdinç Bakla"nın bir kentli olarak daha önce yaşadığı toprakların kültürüne sahip çıkmak adına çok önemli bir göre yüklendiğini belirterek geliştirilen projeye valilik olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.
Konuşmalarda, Çanakkale"ye seramik müzesi kurulmasının en az Troya Müzesi kadar önemli olduğu, kent içinde belediyenin katkılarıyla geçici olarak oluşturulacak müzenin yanında Troya Müzesi içerisinde de seramik sergisinin yer almasının turizm açısından büyük önem taşıdığı kaydedildi.
Kokteyl ve Akşam Yemeği
Toplantının ardından Truva Otel`de bir kokteyl ve akşam yemeği düzenlendi. Gecenin ev sahipliğini üstlenen Rotary Kulübü Dönem Başkanı Aysun Doğantan, açış konuşmasında projenin hızlı bir şekilde yol aldığını ifade etti ve “Çanakkalemiz`in eşsiz değerlerinden biri olan Çanakkale seramiklerinin yaşatılması ve geliştirilmesiyle ilgili çalışmaları Prof. Dr. Erdinç Bakla"nın önderliğinde, şehrimizin yöneticileriyle paylaşarak başlatmıştık. Daha sonra Çanakkale Valiliği"nin, Çanakkale Belediyesi"nin, 18 Mart Üniversitesi Rektörlüğü"nün, Troya Vakfı`nın, Yerel Gündem 21"in, Seramik Derneği"nin, tüm seramik gönüllülerinin ve projenin mimarı olan Çanakkale Rotary Kulübü`nün yer aldığı Seramik Şehri Çanakkale Kent Konseyi`nin oluşturulmasıyla bu çok önemli projeyi bütün Çanakkale`nin sahiplenmesini ve yürütülmesini sağladık. Bundan sonraki çalışmalarımız, Konsey Koordinatörlüğü görevini üstlenen üyemiz Rtn. Hülya Acar"ın çok yoğun emekleriyle yine bizlere önderlik eden hocamız Prof. Dr. Erdinç Bakla"nın da çabalarıyla tüm konsey üyelerince yürütülmüştür. Çanakkale"nin enerjisini verdiği bu güzel projenin ilgili ve yetkin kişilerin katkılarıyla büyüyüp güzelleşeceğinden eminim," dedi.
Doğantan, konuşmasına daha sonra şu sözlerle devam etti:
"Şehrimizin önder kurumlarının ve çok değerli seramik gönüllülerinin oluşturduğu bu konsey o kadar enerjik çalıştı ki kısa sürede çok ciddi yol alındığını hepimiz görmüş olduk. Köklü bir geçmişe sahip olan ve kurulduğu günden bugüne değin çok büyük projelere imza atmış olan Çanakkale Rotary Kulübünün dönem başkanı olarak Çanakkale"miz için çok şey ifade eden ve bundan sonrada çok şey ifade edecek olan Çanakkale Seramiklerinin yaşatılması ve geliştirilmesine yönelik bu büyük projenin Çanakkale kamuoyuna sunulmasını sağlayarak cazibe konusu haline getirmiş olmanın ve Çanakkale"nin bu projeye sahip çıktığını görmenin gururunu yaşıyorum. Çanakkale Seramikleri projesinin Uluslararası Rotary`de “Toplum Birlikleri Projesi” olarak kabul edilmesi de bizler için ayrıca bir gurur ve kazanımdır. Önümüzdeki dönemde bu proje için UR den ciddi boyutlarda maddi katkı beklemekteyiz” dedi.


Osmanlı seramiklerindeki tekneler

Şebnem Akalın Eryavuz
İznikli ve Çanakkaleli ustaların seramikler üzerine çizdiği tekne resimleri bizi yüzyıllar öncesinin düş yolculuklarına çıkarıyor. Bugün denizle ilgili bir hayal kurmaya ne dersiniz? Rüzgarı apazdan alarak yelkenleri açmış, dalgaları yararak ilerleyen bir yelkenlidesiniz. İster dümen tutun, ister rüzgar üstüne geçip oturun. Büyük kentin karmaşasından uzakta, denizin ortasında sevdiğinizle tek başınıza, yalnızca rüzgarın ve dalgaların sesi. Sessizlik demek daha mı doğru olacak? Uzaklarda başka tekneler, balık tutan sandallar, istavritlerin peşinden sahile kadar gelen yunuslar... Bunları yaşamak aslında ulaşılamaz bir düş değil. Biz evimizin bahçesinde kendi yaptığımız küçük bir yelkenliyle yıllardır bu keyfi yaşıyoruz. Denizi seviyorsanız, ona uzaktan bakmak yerine onunla birlikte olmalı, rüzgarla el ele alıp başınızı gitmelisiniz. Sizi teknemle bir yolculuğa çıkaramam ama, geçmişin yelkenlilerine bir yolculuğa çıkabiliriz hep birlikte. Ve her birimiz ayrı bir hayalin peşinde... Orhan Veli`nin dediği gibi; Gün olur, alır başımı giderim Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda Şu ada senin, bu ada benim, Yelkovan kuşlarının peşi sıra... Tarih öncesi çağlarda suyun üstünde yüzen bir kütük parçasından esinlenerek ilk teknesini yapan, sonra bir kürek, bir dümen, bir yelken derken keşfetme duygusuyla ufka doğru yola çıkan ilk denizcilere hayran olmamak mümkün değil. Aslında tekneler bizi yalnızca uzak diyarlara götürmüyor, düş yolculuklarına da çıkmamızı sağlıyor. İster bir teknede olun, ister süzülüp giden bir tekneye kıyıdan bakın. Siz de hayaller kurmaz mısınız? Tekneler, deniz yolculukları, şairlere ve yazarlara ilham verdiği gibi ressamların da sevdiği konulardan olmuş; bir koya demirlemiş yelkenlileri, kıyıya çekilmiş sandalları, fırtınada ilerlemeye çalışan kalyonları, yoğun topçu ateşi altında savaşan gemileri tablolarında resmetmişler. Yalnızca ressamlar değil, geçmiş yüzyıllarda seramik ustaları da aynı duyguyla tabakları, şişeleri, bardakları, maşrapaları yelkenli teknelerle bezemişler. Örneğin 16. yüzyılın İznikli seramik ustalarının motif dağarcığında yalnızca laleler, karanfiller, gül ve sümbüller bulunmuyordu. Belki İznik Gölü`nde, belki de İstanbul Boğazı`nda, Marmara Denizi`nde yol alan küçük yelkenliler, dev kalyonlar seramikçilerin hayal dünyasından yola çıkmış, yelken açıp günümüze kadar gelmişler. KALYONLU TABAK Londra`da Victoria&Albert Müzesi`nde sergilenen mavi-beyaz renklerde İznik tabak 16. yüzyılın ilk yarısına ait ve şu anda bilinen en erken tarihli örnek. Bu tabakta gördüğümüz küçük üçgen yelkenli tekne motifi çok sevilmiş olmalı ki, 16. yüzyıl ortalarında ünlü mercan kırmızısının da kullanıldığı çok renkli başka benzerleri de yapılmış. Bu küçük yelkenliler kaya veya adacık olarak yorumlayabileceğimiz kıvrımlar arasında beyaz ya da mavi çizgili yelkenlerini açmış seyir yapmaktalar. Piri Reis`in Kitab-ı Bahriye adlı kitabını 1523`te Kanuni Sultan Süleyman`a sunduğu yıllarda, onun haritalarında görülen teknelerin benzerleri de seramikler üzerine yapılmış. 16. yüzyılın sonlarında Avrupa`da İznik seramiklerine ilginin başlamasıyla hariçteki tüccarlar için tabak, bardak imal edilmesinin çoğalması Saray`ın sipariş verdiği çinilerin yapımını geciktiriyor, bunun için İznik`e fermanlar bile gönderiliyordu. Ama bugün dünya müzelerindeki sayısız İznik seramiği bu dönemin ürünü olup, bunlar arasında kalyonlu tabaklar özel bir yer tutmakta. 17. yüzyıl gibi artık seramiklerin kalitesinin bozulduğu dönemde yapılan büyük tabakların çoğunun ortasında tek bir büyük Osmanlı veya Avrupa yelkenli tekne betimi bulunuyor. Tüm teknelerin yönünün sola doğru olmasını yadırgamamak gerek. Çünkü sağdan sola doğru yazı yazmaya alışkın olan ellerin çizdiği yelkenliler bunlar. Kalan birkaç usta da İstanbul`da Tekfur Sarayı`nda kurulan atölyelere getirilince İznik`te seramik üretimi sona erdi. Cennet bahçesini andıran çiçekli tabaklar, masal dünyasından hayvanlar, hülyalı bakışlarıyla def çalan güzeller, uzaklara yelken açmış gemili tabaklar artık yapılmaz olmuştu. RÜZGARIN YÖNÜ Aradan yaklaşık 150 yıl geçtikten sonra bu kez Çanakkaleli seramik ustaları yaptıkları tabakları yelkenli teknelerle bezemeye başladılar. Eski adı Kale-i Sultaniye olan Çanakkale, 18. yüzyılda çanak çömlek yapımıyla ünlenince adı bile değişmiş. 18. yüzyılın sonuyla 19. yüzyılın başlarında yapılmış olan gemi betimli Çanakkale tabakları Boğaz`dan geçen yabancı denizciler, gezginler tarafından hediyelik eşya olarak satın alınmış. Müzelerde ve özel koleksiyonlarda karşımıza çıkan bu seramiklerin bazılarında sakin havada, hafif bir rüzgarda yol alan bir tekne görürüz. Denizin nazlı dalgaları kavisli çizgilerle, sanki bir çiçek dalı gibi gösterilmiştir. Rüzgar o kadar hafif esmektedir ki bayraklar bile aşağıya sarkmaktadır. Şiddetli rüzgarda yol alan gemilerin ise yelkenleri şişmiş, rüzgarda çırpınan bayrak ve geminin baş tarafının dalgaların arasından denize dalışı havanın durumunu yansıtır. Bazen de gemi limana girmiş, yelkenlerini indirip iki baştan demir atmış, çevresini küçük sandallar kuşatmıştır. Çanakkale seramikleri üzerindeki bu gemi betimleri birkaç fırça hareketiyle usta eller tarafından bir çırpıda çizilivermiştir. Yüksek bordasında topları olan ağır savaş gemileri, çift direkli büyük ticaret gemileri, seyir halindeki kalyonlar, kalenin önüne demir atmış küçük yelkenliler... Günümüz ustaları da yaptıkları çini ve seramiklerde eski tekneleri model olarak kullanmayı sürdürüyorlar. Bunların hepsi mavi sulardan seramiklere yansıyan görüntüler. Odamızın bir köşesine koyduğumuzda, denizden uzak kaldığımız günlerde mavi koyların hayalini kurmaya devam edebiliyoruz.
01.07.2006
http://www.aksam.com.tr

9 Nisan 2010 Cuma

1995 AKKÖY GEZİSİ

Akköy Kil madeninin çizmiş olduğum kesidi.



Assos Arkeolojik kazısında seramik restoratörü olarak görev yaptığım 1995 senesinin ağustos ayının otuzunda, rahmetli kazı başkanımız Prof.Dr.Ümit Serdaroğlu’nun talimatıyla, Ezine’nin Akköy adlı köyüne gitmekle görevlendirildim. Bu gezideki esas amacımız kazı evinde oluşturmaya çalıştığımız küçük çömlekçi atölyesi için veriler toplamak, Akköy’deki çömlekçi çarklarını inceleyerek, yeni bir çömlekçi çarkı üretmekti. Buna ek olarak da, bir miktar yerel çömlekçi kili temin edip bunla kazı evindeki ilk seramik üretimine başlamaktı. Bu amaçla yanımda kazının marangozu, Bergaz’lı Kadir Poyraz da gelmişti. Temiz ve aydınlık bir günde gerçekleştirdiğimiz kısa bir seyahat sonrası vardığımız köy meydanındaki kahvede, çömlekçilik yapan birisini aradığımızı söylediğimizde, genç bir köy delikanlısı bizi hemen yakındaki Mehmet Ali Gümüş’ün atölyesine götürmüştü. Avlulu bir kompleks içerisinde yer alan atölye, dar sokağa açılan cümle kapısı ve girişin solunda yer alan kerpiç sıvalı konik fırınla çok etkileyici idi. Fırının yüksekliğini o zaman her ne kadar ölçmemiş olsam da, şimdilerde en az 3m.uzunlukta olduğunu hatırlıyorum. Zemine serpilmiş kül üzerinde hazırlanmış çömlekçi çamurunu, eşi büyük bir maharetle çömlekçi çarkında şekillendirmekteydi. İlk görüşte şaşırmış olsam da, daha sonra öğrendiğimde, bu köyde hep kadınlar şekillendirirmiş çömlekleri. Mehmet Ali Gümüş ise çamuru hazırlamak için ocaktan gerekli hammaddeleri temin edip, bunlarla şekillendirilmeye hazır çamuru üretmekte idi. Kendisinden edindiğim bilgiler kısaca şöyle: Çömlekçi tornası için hazırladığı çamuru, temelde 2 hammaddeyi karıştırarak oluşturuyor. Yerel adı ile 8 kısım çömlek ve 2 kısım kırmızı kum. Hazırlanan bu ikili karışımla, plastikliği çok yüksek yağlı bir çömlekçi kili elde ediliyor ve çok rahat çömlekçi çarkında şekillendirilebiliyordu. Gök toprak denen hammadde ise, demir alaşımlı olduğunu tahmin ettiğim, çömleklerde koku yaptığından, baca künk ve kiremit yapımında tercih edilmekte idi. Çömlek ve kırmızı kum karışımıyla oluşturulan çömlekçi kili ise koku yapmadığından, yağ ve yoğurt kapları için ideal bir seçim.
Mehmet Ali Gümüş usta, bana toprakları çıkarttığı ocağı göstermek isteyip, yanına çağırdı ve araziye doğru kısa bir yürüyüş yaptık. Elimize aldığımız çuvallarla, kazarak çukurlaştırılmış bir yere geldiğimizde, dik yüzeydeki küçük bir delikte gözden kaybolan usta, kısa bir süre sonra çuvalı doldurarak dışarı çıkmıştı. İşte onların ocak olarak adlandırdıkları yer böyle bir yerdi. Oldukça tehlikeli ve zahmetli bir hammadde temin yöntemi. Ustanın ocakta yerinde anlattığı tabakalaşma kesitinde, 8 katman toprak olduğundan bahsetti. Yerel adlarıyla yukarıdan aşağıya doğru sıralandığında adları ve yaklaşık katman kalınlıkları; kayan taşı (75 cm.), kırmızı kum (100 cm), koca taşlı (60 cm), sarı baldır (75 cm.), küçük taşlı (50 cm.), kara baldır (50 cm.), çömlek kum (50 cm.) ve çömlek (75-100 cm) olarak adlandırılmakta. Sonuçta ocaktan çömlekçi çamuru hazırlamak için gerekli çömlek adlı hammaddeye ulaşabilmek için 4,6 m kazı yapmak gerekmekte.
Atölyeye geri döndüğümüzde Mehmet Ali Gümüş usta içtiğimiz çay eşliğinde bana çamuru nasıl hazırladığını da anlattı. Ocaktan çıkartılan hammaddeler güneşte tamamen kurutuluyor. Daha sonra, geniş ve dibi toprak bir havuza aktarılan hammaddeler burada su ile karıştırılıyor ve ardından 2 ila 3 saat durmaksızın ayakla çiğnenip karıştırılıyor. Karıştırılan çamur, hemen yan taraftaki dinlenme-çürütme havuzuna toplanıyor ve yaklaşık 15 cm. kalınlığındaki çamur tabakası 2-3 gün burada bekletiliyor. İlk havuzdaki karışımda, dinlendirme sırasında yabancı maddeler çökerek dipte birikiyor. Bunun oranı ise yaklaşın 2 tonda çamurda 50 kg. çökelti (kum, taşçık, ateş zayiatı). Dibi toprak sıvalı bu havuz aynı zamanda suyun fazlasını da emdiğinden, hazırlık aşamasını kolaylaştırmakta. Dinlenen çamur, zemini kül kaplı toprak ya da beton bir zemine serilerek, kurumaması için üzere naylon ile kaplanır. Bu aşamada çamur dinlendirilerek, şekillendirme sırasında gerekli olan nemi, bünyesinde koruması sağlanır. Şekillendirme aşamasına gelindiğinde ise, gerekli miktarda çamur bu yığından alınarak iyice yoğrulur, içinde kalmış olan hava, dışarı atılır ve artık çömlekçi çarkında kullanılmaya hazırdır.
Usta ile sohbet ederken biraz da fırın hakkında bilgi edinmeye çalıştım. Fırının dış yüzeyi boz renkli, saman karışımlı bir toprak tabakasıyla kaplı. Fırının odunla yakıldığını öğrendim. Yakacak olarak yakın çevrede bolca buldukları çam ağaçlarını kullanıyorlardı. Zaten fırının yanına bir miktar kesilmiş çam ağacı stoklamış durumdaydı. Fırının pişme süresinin hem hava şartlarına, hem de fırın içindeki seramiklerin cins ve yoğunluğuna göre değiştiğini söyledi. Fakat kesin olarak pişirimin ne zaman tamamlandığını anlamak için ise, fırın bacasından uzatılan bir kuş tüyünün alev alması gerektiğini bilmeliymişiz.
Ustanın hanımı bu arada çömlekçi çarkında, İstanbul’daki bir otel için almış olduğu siparişi üretmekte. Biçim olarak Avanos yöresinde “vaşı” olarak adlandırılan salça hazırlamakta kullanılan kaba benziyor. Yanlarda iki adet fonksiyonel kulbu yer almakta ve yaklaşık çapı 40 cm ve yüksekliği ise 20 cm. civarlarında. Sene 1995 olunca üretime yönelik bir takım şikayetler de mevcut. Eskiden günlük kullanıma yönelik kap kacaklar üretirlerken, bunların yerini plastik aldı, metal aldı. Şükrediyorlar, yine de üretimin bir şekilde devam ettiğine. Bir tüccar için ürettikleri seramikler, İstanbul’da satılacak ve bir otelde kullanılacak. Fakat bu gidişle 10 yıla kalmaz, atölyelerin iş yapamayacak duruma geleceğini ve kapanmaya başlayacağından korkuyorlar.
Sene 2010 olunca, 15 yıl önce güdülen kaygıların sonunda gerçeğe dönüştüğünü rahatlıkla farkedebiliyoruz. Tarih sahnesinde geçen bunca zaman, var olma savaşında başarıyla çarpışan seramik artık Akköy için de teslim bayrağını çekmiş, yüzlerce yıla karşın son 15 yılda pes etmiştir.
Belki sene 2100 olacak, belki de bir başka tarih. Bu etkileyici çöküş içinde, pek çok faktörün rol aldığı gerçeği bir yana, o gün geldiğinde, yine o çanak çömleğe muhtaç olacağımız gerçeğinden korkmaktayım. Teknoloji ve medeniyet devi gün gelip de kendini yok ettiğinde, ateş yakmasını becerebilenlerden olmak ve toprağı pişirip seramik yapabilir olanlardan olmak... İşte önemli bir ayrıcalık.


M.Fatih KARAGÜL

18 Mart 2010 Perşembe

Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu




“Çanakkale Seramikleri Ece Abaat Yöresi Çömlekçiliği” S.Sevim, Y. Karaman, II. Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu Anadolu Üniversitesi 28 Haziran 2002 ESKİŞEHİR.















 

"Çanakkale - Akköy yöresi Fırın Curuflarıyla, Pişmiş Toprak Yüzeylerdeki Renklendirme Uygulamaları" M.Berrin Kayman, D.Berna Gündüz, III. Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu Anadolu Üniversitesi, 16-30 Haziran 2003 sf:104-109
















14-27 Haziran 2010 tarihinde Eskişehir Tepebaşı Belediyesince düzenlenecek olan 4.Pişmiş Toprak Sempozyumunda, Yrd.Doç. M.Fatih KARAGÜL " Çanakkale Seramiklerinin Günümüzdeki Durumu" başlıklı bildirisini sunacaktır.

17 Mart 2010 Çarşamba

ÖNEMLİ BENZERLİK



Geleneksel Çanakkale Seramiklerinin kökenine ve oluşumuna ilişkin daha önce pek çok yazı yazıldı ve farklı görüşler ileri sürüldü. Kimi durumda ise bu görüşler ortak bir noktada birleşti. Bu kısa yazı ve 2 görsel örnekle belki yeni bir tartışma ortamı oluşabilir düşüncesi ile öncelikle aşağıdaki 2 benzer resmi incelememiz gerekecek.
Ele almaya çalıştığım örneklerden soldaki; M:Ö:350-325 yıllarına tarihlenen ördek biçimli bir askos. Bu örnekte görülen biçim yapısı, başın oranı, şekli ve duruşu, kulbun biçimi ve konumu ile ayak yapısı, Çanakkale seramiği olduğu belirtilen sağdaki örnekle benzerlikler taşımakta. Özel bir koleksiyonda varlığını tepit ettiğim ördek biçimli kap, ilk bakışta Geleneksel Çanakkale seramikleri ile önemli benzer özellikler göstermekte. İşçilik, sır, çamur yapısı ve dekor gibi unsurlar bu iddiayı pekiştirmekte. Fakat biçim alışık olunan biçmlerle uyum sağlamamakta. Yine de bu iddia dahi tartışmaya değer. Bu örneğin orjinal geleneksel Çanakkale Seramiği olduğunu kabul ettiğimizi var sayalım, bu durumda Çanakkale'nin, Troia'nın Etrüsk'ler ile bağını haırlayalım. Tuhaf bir döngü ve bağlantı olamaz mı? Görüşlerinizi paylaşalım.

Pottery Production in the Troad Ancient and Modern Akköy

Doç.Dr.Billur Tekkök-Biçken tarafından Near Eastern Archeology VOL. LXIII NO.2 JUNE 2000 63:2 referanslı dergide 2000 yılında yayınlanan ve 94-101. sayfalarda yer alan makale, Çanakkal Ezine ilçesi Akköy çömlekçiliği ile ilgili önemli saptamaları içermektedir. Bilindiği üzere Akköy, Çanakkale için önemli seramik üretim noktalarından birisi olarak tarih sahnesinde yerini almış bulunmaktadır. Ne yazık ki günümüzde artık bu üretimden söz edebilmek mümkün değildir.

16 Mart 2010 Salı

300 yıllık bir el sanatları serüveni Çanakkale’de seramiğin dirilişi

Prof.Erdinç Bakla'nın, Züccaciye Dünyasına FOKUS adlı derginin Temmuz Ağustos 2008 sayısında 28-32. sf. larda yayınlamış olduğu yazısı aşağıda yer almaktadır. Konu ile ilgili önemli noktalara değinilen yazının tam metni de aşağıda yer almakta.



Çanakkale’nin çanak çömleğiyle, 1950’lerin ikinci yarısında tanıştım. Bu bir ‘ilk buluşma’ idi; çünkü daha çocuktum… Ama oyuna olduğu kadar, her güzel şeye merak duyduğum o yıllarda, Çanakkale seramikleri de, canlı renkleri ve çocuksu, naif formlarıyla beni çekmişti. Gençlik yıllarımda, birkaç tanıdık koleksiyoncunun ‘Çanakkale’ye ilgisi dışında, bu seramik türüyle pek bir alışverişim olmadı. Ancak 40’lı ve 50’li yaşlarımda, İznik’leri, Kütahya seramiklerini tanıdıktan sonra, Çanakkale ile daha fazla ilgilenmeye başladım. Çünkü Kütahya parçalar ve İznik’ler karşısında, bende hep kenara itilmiş, kadri bilinmemiş bir tür izlenimi bıraktı Çanakkale seramikleri: Çukur tabakları, küpleri, kâseleri, testi ve sürahileriyle… İşte belki de sırf bu yüzden, seramik koleksiyoncularının piyasasını takip ederken, “Çanakkale nasıl gidiyor?” sorusunu da kafamda hep taşıdım. Son yıllarda, Türk devri Çanakkale seramikleri antika piyasasındaki yerini sağlamlaştırdı. Ama bugün Türkiye’de, antika piyasasının dışında da, Türk devri Çanakkale seramikleriyle ilgilenenler var… Bunların başında, ‘Seramik Şehri Çanakkale Projesi Konseyi’ geliyor… Nedir bu ‘Konsey’ dedikleri; ne yapar, ne işler?.. Gelin biraz geri gidelim ve ‘Çanakkale’yi eski günlerdeki gibi bir seramik şehri yapmak’ sevdasının peşinde koşan bu Konsey’in 8 Mayıs 2008 Perşembe günü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Terzioğlu Kampüsü’ndeki M. Kofmann Troia Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiği ilk toplantıyı izleyelim:
Seramik Şehri Çanakkale Projesi Konseyi’nin öncülüğünü yaptığı bu ilk etkinlik; Mart 2008’de kurulan konseyin oluşumunun ve girişimlerinin Çanakkale halkına, Türk devri Çanakkale seramikleriyle ilgilenenlere duyurulması, projenin çalışma gruplarının tanıtılması amacını taşıyordu. Ayrıca bu etkinlik, akademik yaşamında Çanakkale seramiklerine özel bir önem vermiş olan seramik sanatçısı Prof. Dr. Erdinç Bakla’nın ‘Eşsiz Çanakkale Seramikleri’ adlı konferansıyla noktalanıyordu.Konsey çalışmalarından ve Erdinç Bakla’nın konferansından söz etmeden önce, söz konusu Konsey’in oluşumuna değinelim… Konsey, Çanakkale Rotary Kulübü’nün çabalarıyla; ama Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Ali Akdemir’in, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın Çanakkale Valisi Orhan Kırlı’nın desteklerini de alarak yola çıkmış gönüllü bir oluşum…Aslında Konsey Koordinatörü rotaryen Hülya Acar’ın dile getirdiğine göre, ‘Çanakkale’ye tekrar bir seramik şehri kimliği kazandırabilmek için’, ilk çalışmalar 2006’da başlıyor: Üniversite bünyesinde iki ulusal sempozyum ve iki de ulusal seramik yarışması gerçekleştirilmiş bugüne kadar. Çanakkale Belediyesi de bu kapsamda iki ulusal seramik yarışması düzenlemiş. Ama Hülya Acar’ın konuşmasında vurguladığı gibi, ‘Seramik Şehri Çanakkale Projesi Konseyi’nin oluşumu, bu tür çabalara bir genel çatı sağlayacak. Bu oluşum; arkeolog Rüstem Aslan gibi bilim insanlarından Çanakkale’nin farklı sivil toplum örgütlerine kadar, kentin çok değişik kesimlerinin de gücünü arkasında toplamış… Üniversite rektörü, belediye başkanı ve Çanakkale Valisi de, bu noktayı kıvançla vurguladılar ve Türk devri Çanakkale seramiklerinin tanıtılacağı bu konferansın aynı zamanda, bir ‘Çanakkale Seramikleri Müzesi’ kurulması yolundaki çalışmaların duyuru platformu olduğunu bildirdiler…İyi güzel de, iş bir müzeye kadar gidecekse, bu noktada kimi sorular takılıyordu insanın kafasına: ‘Eski günlerde Çanakkale nasıl bir ‘seramik kenti’ idi? Nasıl oldu da bu özelliğini kaybetti? Bugünün Çanakkale’sinde ‘seramik’ ne durumda?Önce geçmişe bir göz atalım: 17. yüzyıl İstanbul’unun ikinci yarısını anlattığı ünlü ‘İstanbul’ kitabında çağdaş tarihçilerden Robert Mantran, Çanakkale’den gelen çömleklerin İstanbul’da satıldığını, belgeleriyle ortaya koyar. Zaten Prof. Dr. Gönül Öney’in ‘Türk Devri Çanakkale Seramikleri’ adlı çalışmasında (Çanakkale Seramik Fabrikaları Yayını, 1971, Ankara) vurguladığı gibi, Çanakkale’de seramik atölyeleri, ‘tahminen Beylikler Devri’nde de’ faaliyet göstermişlerdi. Ancak bugüne kadar, erken dönem tarihli bir Türk devri Çanakkale seramiği ortaya çıkarılamamıştı... Ama biliyoruz ki, 1701’de Çanakkale’yi ziyaret eden Edmund Chishull, kentte Doğu’ya özgü sırlı testiler yapıldığını görmüştü.

1743-45 tarihli yapıtında İngiliz gezgin R. A. Pococke da, o zamanlar 1.200 nüfuslu kentte, çanak-çömlek ticaretinin önemli bir yer tuttuğundan söz eder. Pococke, kentin adını da çömlek atölyelerinden aldığını, ‘Çanak Kalesi’ diye anıldığını yazar. Bu tarihlerde çanak-çömlek üretimi, ‘çark’ adı verilen torna tezgâhlarında, kırmızı çömlek kiliyle yapılırdı. Yüzeyleri beyaz bir astarla kaplandıktan sonra seramik, kobalt mavisi astar boyalarla işlenen bitki motifleriyle bezenirdi. Ardından şeffaf sırla kaplanan seramikler, 850-900 derecede fırınlanırdı…Çanakkale seramiklerinde, 18. yüzyıl ile 19. yüzyılın ilk yarısını kucaklayan dönemin ürünleri, stil, kompozisyon, renk ve desen örnekleriyle ilgi çeker. Kaba kırmızı ve ender olarak da bej hamurla, sır altı tekniğiyle işlenmiş bu ürünlerde, çoğunlukla saydam sır kullanılır. Desenler ise, kahverengi, kahverengine yakın bir mor, turuncu, sarı ve mavi-lacivert renklerle yapılır. 20. yüzyıl başlarına dek önemli bir seramik merkezi olan Çanakkale’de; çukur tabak, kâse, küp, sürahi, testi ve vazo üretimi ön planda olmuştur. En ustalıklı desenler, bugün İstanbul’daki Çinili Köşk Müzesi’nde, Londra’daki Victoria and Albert Museum’da, Atina’daki Benaki Müzesi’nde, Ankara’daki Etnografya Müzesi’nde bulunan çukur tabaklarda görülür. Bunlar çoğunlukla 22-23 santim çapında, çorba tabağı biçiminde, büyük ve kenarlı seramiklerdir. Desenler, çukur tabağın tüm yüzeyini kaplayacak şekilde, ortada yer alır.Çanakkale seramiklerine Avrupa’nın ilgisi, belli başlı müzelerin 1840’lardan itibaren yaptıkları satın almalarla gelişecektir: İlk örnek, 1845’te Paris’teki Sevres Müzesi’dir. Londra’daki Victoria and Albert Museum da, 1880 ve 1890’larda üst üste alımlar yapacaktır. Ancak bu parçalar, 19. yüzyılın ilk yarısına kadar olan örneklerdir. 19. yüzyılın ikinci yarısında, Çanakkale seramiklerinin kaderi değişecektir…19. yüzyılın sonlarında kente gelen yabancı gezginler, Çanakkale seramiklerinin Avrupa rekabeti karşısında gerilediğini yazarlar. Bu doğrudur; o dönemde bile kentte ihracata yönelik bir seramik üretimi vardır. Ama İstanbul piyasasını da kaplamış olan Avrupa porselenleriyle Çanakkale seramiklerinin yarışabileceği düşünülemez. Zaten bu nedenle olsa gerek, 19. yüzyılın ikinci yarısında, yaygın kullanıma dönük niteliksiz bir üretim öne çıkacak ve Çanakkale seramikleri bölgesel bir pazar içine hapsolacaktır. Bu dönemde, dolgun kabartmalarıyla adeta ‘barok’ bir tarza bürünen süsler, Çanakkale seramiklerinin karakteristik özelliği olacaktır. 20. yüzyıl başlarında ise, bu örneklerin daha da yozlaşmış olduğunu düşünen kimi akademisyen ve sanatçı, örneğin Prof. Dr. Gönül Öney, “Zevksiz, kötü kalite Çanakkaleler de, son derece acayip formlarıyla, modern çağın Pop Art örnekleri kadar çarpıcı olmaları bakımından dikkate değer…” diyecektir.Bugünün Çanakkale’sinde, 1960’larda kapatılan geleneksel atölyelerin ardından piyasayı kaplamış olan ve ‘hediyelik eşya’ diye pazarlanan ürünler, bu ‘soysuzlaşma’ düşüncesine hak verdirecek boyutları, dün olmasa da, bugün yakalamıştır!
Çağdaş atölyelerin kaliteli kopyalarıBugün, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin çatısı altında, bir ‘Seramik Bölümü’ de yer alıyor. Fatih Karagül’ün başkanlığındaki bu bölüm, ‘Çanakkale Seramikleri Araştırma-Geliştirme ve Uygulama Merkezi’ adı altında, akademisyenlerin denetiminde bir atölye oluşturmuş. Bu atölyenin kent merkezinde bir satış merkezi de var. Ayrıca Çanakkale’de, yine seramik bölümlerinden mezun kimi sanatçıların kurdukları farklı atölyeler de açılmış... Bu atölyelerde, değişik müzelerde yer alan 19. yüzyıl özgün Çanakkale seramiklerinin replikaları (birebir kopyaları) yapıldığı gibi, sanatçıların stilize çalışmaları da satışa sunuluyor. Bu atölyelerden biri, Reyhan Güleç Hoşnut’un ‘Reyhan’ Seramik Atölyesi (İnönü Cad. No. 185/A; Tel.: 0 286 213 92 87), diğeri de Ayşe Künelgin Gürkan’ın ‘Kepenek Keramik’ adlı atölyesi (Kemalpaşa Mah. Fetvane Sok., Yalı Hanı; Tel.: 0 286 213 25 79)… Bu atölyede, fotoğrafta da görüldüğü gibi, değişik replikalar, açıklamalarıyla birlikte yer alıyor vitrinlerde: Fotoğrafın sol üst köşesinde yer alan halka gövdeli testinin altında, İstanbul’daki Çinili Köşk Müzesi’nin envanter defterine kayıtlı balık motifli bir çukur tabak (1750-1850); hemen onun altında, yine aynı döneme ait ve Ankara Etnoğrafya Müzesi’nden, fisto motifli, şeffaf sırlı, krem rengi bir çukur tabak göze çarpıyor. Daha sağda, ortada, dik duran çukur tabak ise, yine Çinili Köşk’ten ve kenarlarında, aralıklarla doldurulmuş kafes motifi yer alıyor. En sağdaki balık motifli çukur tabak ise, yine Çinili Köşk’ten ve 1750-1850 dönemlerinden…
Ama son yıllarda, özellikle Onsekiz Mart Üniversitesi’nin yarattığı ortam ve getirdiği olanaklar çerçevesinde, genç kuşak kimi seramik sanatçıları, açtıkları özel atölyelerde, Çanakkale seramiklerinin seçkin örneklerinin kopyalarını üretiyor, bu arada özgün stilize ürünler de yaratıyorlar. İşte 1670’lerden bugüne, Çanakkale seramiklerinin serüvenini yakından takip etmiş olan Prof. Dr. Erdinç Bakla da, bu tür seramik atölyelerinin gelişip yaygınlaşması çabasının, Çanakkale seramiklerine geçmiş günlerin ününü kazandıracağını düşünüyor…1963’te kapanan son iki seramik atölyesinden birinde ‘çıraklık yapmış olma onurunu taşıdığını’ söyleyen Erdinç Bakla’nın Çanakkale seramikleriyle kader birliği, 1973’te İstanbul’da açtığı ilk ‘Çanakkale Seramikleri’ sergisiyle sürmüş. Bir dia gösterisiyle renklendirdiği konferansında Erdinç Bakla; Suna Kıraç, Süleyman Bodur, Bedri Rahmi Eyuboğlu gibi koleksiyoncuların parçalarını bir araya getiren söz konusu o serginin en ilginç yönünü de, bugün bize fotoğraflarla aktarıyor: Çanakkale seramiğinin son ustalarından Hasan ve ‘Fiyakalı İbrahim’ ustalar, bir ‘torna çekme’ gösterisiyle katılmışlar bu sergiye… 1982’den itibaren de, Çanakkale seramikçiliğini yeniden canlandırma projeleri içinde yönlendirici olarak yer alan Erdinç Bakla, seramik müzesi, uluslararası yarışmalar, sempozyum ve konferanslar, bir de tabii ki, kaliteli yayınlar yoluyla, ‘Eşsiz Seramikler Kenti’ sıfatının Çanakkale’ye verilebileceğini düşünüyor.