4 Haziran 2026 Perşembe

SERAMİK KÜPLER (PITHOS)

Seramik küpler, insanlık tarihi boyunca farklı uygarlıklarda farklı biçim ve özelliklerde üretilerek kullanılmışlardır. Bu çeşitlilik gündelik hayat ve öte dünya ile ilgilidir. Dünyanın farklı bölgelerinde yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen verilere dayanılarak küplerin çeşitliliği ve bizlere anlattıkları günümüze ulaşmaktadır. Küplerin kullanımına dair daha önce bilmediğim bir yönünü Amerikalı seramik sanatçısı Jack Troy tarafından kaleme alınan ve Ceramics Monthly adlı derginin Kasım 1996 sayısında yayımlanan "İzlenimler: Çin'deki Bir Çömlekçi" başlıklı makalede fark ettim.  Makalenin 49. sayfasında, duvar örgüsünde yapı malzemesi olarak küpler kullanılmıştı. Daha önce akustik ile ilgili sorunları çözmek için, Ayvalık'taki bir kilisenin duvar örgüsünde almaşık malzeme olarak testilerin kullanıldığını görmüşlüğüm vardı. Fakat küp gibi büyük ölçekli bir kaba dair bu ilk tespitimdi. Makale temelde yazarın bir grup seramik sanatçısıyla birlikte Çin'e yaptığı 6 haftalık çalışma ve inceleme gezisi sırasında bahsedilen seramikler özelinde küplerin duvarda yapı elemanı olarak kullanılışını konu almaktadır. Troy’un Çin’deki bu mesleki gezisi hakkındaki izlenimleri seramik küpler üzerinden ele alınarak, makaleden yararlanarak örneklenip, açıklanmaya çalışılmıştır.

Troy, 18'i Amerikalı ve 2'si Japon olmak üzere 20 kişilik bir seramikçi grubuyla Çin'e gider. Grubun ana durağı, o dönem yaklaşık 300.000 nüfuslu ve binyılın porselen başkenti olarak bilinen Jingdezhen şehridir. Burada bir ay boyunca kalıp yerel atölyelerde çalışırlar, müzeleri ve antik fırın kalıntılarını ziyaret ederler. Seyahatin devamında ise tren ve otobüslerle Çin'in siyasi ve sanatsal tarihi açısından büyük önem taşıyan Şian (Xian) ve Pekin (Beijing) şehirlerini gezerler. Jingdezhen, Han Hanedanlığı döneminden (M.Ö. 206- M.S. 220) beri seramik ve porselen üretim merkezidir. Kentte seramik üretimiyle geçinen yaklaşık 60.000 insan, 150 aile işletmesi ve 100 devlete ait fabrika bulunmaktadır.

Troy ve grubu, 1000 yıllık antik bir fırın kalıntısının ve kırık seramik parçalarının bulunduğu tepeleri ziyaret eder. Burada Song Hanedanlığı dönemine ait seladon sırlı porselen parçalarına dokunmak, yazara bir çömlekçi olarak kendi tarihsel mirasını hissettirir. Müze veya galeri vitrinlerin arkasından bakmak yerine bu antik parçalara dokunabilmenin, geçmişteki çömlekçiyle bağ kurmanın tek gerçek yolu olduğunu belirtir. Bu durum, 1992-1997 yılları arasında 6 sezon boyunca Assos arkeolojik kazısında yaşadığım tecrübelerle birebir benzeşmektedir.

Grubun çalıştığı yerlerden biri olan San Bao, Ming Hanedanlığı dönemindeki bir çömlekçi köyünün kopyası olarak inşa edilmiştir. San Bao'da porselen üretiminde kullanılan feldspat (metinde petunse/baituse karşılığı olarak dağ taşı terimi kullanılmışsa da kastedilen feldspat veya Cornwall Stone özelliğinde, porselen taşı da denen doğal kayaç olmalıdır) ve killer, elektrik enerjisine ihtiyaç duymadan, nehir akıntısıyla dönen devasa ahşap su çarkları ve kaldırmalı şahmeran (su dinki, kuyruklu tokmak veya su gücüyle çalışan dövme çekici) vasıtasıyla dövülerek toz haline getirilir. Bu geleneksel yöntem, şehirde sık sık yaşanan ve Amerikalıların getirdiği modern elektrikli çömlekçi çarklarını işlevsizleştiren elektrik kesintilerine meydan okuyan harika bir mühendislik örneğidir.

Troy, Çin'deki porselen çamurunun Batı'dakinden çok farklı olduğunu keşfeder. Bu çamur, %75 oranında plastik olmayan malzemelerden (kuvars ve feldspat içeren petuntse taşı) ve yalnızca %25 kaolinden oluşur. Çamur o kadar yumuşak ve esneklikten yoksundur ki, çarkta şekillendirilirken kolayca çökebilmektedir. Şekillendirme sırasında porselenin çökmesini önlemek için Çinli ustalar porseleni önce kalın (yaklaşık 5 cm) şekillendirir, tamamen kuruduktan sonra porselen yüzeyini tornada kazıyarak ışık geçirecek kadar ince bir hale getirirler.

Baituse Çince yazılışıyla baidunzi [白墩子], porselenin fırınlanırken eriyerek cama dönüşmesini, camsı, şeffaf ve pürüzsüz yapıyı kazanmasını sağlayan et (veya kas) kısmıdır. Kelime anlamı Çincede "küçük beyaz tuğlalar" demektir. Madenlerden çıkarılan mikalı feldispat zengini porselen taşları, nehir yataklarındaki su değirmenlerinde (dinklerde) dövülüp toz haline getirildikten sonra kolayca taşınabilmesi için küçük tuğla kalıplarına dökülürdü. Üretim merkezlerine bu isimle sevk edilirdi. Ayrıca Çin porselen geleneğinde porselenin "kemiği" (gücü ve iskeleti) olarak adlandırılan madde ise kaolindir. Bu geleneksel benzetmede maddelerin rolleri şu şekildedir: Kaolin (Kemik) yüksek sıcaklığa dayanıklıdır. Fırında erimez. Porselen nesnenin fırınlanırken şeklini korumasını, çökmemesini ve dik durmasını sağlar. Baidunzi (Et) fırında eriyerek kaolin liflerinin arasını doldurur. Parçaları birbirine bağlar ve porselene camsı, pürüzsüz yapısını verir. Kaolin adını Çin'in Jingdezhen şehri yakınlarında bulunan ve yüzyıllarca bu kilin çıkarıldığı Gaoling (Yüksek Tepe / Gao-ling) dağından almıştır. Batı dillerine ve Türkçeye de "kaolin" olarak geçmiştir.

Troy başlangıçta, formun canlılığını sağlayan esnekliğin neden feda edildiğini sorgular. Ancak daha sonra bunun sebebinin bir nevi "Fırçanın Tiranlığı" olduğunu anlar. Çin porselenleri, aslında üzerlerine resim yapılabilmesi için bir tuval gibi tasarlanmıştır. Modern Çin'de çömlekçilik genellikle işlevsel bir işçilik olarak görülür; ürünün altına sadece porselen yüzeyini boyayan ressam imza atar. Çömlekçi çarkı başında ömrünü geçiren ustalar ise ürettikleri parça başına neredeyse 1 dolar bile kazanmazlar.

Shaanxi eyaleti Cheng Lu köyünde duvar örgüsünde yapı malzemesi olarak kullanılmış olan küpler görülmekte.

Grup gezinin son kısmında şimdiki Şaanxi eyaletinde bulunan ve Toprak Askerler (bu bahis, özellikle rahmetli Prof.Ateş Arcasoy’un önemli bir araştırma alanıydı) ile ünlü Şian şehrine geçerler. Buradaki Cheng Lu köyü, tam anlamıyla bir çömlekçi köyüdür. Köydeki evlerin ve atölyelerin duvarları, yüzlerce yıllık fırınlamalardan kalan kırık saggar (pişirim kapları) ve seramik parçalarıyla inşa edilmiştir. Köyde restoranlar için milyonlarca sade erişte kasesi üretilmektedir. Yazar metinde, binlerce noodle kasesinin saman iplerle bağlanmış halini görürken "unprecious" (kıymetli/değerli olmaktan uzak, sıradan) kelimesini seçer. Batı sanatı genellikle "tekil, mükemmel, imzalı ve pahalı" olanı kutsarken; Doğu seramik felsefesi özellikle de Zen, halkın sanatı anlayışına dayanır. Bu anlayışa göre, bir nesnenin gerçek güzelliği onun kibirli ve iddialı olmasında değil; her gün kullanılan sıradan, gösterişsiz ve işlevsel bir nesne olmasında gizlidir. Yazar, bu kaselerin "sanatçı çömlekçilerin" kibirli eserlerinden çok daha "ferahlatıcı" (refreshingly) olduğunu söylerken tam olarak bu felsefi aydınlanmayı kastetmektedir.

Troy, Batı'daki sanatçı çömlekçilerin (burada studio potters olarak adlandırılan çömlekçi/seramikçileri kastediyor) yüzlerce katı fiyata sattığı tekil ve "kıymetli" eserlerin aksine, buradaki seri üretimin ne kadar samimi, gösterişsiz ve özenli olduğunu hayranlıkla gözlemler. Troy, Kuzey Amerika'daki seramik tarihini küçük bir "gelgit havuzundaki" yaşam formlarını incelemeye benzetirken; Çin'deki seramik kültürünü keşfetmeyi devasa bir "okyanusa" bakmaya benzetmektedir. Çin'de keşfedilecek derinliğin ve detayların sınırsız olduğunu vurgulayan yazar, ülkesine kendi çamurunun başına dönmek üzere büyük bir vizyon ve mutlulukla ayrılır.

Yazarın deneyimlerini sona erdirdikten sonra yazının devamında küp nedir? Küpün gündelik hayatta kullanım yerlerine dair yeni bir yazı ile devam edilecektir...

Kaynaklar
-Xinmin Zhang, Hualin Xie, Caihua Zhou, Bindan Zeng (2020,), Jingdezhen: The millennium porcelain capital, Cities, Volume 98,  102569, ISSN 0264-2751 https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0264275119309916
-https://digitalfire.com/material/petunse
-https://digitalfire.com/material/cornwall+stone
-https://www.gotheborg.com/glossary/baidunzi.shtml
-https://en.wikipedia.org/wiki/Studio_pottery

1 Haziran 2026 Pazartesi

Ahmet Uslu koleksiyonu sergisinden 3 örnek

Bu gün koleksiyoner, tarihçi ve avukat Sn.Ahmet Uslu koleksiyonunda yer alan sepet biçimli geleneksel Çanakkale seramiklerinin sergilendiği, Çanakkale Belediyesi galerisinde idik. Sn.Ahmet Uslu ile tanışıklığımız geçen yüzyıla dek geriye gitmekte. Kendisi ısrarla topladığı seramik parçalar ve Çanakkale savaşına ait savaş malzemeleri ile, Çanakkale Belediyesinin kente katılmadığı değerleri, bireysel olarak başarabilmiş bir kişi. Sahip olduğu bir müze, gezici tır müze ve ayrıca geleneksel Çanakkale seramikleri müzesi açabilecek kadar esere sahip oluşu takdire şayan.

Bu kısa yazıda bugüne dek daha önce karşılaşmadığım ve ilgimi çeken, sergide yer alan 3 seramik örnek üzerinde durmak istiyorum. Örneklerden ikisi çerezlik ya da küllük olarak adlandırılabilecek küçük fonksiyonel örnekler. Çerezliklerden ilki "sancai" tekniğinde sırlanmış ve seramiğin orta kısmında yer alan Afroditin "pudica" duruşunun yer aldığı çok ilginç bir örnek. Afrodit'in bu duruşu Dardanos tümülüsünde bulunmuş olan meşhur Knidos Afroditi'nin terracotta versiyonundaki duruş ile aynı. Knidos Afroditi'nin esin kaynağı olduğu diğer bir önemli örnek için Boticelli'nin resmettiği "Venüsün doğuşu" adlı tablo hatırlara gelebilir. Knidos Afroditi o denli önemli bir eserdir ki antik çağda ve sonraki dönemlerde pek çok kopyası şekillendirilmiş, pek çok esere ilham kaynağı olmuştur. Bu küçücük seramik rölyefte yer alan bu meşhur duruşu sergide ilk gördüğüm an benim için gerçekten çok etkileyici bir andı. Sergi sırasında Sn. Ahmet Uslu'ya seramikteki figürden bahsettiğimde, yüzündeki ifadeden, henüz bu benzeşmeyi fark etmediğini anlaşılmıştı

Afrodit rölyefli seramik.

Diğer bir örnek ise yine bir çerezlik ya da küllük olarak adlandırılabilecek fazla derin olmayan bir seramikti. Sanki bir deniz tarağı biçiminden ya da bir bitkinin yaprağından esinlenilerek şekillendirilmiş gövdenin orta kısmında floral bir alçak rölyef yer almaktadır. Simetrik tasarımda toplam 6 yaprak ve 4 gonca bulunmaktadır. Bu örnek de sancai tekniğinde sırlanmış olup yeşil sır bir önceki örneğe göre daha az kullanılmıştır. Daha dikkatli incelendiğinde, sarı ve kahverengi sır kullanımındaki baskınlık, 19.yy ikinci yarısında Wedgwood üretimi "kaplumbağa kabuğu" olarak adlandırılan ürün grubuna benzemektedir. (Bkz: 1)

Tarak biçimli seramik


Son örnek ise sepet biçimli bir tepsi olup, kırmızı kil üzerine şeffaf sır uygulaması gerçekleştirilmiştir. Tepsinin orta kısmında yer alan Kız kulesi rölyefi ilginçtir. Geleneksel Çanakkale seramiklerindeki peysaj betimlemeleri genellikle biçimlerin stilize edilerek motife dönüştürüldüğü sır altı bezemeler iken, bu örnekte rölyefli betimlenen Kız kulesi kısmen gerçekçi bir üslupta betimlenmiştir. Rölyefi şekillendiren yerel çömlekçi kule betimlemesini belki bir kartpostalda yer alan fotoğraftan ya da bir kitaptan görerek, becerisi dahilinde aslına benzetmeye çalışmış olmalıdır.



Kaynaklar
1)Rae, Robert Sutton, "A Study of Majolica Pottery Decoration" (1968). Central Washington University Master of Arts (MA) thesis, sf.25


8 Şubat 2026 Pazar

Müçteba Kundul'a....

Mimar sinan Üniversitesinden emekli Öğretim görevlisi Müçteba Kundul bugün rahmetli oldu. Kendisi benim hocamdı. 37 yıl boyunca bağımız hiç kopmadı. 1990 yılında 1.sınıfta idim, yıl sonu finaline yetiştiremediğim alçı kalıbını tamamlayabileyim diye, hafta sonu beni ve bir kaç arkadaşımı daha, Kepsel fabrikasına götürmüş, alçı atölyesinde süreci detayları ile öğreterek, kalıplarımızı tamamlamamızı sağlamış, üstelik karnımız da doyurulmştu. Böylesi bir destek hayatımda ilk ve tektir öğrencilik hayatımda. Yıllar sonra üniversitede çalışmaya başladığımda, 1.sınıf öğrencilerime hep aynı konu ve süreci öğrettim.

Müçteba Kundul'un Tatbiki'deki öğrenciliği

2009-2010 yılında ÇOMÜ Seramik Bölümünde derslere girdi. İdeal bir alçı tasarım ve şekillendirme atölyesi kurabilmek için bölümüzüe çok destek oldu. Tanıdığı firmalardan, bölümüzüe hediye olarak vinçli alçı katıştırma mikseri, titreşimli ele mengene vd.alet ve ekipmanları temin etti. Öğrenciler kullansın diye alçı bağışları sağladı. Mastarlar, alet takımları, takım dolabı, Girit taşı bile temin etti. Bölümde ilk kez gomelak ile çalıştık. Fakültemizin taşınma sürecinde bunların çoğu telef oldu.

2017 yılında Karopak firması sahibi Süha Bey ile birlikte bölümümüzde ilk kez silikon kalıp çalıştayı düzenledik. Bu çalıştay yeni silikon türleri ve uygulamaları için önemli bir deneyimdi öğrenciler ve bizler için. Etkinlikte kullanılan malzemelerin tümünün teminini Karopak firmasından Süha Bey ücretsiz olarak temin etti.

Müçteba Kundul Eczacıbaşı sofra sermikleri ile, 2017, Kilitbahir

Sonrasında da bağımız hiç kopmadı hoca ile. Yine 2017 yılında Seddülbahir'de ziyaretine gitmiştik. Bize öğrencilik yıllarından bir fotoğraf göstermişti Müçteba hoca. O gün Eczabışanda çalıştığı yıllardan, klozetler için tasarlayıp geliştirdiği musluğun hikayesine, Sadi ve Belma Diren'le olan anılarına, Eczasıbaşı'nın kurumsal logo tiplerindeki çeşitliliğe, V...a firmasının logosunun intihal nedeniyle mahkemelik oluş sürecine ve daha pek çok hatırayı yazarak not almam için, bir defter dahi hediye etmişti. Kendi koleksiyonundaki pek çoğu imzalı ve mühürlü örnekleri fotoğraflayıp, ölçüp detaylı bilgilerle bizzat yazdırarak bilgilerin yok olmamasını sağlamıştı. İnsan bazı detayları unutmuyor.

İşte tam da bu yüzden, Kızılmaske, namı diğer Fantom için 10 kaplan gücünde yazardı biz çocukken okuduğumuz çizgi romanlarda, benzeri bir tanımlamayla, Müçteba hoca da meslektaşlarına göre 10 seramikçiye bedeldi benim gözümde. Ruhu şad olsun.

Hiçbir fotoğraf ve metin izinsiz kullanılamaz.

7 Şubat 2026 Cumartesi

Seramikten Bronza

Zamansız Bir Kenetlenme Arkaik Belleğin Plastik Yeniden İnşası

İlk versiyonu gre (stoneware, pekişmiş çini) malzeme ile seramik olarak üretilip sergilenen bu bronz çalışma, Anadolu’nun derin katmanlarından, Neolitik ve Demir Çağı’nın o sarsıcı ontolojik zemininden süzülüp gelen bir "hafıza kazısı" niteliği taşımaktadır.

Fatih Karagül, 2025, gre heykel

Heykel, "Tanrı ve Tanrıça kucaklaşması" gibi insanlık tarihinin en kadim arketiplerinden birini odağına alırken, geçmişi bir nostalji nesnesi olarak değil, bugünün parçalanmış epistemolojisi içinde yeniden kodlanan canlı bir organizma olarak sunmaktadır. Bu kucaklaşma, sadece iki figürün fiziksel temasını değil, eril ve dişil ilkelerin binlerce yıllık sürekliliğinin güncel sanatın yapıbozumcu süzgecinden geçerek yeniden vuku buluşunu simgeler.

Fatih Karagül, Kucaklaşma, 2026, Bronz döküm

Heykelin brütalist bir tavırla şekillenen kütlesel yapısı ve malzemenin üzerindeki oksidasyon süreci, nesnenin zamanla kurduğu iktidar ilişkisini görünür kılmaktadır. Heykelde, bronzun o kadim ve dirençli doğasını kullanarak, toprağın altından çıkarılmış bir idolün çiğliğini, modern bir estetik dilin rafine gerilimiyle birleştirilir. Siyah fonun sağladığı mekânsızlık içinde bu form, tarihsel bir kalıntı olmaktan çıkarak, izleyiciyi Anadolu’nun ritüelistik geçmişiyle yüzleştiren, zamandan azade bir "anıt-nesne" konumuna yükselmektedir.


Biçimsel açıdan bakıldığında, dikey kütlelerin birbirine geçişindeki tektonik sertlik ile kucaklaşmanın getirdiği duygusal geçirgenlik arasındaki diyalektik, çalışmanın en güçlü yönlerinden biridir. Figürlerin net sınırlarla birbirinden ayrılmaması, "ilişkisellik" ve "oluş" kavramlarına hizmet eder. Burada karşımıza çıkan, hiyerarşik bir birleşme değil; formun, dokunun ve anlamın birbirinin içinde eridiği, kutsal olanın seküler bir plastik dil aracılığıyla yeniden dünyevileştiği radikal bir estetik deneyimdir.

Kutsal olanın form aracılığıyla fiziksel ve plastik bir gerçekliğe dönüşmesi heykeli, müzede sergilenecek bir objeden ziyade, Anadolu'nun binlerce yıllık "birliktelik" ve "yaratım" felsefesini bugüne taşıyan bir "kültürel elçi" konumuna yükseltir. Sonuç olarak bu yapıt, Karagül’ün "Axis Mundi" (Dünya Ekseni) olarak tanımladığı o kozmik merkez arayışının somut bir tezahürüdür. Yerel arkeolojik verilerin, evrensel bir sanat terminolojisiyle bu denli ustalıklı bir biçimde eklemlenmesi, tasarımcının bakışıyla, heykel sanatının kimlik inşası sürecine bir katkı sunmaktadır. Bu kucaklaşma, sadece Anadolu’nun arkeolojik geçmişine bir saygı duruşu değil, aynı zamanda geleceğin estetiğine dair, kökleri derinde olan cesur bir projeksiyondur.

31 Ocak 2026 Cumartesi

İpek Yolu'ndan Günümüze Porselenin İzinde


Topkapı Sarayı Müzesi, 13. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar uzanan geniş bir zaman diliminde, İslam pazarları için özel olarak üretilen "İhraç Porselenler" konusunda dünyanın en zengin koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Bu koleksiyonun kalbi sayılan mavi-beyaz porselenler, Osmanlı sarayının estetik anlayışına uygun formlarıyla Çin’in porselen başkenti Jingdezhen ile İstanbul arasında asırlık bir kültürel köprü kurmuştur.

Tarihsel süreçte İpek Yolu aracılığıyla pekişen bu ticari ve estetik bağ, çağdaş sanatın dev isimlerinden Ai Weiwei tarafından modern bir perspektifle yeniden yorumlanmıştır. 2017 yılında Akbank’ın desteğiyle Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleştirilen ve yoğun ilgi nedeniyle süresi iki kez uzatılan "Ai Weiwei Porselene Dair" sergisi, porselenin sadece bir malzeme değil, toplumsal krizleri anlatan bir ifade aracı olduğunu kanıtlamıştır. Yüzden fazla eserin yer aldığı bu seçkide, Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonuna ait tarihi bir eserin de çağdaş figürlerle yan yana sergilenmesi, malzemenin zamansızlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Bu tarihi bağlar bugün sadece müzelerde değil, yaşayan bir ticaret ve sanat ağı olarak da varlığını sürdürüyor. Sanatçının esin kaynağı olan geleneksel porselenlerin üretim merkezi Jingdezhen, 2015 yılından bu yana İstanbul Kızıltoprak’taki mağazasıyla ülkemizde temsil edilmektedir. Daha da heyecan verici bir gelişme olarak; 2025 yılı Haziran ayında İznik ile Jingdezhen arasında imzalanan resmi ve sürdürülebilir sanayi iş birliği protokolü, iki tarihi seramik merkezinin ortak geleceği için yeni bir dönemi başlatmıştır.

Kaynaklar:

-Krahl, Regina. (1986). Chinese Ceramics in the Topkapı Saray Museum, Istanbul. (Bu eser koleksiyon hakkındaki en kapsamlı katalogdur).

-Misugi, T. (1981). Chinese Porcelain Collections in the Near East: Topkapi and Ardebil. Hong Kong University Press.

-Sakıp Sabancı Müzesi. (2017). Ai Weiwei Porselene Dair / Ai Weiwei on Porcelain (Sergi Kataloğu).

-Sakıp Sabancı Müzesi. (2017). "Ai Weiwei İstanbul’da" Sergisi Duyurusu.

-İznik Belediyesi. (01.06.2025). "İznik Seramik Sanayi Birliği İmza Töreni İstanbul’da Gerçekleşti."

-Jingdezhen Ceramics Official Flagship Store. Kızıltoprak Mağazası ve Şubeler Hakkında Bilgi.

-Xinhua News. (2025). "Çin'in Porselen Başkenti Jingdezhen'in İlk Mağazası İstanbul'da Açıldı."

-https://www.sakipsabancimuzesi.org/sergiler-ve-etkinlikler/sergi/5