8 Şubat 2026 Pazar

Müçteba Kundul'a....

Mimar sinan Üniversitesinden emekli Öğretim görevlisi Müçteba Kundul bugün rahmetli oldu. Kendisi benim hocamdı. 37 yıl boyunca bağımız hiç kopmadı. 1990 yılında 1.sınıfta idim, yıl sonu finaline yetiştiremediğim alçı kalıbını tamamlayabileyim diye, hafta sonu beni ve bir kaç arkadaşımı daha, Kepsel fabrikasına götürmüş, alçı atölyesinde süreci detayları ile öğreterek, kalıplarımızı tamamlamamızı sağlamış, üstelik karnımız da doyurulmştu. Böylesi bir destek hayatımda ilk ve tektir öğrencilik hayatımda. Yıllar sonra üniversitede çalışmaya başladığımda, 1.sınıf öğrencilerime hep aynı konu ve süreci öğrettim.

Müçteba Kundul'un Tatbiki'deki öğrenciliği

2009-2010 yılında ÇOMÜ Seramik Bölümünde derslere girdi. İdeal bir alçı tasarım ve şekillendirme atölyesi kurabilmek için bölümüzüe çok destek oldu. Tanıdığı firmalardan, bölümüzüe hediye olarak vinçli alçı katıştırma mikseri, titreşimli ele mengene vd.alet ve ekipmanları temin etti. Öğrenciler kullansın diye alçı bağışları sağladı. Mastarlar, alet takımları, takım dolabı, Girit taşı bile temin etti. Bölümde ilk kez gomelak ile çalıştık. Fakültemizin taşınma sürecinde bunların çoğu telef oldu.

2017 yılında Karopak firması sahibi Süha Bey ile birlikte bölümümüzde ilk kez silikon kalıp çalıştayı düzenledik. Bu çalıştay yeni silikon türleri ve uygulamaları için önemli bir deneyimdi öğrenciler ve bizler için. Etkinlikte kullanılan malzemelerin tümünün teminini Karopak firması ücretsiz olarak temin etti.

Müçteba Kundul Eczacıbaşı sofra sermikleri ile, 2017, Kilitbahir

Sonrasında da bağımız hiç kopmadı hoca ile. Yine 2017 yılında Seddülbahir'de ziyaretine gitmiştik. Bize öğrencilik yıllarından bir fotoğraf göstermişti Müçteba hoca. O gün Eczabışanda çalıştığı yıllardan, klozetler için tasarlayıp geliştirdiği musluğun hikayesine, Sadi ve Belma Diren'le olan anılarına, Eczasıbaşı'nın kurumsal logo tiplerindeki çeşitliliğe, V...a firmasının logosunun intihal nedeniyle mahkemelik oluş sürecine ve daha pek çok hatırayı yazarak not almam için, bir defter dahi hediye etmişti. Kendi koleksiyonundaki pek çoğu imzalı ve mühürlü örnekleri fotoğraflayıp, ölçüp detaylı bilgilerle bizzat yazdırarak bilgilerin yok olmamasını sağlamıştı. İnsan bazı detayları unutmuyor.

İşte tam da bu yüzden, Kızılmaske, namı diğer Fantom için 10 kaplan gücünde yazardı biz çocukken okuduğumuz çizgi romanlarda, benzeri bir tanımlamayla, Müçteba hoca da meslektaşlarına göre 10 seramikçiye bedeldi benim gözümde. Ruhu şad olsun.

Hiçbir fotoğraf ve metin izinsiz kullanılamaz.

7 Şubat 2026 Cumartesi

Seramikten Bronza

Zamansız Bir Kenetlenme Arkaik Belleğin Plastik Yeniden İnşası

İlk versiyonu gre (stoneware, pekişmiş çini) malzeme ile seramik olarak üretilip sergilenen bu bronz çalışma, Anadolu’nun derin katmanlarından, Neolitik ve Demir Çağı’nın o sarsıcı ontolojik zemininden süzülüp gelen bir "hafıza kazısı" niteliği taşımaktadır.

Fatih Karagül, 2025, gre heykel

Heykel, "Tanrı ve Tanrıça kucaklaşması" gibi insanlık tarihinin en kadim arketiplerinden birini odağına alırken, geçmişi bir nostalji nesnesi olarak değil, bugünün parçalanmış epistemolojisi içinde yeniden kodlanan canlı bir organizma olarak sunmaktadır. Bu kucaklaşma, sadece iki figürün fiziksel temasını değil, eril ve dişil ilkelerin binlerce yıllık sürekliliğinin güncel sanatın yapıbozumcu süzgecinden geçerek yeniden vuku buluşunu simgeler.

Fatih Karagül, Kucaklaşma, 2026, Bronz döküm

Heykelin brütalist bir tavırla şekillenen kütlesel yapısı ve malzemenin üzerindeki oksidasyon süreci, nesnenin zamanla kurduğu iktidar ilişkisini görünür kılmaktadır. Heykelde, bronzun o kadim ve dirençli doğasını kullanarak, toprağın altından çıkarılmış bir idolün çiğliğini, modern bir estetik dilin rafine gerilimiyle birleştirilir. Siyah fonun sağladığı mekânsızlık içinde bu form, tarihsel bir kalıntı olmaktan çıkarak, izleyiciyi Anadolu’nun ritüelistik geçmişiyle yüzleştiren, zamandan azade bir "anıt-nesne" konumuna yükselmektedir.


Biçimsel açıdan bakıldığında, dikey kütlelerin birbirine geçişindeki tektonik sertlik ile kucaklaşmanın getirdiği duygusal geçirgenlik arasındaki diyalektik, çalışmanın en güçlü yönlerinden biridir. Figürlerin net sınırlarla birbirinden ayrılmaması, "ilişkisellik" ve "oluş" kavramlarına hizmet eder. Burada karşımıza çıkan, hiyerarşik bir birleşme değil; formun, dokunun ve anlamın birbirinin içinde eridiği, kutsal olanın seküler bir plastik dil aracılığıyla yeniden dünyevileştiği radikal bir estetik deneyimdir.

Kutsal olanın form aracılığıyla fiziksel ve plastik bir gerçekliğe dönüşmesi heykeli, müzede sergilenecek bir objeden ziyade, Anadolu'nun binlerce yıllık "birliktelik" ve "yaratım" felsefesini bugüne taşıyan bir "kültürel elçi" konumuna yükseltir. Sonuç olarak bu yapıt, Karagül’ün "Axis Mundi" (Dünya Ekseni) olarak tanımladığı o kozmik merkez arayışının somut bir tezahürüdür. Yerel arkeolojik verilerin, evrensel bir sanat terminolojisiyle bu denli ustalıklı bir biçimde eklemlenmesi, tasarımcının bakışıyla, heykel sanatının kimlik inşası sürecine bir katkı sunmaktadır. Bu kucaklaşma, sadece Anadolu’nun arkeolojik geçmişine bir saygı duruşu değil, aynı zamanda geleceğin estetiğine dair, kökleri derinde olan cesur bir projeksiyondur.

31 Ocak 2026 Cumartesi

İpek Yolu'ndan Günümüze Porselenin İzinde


Topkapı Sarayı Müzesi, 13. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar uzanan geniş bir zaman diliminde, İslam pazarları için özel olarak üretilen "İhraç Porselenler" konusunda dünyanın en zengin koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Bu koleksiyonun kalbi sayılan mavi-beyaz porselenler, Osmanlı sarayının estetik anlayışına uygun formlarıyla Çin’in porselen başkenti Jingdezhen ile İstanbul arasında asırlık bir kültürel köprü kurmuştur.

Tarihsel süreçte İpek Yolu aracılığıyla pekişen bu ticari ve estetik bağ, çağdaş sanatın dev isimlerinden Ai Weiwei tarafından modern bir perspektifle yeniden yorumlanmıştır. 2017 yılında Akbank’ın desteğiyle Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleştirilen ve yoğun ilgi nedeniyle süresi iki kez uzatılan "Ai Weiwei Porselene Dair" sergisi, porselenin sadece bir malzeme değil, toplumsal krizleri anlatan bir ifade aracı olduğunu kanıtlamıştır. Yüzden fazla eserin yer aldığı bu seçkide, Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonuna ait tarihi bir eserin de çağdaş figürlerle yan yana sergilenmesi, malzemenin zamansızlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Bu tarihi bağlar bugün sadece müzelerde değil, yaşayan bir ticaret ve sanat ağı olarak da varlığını sürdürüyor. Sanatçının esin kaynağı olan geleneksel porselenlerin üretim merkezi Jingdezhen, 2015 yılından bu yana İstanbul Kızıltoprak’taki mağazasıyla ülkemizde temsil edilmektedir. Daha da heyecan verici bir gelişme olarak; 2025 yılı Haziran ayında İznik ile Jingdezhen arasında imzalanan resmi ve sürdürülebilir sanayi iş birliği protokolü, iki tarihi seramik merkezinin ortak geleceği için yeni bir dönemi başlatmıştır.

Kaynaklar:

-Krahl, Regina. (1986). Chinese Ceramics in the Topkapı Saray Museum, Istanbul. (Bu eser koleksiyon hakkındaki en kapsamlı katalogdur).

-Misugi, T. (1981). Chinese Porcelain Collections in the Near East: Topkapi and Ardebil. Hong Kong University Press.

-Sakıp Sabancı Müzesi. (2017). Ai Weiwei Porselene Dair / Ai Weiwei on Porcelain (Sergi Kataloğu).

-Sakıp Sabancı Müzesi. (2017). "Ai Weiwei İstanbul’da" Sergisi Duyurusu.

-İznik Belediyesi. (01.06.2025). "İznik Seramik Sanayi Birliği İmza Töreni İstanbul’da Gerçekleşti."

-Jingdezhen Ceramics Official Flagship Store. Kızıltoprak Mağazası ve Şubeler Hakkında Bilgi.

-Xinhua News. (2025). "Çin'in Porselen Başkenti Jingdezhen'in İlk Mağazası İstanbul'da Açıldı."

-https://www.sakipsabancimuzesi.org/sergiler-ve-etkinlikler/sergi/5

31 Aralık 2025 Çarşamba

Ali Avni Çelebi Çömlekçi Tablosu

Ali Avni Çelebi Çömlekçiler Tablosu, 90x115 cm.

Instagram'da gördüğüm, akabinde araştırıp İstanbul Antik Sanat'ın internet sayfasında 29 Ekim tarihinde tamamlanmış olan bir müzayede sayfasında yer alan aynı eser, oldukça ilgimi çekti. Tabloda yer alan çömlekçi atölyesi betimlemesinden yararlanıp yapay zeka kullanarak bu eserden esinlenerek, daha başka neler yapılabilir düşüncesine sevk etti beni. Ali Avni Çelebi'nin "Çömlekçi" tablosunda resmin merkezinde yer alan çömlekçi, kullanmış olduğu çömlekçi çarkının yapısı itibarıyla, Avanos'lu bir çömlekçiyi betimliyor olsa gerek. Bu konuyu yapay zekaya sorduğumda, hatta Prof.Güngör Güner'in kitabını referans olarak gösterdiğim halde, YZ resmi analiz ederek, doğru bir bilgi üretemedi. Bu sonuç, ressamın tablosunun oldukça ekspresif bir üslupta betimlenmiş ve gerçekten geleneksel Avanos çömlekçiliğine dair olası verilerin çok somut olmasından kaynaklanıyor oluşuydu.

Aşağıda farklı istemlerle oluşturduğum yeni varyasyonlar her ne kadar keyifli görünseler de, yağlıboya tablo, yağlı boya tablodur. Yıllar önce bilgisayar dersi aldığım hocam Prof.Süleyman Belen bir dersinde, yurt dışında yeni çıkan özel bir yazıcı aracılığıyla basılan dijital görüntülerin, özgün birer sanat eseri olarak kabul edilmeye başlandığını aktarmıştı. Sene 1997 olmalı, o yazıcının marka ve modelini hatırlayamıyorum. Her şeye rağmen bu görselleri çok daha yeni teknolojiler kullanan yazıcılardan birisiyle bastırıp, kendimi bir ressam gibi hissetmenin mümkün olabilmesi, bana hala tartışmalı gelmekte.

Avanos'lu Çömlekçi, 2025, Fatih Karagül&Gemini AI

Aşağıdaki resimlere dikkat edilirse, AI tarafından üretilen çömlekçi çarkları sorunludur. Yaptığım denemelerde, Shimpo marka elektrikli tornanın internette yer alan görüntülerini referans alan yazılıma, sade bir çarkı görselleştirmek oldukça sıkıntı verici olsa da, Avanos tipi çarkı görselleştirmede tam tersi çok kolay oldu. Muhtemelen bu süreçte, internette yer alan Avanos çömlekçi çarkı görüntülerinin bol sayıda yer alması neden olduğunu var sayıyorum.

Çömlekçi, 2025, Fatih Karagül&Gemini AI

Çömlekçi, 2025, Fatih Karagül&Gemini AI

Çömlekçiler, 2025, Fatih Karagül&Gemini AI

Kaynaklar.

https://www.instagram.com/p/Cl50Pe2sL7r/

https://www.istanbulantiksanat.com/urun/7349465/ali-avni-celebi-1904-1993-comlekci-imzali-tuval-uzeri-yagliboya-90-x-115

7 Kasım 2025 Cuma

KLASÖR II (AAA II)

Değerli akademisyen ve seramikçi merhum Prof. Dr. Ateş Arcasoy’a ait mesleki ve akademik matbu arşivin tasnif çalışmaları heyecanla sürüyor. 10 Eylül 2025 tarihinde ilk klasörün tasnif ederek yayınlamıştık (AAA I). Bu zorlu ancak bir o kadar da ödüllendirici yolculukta, bir klasörün daha envanter dökümünü tamamlamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Bu özel klasör, kendi içinde tematik olarak ayrılmış dosyalardan oluşmakta. İçeriğine baktığımızda, hocamızın yıllar boyunca seramiğin tarihsel gelişimi üzerine vermiş olduğu derslerin ve dia sunumlarının el yazısıyla kaleme alınmış özgün metinleri dikkat çekiyor. Bu kıymetli materyaller, ilk dosyadan itibaren numaralandırılmış sıralı bir düzenle klasörde yer alıyor.

Tüm materyaller, Sn. Arcasoy’un İstanbul’daki evinden ilk paketlendiği haliyle, bir düzen kurulmadan açılıp tasnif edildi. Bu durum, bize hocamızın çalışma ve not alma pratiklerine dair de ipuçları sunuyor. Bu keyifli düzenleme sırasında, tasnif ve içerik belirleme sürecinde kaçınılmaz bazı zorluklarla karşılaştık. Farklı konulara ait notların aynı dosya içinde bulunması, zaman zaman tematik karışıklıklar oluşturdu. Metinlerdeki numara sıralarında ve konuların kronolojik diziliminde boşlukların saptanması ise sayısal ve kronolojik eksiklikler olduğunu ortaya çıkardı.

Ancak hedefimiz, bu dağınıklığı anlamlı bir düzene kavuşturmak olduğundan, titiz bir çalışma ile saptanan bu karışıklıklar, ilgili temaları altında toplanarak yeniden düzenlendi ve dosyalandı. Bu sayede, gelecekteki araştırmalar için çok daha erişilebilir bir yapı oluşturulmuş oldu.

Sıralamada tespit edilen eksik numaralı metinlerin, şu an için henüz açılmamış olan arşiv paketlerinin içinde bulunma ihtimali oldukça yüksek. Her açılan yeni paket, arşivin bütününü tamamlayan bir bulmaca parçası gibi. Prof. Dr. Ateş Arcasoy’un seramik sanatına ve eğitimine olan büyük katkılarını yansıtan bu arşivin, sanat tarihi ve seramik teknolojisi alanında çalışanlar için eşsiz bir kaynak olacağına inanıyoruz.

Yeni klasör ve belgelerle ilgili güncellemelerimiz devam edecek. Sanat ve bilimin izlerini sürmeye devam.


I. İNANÇ GELENEĞİ SERAMİKLERİ
-EL YAZISI, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (1).
-EL YAZISI, kronoloji çalışması.
-KUPÜR, “Dinozorlar 80 değil 23 tonmuş”, 7 Haziran 20212, Hürriyet.
-EL YAZISI, metin, İnanç seramikleri.
-EL YAZISI, Eğitim materyali ve bilgi notu, inanna.
-BROŞÜR VE SERGİ DAVETİYESİ, “Tunç Çağının Gizemli Kadınları”,
-EL YAZISI, metin Anadolu’da kadın tanrıçaya tapınma geleneği açıklayıcı bilgi notu.


II. ANADOLU KÜLTÜR DÖNEMLERİ
-EL YAZISI, Anadolu Kültür Dönemleri, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (2).
-FOTOKOPİ, Anadolu haritası ve kültür yerleşimleri.
-KATALOG, Troya Efsane ile gerçek arası bir kentte yolculuk.
-EL YAZISI, metin, Seramiğin tarihçesi metni.
-MATBU, özet, Seramiğin tarihçesinden bir kesit.
-EL YAZISI, teşekkür mektubu, Zeynep Künelgin Akbaş’tan.
-EL YAZISI, metin, Anadolu Kültür dönemleri.
-BROŞÜR SAYFASI, Lidyalılar ve dünyaları,
-EL YAZISI, bilgi notu, Lidyalılar
-FOTOĞRAF, Knossos Sarayından pithos.
-KUPÜR, “9 Bin Yıllık, En Yeni Kültürel Miras: Çatalhöyük” Vedat Atasoy, 9 Aralık 2012 Pazar, Radikal
-FOTOKOPİ, Hacılar, Kumtepe ve Urartu çömlekleri.
-BROŞÜR, Kültepe kaniş Karumu
-TABLO, Hitit hiyeroglifleri
-EĞİTİM MATERYALİ (daktilo), İnandık vazosu
-EĞİTİM MATERYALİ, Lidyalılar ve dünyaları, sergisinden seramikler tablosu.
-KUPÜR, Lidyalılar Galatasaray’da, Şubat 2010
-KUPÜR, “Gordion’un Düğümü”, Yavuz Donat, 30 Haziran 2011, Sabah, 23
-KUPÜR, “Lidyalılar ne yer, ne içerler?” Ali Esad Göksel, 20 Mart 2010, Habertürk, 21


III. YUNAN SANATI
-EL YAZISI, kronoloji
-TAKVİM (2001), Greek Lovers
-EL YAZISI, metin, Yunan Sanatı
-FRAGMAN, Fenike camı şişeler
-EĞİTİM MATERYALİ, Üç basamaklı pişirim yöntemi
-DAVETİYE, “Kutsal Dumandan Sihirli Damlaya Parfüm” 14 Nisan 2005, Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi
-EĞİTİM MATERYALİ, Oinokhoe
-FRAGMAN, “Eski Yunan’de El Bakımı” Collection dergisi, 2013, Sayı: 53, sf: 39.
-EĞİTİM MATERYALİ, Attika “Siyah ve Kırmızı” F,gürlü Vazo Ressamları
-EL YAZISI, Miken, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (4).
-EL YAZISI, Oryantalizan, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (5).
-EL YAZISI, Klasik dönem, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (6).


IV. ROMA SANATI
-EL YAZISI, Roma, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (7).
-KUPÜR, 2 bin yıllık fuhuş jetonu, 6 ocak 2012, Hürriyet
-FOTOKOPİ, Yunan ve Roma Kap Formları Sözlüğü, İnci Delemen, Sedef-Çokay Kepçe.
-BROŞÜR, Aphrodisias Heykel Atölyesi.
-EL YAZISI, bilgi notu, Sevim Çizer Terra Sigillata Konferansından, 20 Aralık 2014
-BROŞÜR, Terra Sicilata hazırlama yöntemi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü
-EĞİTİM MATERYALİ, Terra Sigillata hazırlama aşamaları
-EL YAZISI, metin, Roma Sanatı


VI. ANADOLU SELÇUKLU
-EL YAZISI, Anadolu Selçuklu, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (8).
-EL YAZISI, metin, Anadolu Selçuklu Sanatı.
-MAKALE, “Semerkand”, Beşir Ayvazoğlu, Türksoy 2007/8, Sf:31-35
-FOTOKOPİ, Harpyiler ve Sirenler
-FRAGMAN, kufi yazı

VIII.  KÜTAHYA- IX. ÇANAKKALE
-EL YAZISI, Kütahya çini sanatı
-BROŞÜR, Suna İnan Kıraç Vakfı, Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu, Pera Müzesi
-MAKALE, Faruk Şahin, “İnsan Figürlü Çini Tabaklar”, Antik Dekor, 1998, sf:86-92
-FOTOĞRAFLAR, Sadberk Hanım Müzesi, Kütahya ve Çanakkale seramikleri, Dilek Karayel ödevi
-MAKALE, Çini Diyarı Kütahya, Kiler Magazin, Temmuz 2010, sayı 138, sf:6,7
-FRAGMAN (müzayede kataloğu), Kütahya seramik örnekleri, Nika, 26 Aralık 2010, sf: 88, 89, 90, 124, 125
-FRAGMAN, Kütahya kaligrafi, çini karo, 1751 (Ermenice, çeviri: Anuş Muratdağı, 2010)
-EL YAZISI, Çanakkale seramikleri
-FRAGMAN (müzayede kataloğu), Çanakkale seramik örnekleri, Ares, 31 ekim 2010, 133,134
-FRAGMAN (müzayede kataloğu), Çanakkale seramik örnekleri, Ares, 22 mart 2014, 23,24


10. MAYOLİKA
-EL YAZISI, Mayolika (İspanya, İtalya) asılacak kronoloji (10).
-EL YAZISI, Mayolika Seramiklerinin Tarihçesi, (Yeniden düzenleme 5 mart 2007, Levend Vardal ve Fatma Batukan 19 mart 2007, Elif+Yasemin 5 mayıs 2008)
-EL YAZISI, Mayolika Seramikler (03 ocak 2012).
-MAKALE (Fotokopi), Joao Castel-Branco Pereira "Portoguese Tiles" (Gül Özturanlı tarafından imzalı)
-KARTVİZİT, Juan-Antonio Lancha Sánchez (Ceramista, Toledo)

İRAN DOSYASI (Tümü renkli fotokopidir)
-Seramik kernos, Kaluraz mezarlığı, İran, MÖ 850-550, “Cradle of Civilization” sergisi (I)
-Tunç boğa heykeli, Marlık Tepe, Gulan, İran MÖ 2000 (II)
-Seramik riton, Tal-e Shoqa, İran, MÖ 3.binyıl (III)
-Seramik boğa başı akıtacaklı kap (IV)
-Kulplu astarlı çömlek, Ziwiye, İran, MÖ 1000 (V)
-Geometrik bezemeli çömlek (Buff ware) Sialk Tepe (zigurat) nekropolü, İran, MÖ 1000-650 (VI)
-Riton, Gilan, Kuzey İran, MÖ 1000-800 (VII)
-Simit gövdeli 4 ayaklı emzikli kap (VIII)
-Astar bezemeli sepet kulplu ve emzikli kap (IX)
-Emzikli çömlek, Amlash kültürü, Luristan, İran, MÖ 1200-900 (X)
-Ayaklı matara, İran, 13-14. Yy. (XI)
-Horoz başlı, sırlı sürahi, Selçuklu, 12-13. Yy. (Türk İslam eserleri müzesi) (XII)
-Sırlı bezemeli keşkül, Selçuklu (XIII)

KUPÜRLER
-Çanakkale’de bulunan lahit Truvalı Paris’in mi?
-Homoseksüellerin atası bulundu (08.04.2011, H-B)
-A.A. ya ait küp mezarda yatan hoker duruşlu ceset
-Kıbrıs’ta (MÖ 3000) bulunmuş küp mezarda yatan hoker duruşlu ceset
-Hangisi taş devri? (Ömer Erbil, 30 Eylül 2012, Radikal)
-Kaya resimlerini kurtaran girişim (Ömer Erbil, 27.01.2013 Radikal)
-Göbeklitepe dünyaya açılıyor (23 Kasım 2013, Hürriyet)
-Göbeklitepe sergi, panel ve konferans duyurusu (03 Mart 2015)
-“Dünyanın en eski tapınağı” Göbeklitepe-Şanlıurfa (R.Aslan, Tarihsiz,)
-Gölgeden resimler ya da ölçüsü kaçmış dünya (Rahmi Öğdül, 20 Kasım 2014, Birgün)
-Uygarlığın sessiz dili: Seramikler (Nezih Başgelen, söyleşi, 28 Şubat 2015)
-Nuhun gemisi yuvarlak mıydı? (Birce Bora, tarihsiz)

Tasnifi tamamlanan ikinci klasörü AAA II olarak kodlayarak paylaşıma açıyoruz. Uzun zaman alacak bu sürecin tamamlanabilmesi umuduyla, katkı, ilgi ve destekleri için Arcasoy  ailesine şükranlarımızı sunarız. Özgün fotoğraflar ve metin izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

3 Kasım 2025 Pazartesi

Stannous Chloride, Potassium Bichromat, Natrium Thiosulfuricum, Cremortartaro Solubile, Magnesium Sulfat

Grup halinde kimyasallar.

Bu yazıda Prof.Ateş Arcasoy'un ailesi aracılığıyla arşivimize intikal eden beş farklı kimyasal hammaddeyi kısaca tanıtacağım. Magnezyum sülfat haricinde, üretici firmaların orijinal şişelerinde muhafaza edilerek günümüze dek ulaşmış bu kimyasalların tümünün, seramik sektöründe yaygın olarak kullanılan hammaddeler olmadığına, yazının ilerleyen kısımlarında değineceğiz. Bu durumu, şişelerdeki kimyasal hammaddelerin kullanılmışlık durumlarına ve şişelerdeki kalan miktarlarına bakarak da söylemek mümkün. Özellikle potasyum bikromat şişesi neredeyse boşalmış durumda ve bu kullanım sıklığından, şişe etiketinin ne denli yıprandığını kavrayabilmek mümkün olmakta.

Stannous Chloride

Stannous Chloride: Kalay(II) klorür ya da stanit klorür, SnCl2 formülüne sahip, beyaz/renksiz katı kristal, güçlü bir indirgeyici maddedir, suda çözünür. İndirgeyici ajan olarak özellikle özel sırlarda (Cassius Moru  testi gibi reaksiyonlarda altın bileşikleriyle mavi renk verir) veya indirgeme atmosferi gerektiren renklerin (örneğin bakır kırmızısı gibi) geliştirilmesinde dolaylı olarak kullanılabilir. Opaklaştırıcı / parlaklık verici olarak, bazı seramik sırlarda iletken kaplama ve parlaklık sağlamada kullanılır. Üretici: Thomas Tyrer & co., ltd., Stratford, London, England, kobalt cam şişede (y:19,3 cm. Ø:8,5 cm.), ağzı hiç açılmamış ve kullanılmamıştır.

Potassium Bichromat

Potassium Bichromat: Potasyum dikromat olarak da bilinir, K2Cr2O7 formülüne sahip, kokusuz, turuncu ila kırmızı renkte, katı kristaldir, güçlü bir yükseltgeyici maddedir, oldukça aşındırıcı, toksik ve kanserojendir (çok dikkatli kullanım gerektirir), suda çözünür. Seramiklerde ve porselenlerde krom (Cr) elementi, yeşil, kırmızı, kahverengi gibi renkleri oluşturmak için önemli bir kaynaktır. Bikromat formu genellikle sır altı veya sır içi boya maddesi olarak kullanılır. Üretici: Thomas Tyrer & Co., Ltd., Stratford, London, England, kobalt cam şişede (y:19,3 cm. Ø:8,5 cm.).

Natrium Thiosulfuricum

Natrium Thiosulfuricum: Sodyum Tiyosülfat Na2S2O3+5H2O formülüne sahip, beyaz kristal tozdur, suda iyi çözünür, hiposülfit olarak da bilinir, zayıf zehirli sayılır. Güçlü bir indirgeyici ajandır. Seramik proseslerinde klor giderme veya bazı istenmeyen oksitlenmiş bileşikleri indirgeme amaçlı dolaylı veya yardımcı bir kimyasal olarak kullanılabilir. Üretici: E. Merck Darmstad, 250 gr. amber cam şişede (y:13,3 cm. Ø:6,1 cm.)

Cremortartaro Solubile

Cremortartaro Solubile: Tartrato borico-potassico, potasyum bitartarat, krem tartar KC4H5O6 formülüne sahip. Zehirsiz, beyaz toz / granüldür, hafif asidik tadı vardır, suda kısmen çözünür, kararlı bir pH tamponudur. Gıda (hamur işleri), tekstil (mordan), medikal (3.sınıf reçetesiz ilaç, müshil, idrar söktürücü, rektal fitil, hormonal olmayan Phexxi bileşeni) temizlik maddesi üretiminde kullanılan, yüksek sıcaklıklarda refrakter özellik gösteren potasyum kaynağıdır, seramik sektöründe pratikte yaygın değildir. Bu yüzden şişe hiç açılamamış ve içindeki kimyasal kullanılmadan, ağzındaki mühürle birlikte koruna gelmiştir. Üretici: Carlo Erba SA Milan, Türk Kodeks 1930. Renksiz şeffaf cam şişede (y:15,9 cm. Ø:6,6 cm.).

Magnesium Sulfat

Magnesium Sulfat: MgSO4 formülüne sahip, Magnezyum Sülfat, İngiliz tuzu, epsom tuzu. Beyaz kristal veya toz, acı ve tuzlu tadı olan, suda çözünür. Özellikle döküm çamurlarında çamurun viskozitesini ve akışkanlığını kontrol etmek, süspansiyonu floküle (topaklanmaya meyilli) hale getirmek ve askıda kalmasını sağlamak için kullanılır. Bağlayıcı özelliği ile tuğla ve kiremit gibi ekstrüzyon veya presleme ile üretilen seramik ürünlerin ham mukavemetini artırmak için bağlayıcı veya yardımcı bağlayıcı olarak kullanılabilir. MgO Kaynağı olarak yüksek sıcaklık uygulamalarında ateşe dayanıklılık ve seramiklerin yapısını iyileştirme amaçlı kullanılabilir. Zeynep Kamil Hastahanesi Laboratuvarı etiketli, renksiz şeffaf cam şişede (y:13,5 cm. Ø:6,7 cm.).

Katkı ilgi ve destekleri için Arcasoy  ailesine şükranlarımızı sunarız. Özgün fotoğraflar ve metin izinsiz kullanılamaz.

30 Ekim 2025 Perşembe

Porselen ve Cam Laboratuvar Havanlar

Prof.Ateş Arcasoy'dan ailesi aracılığıyla arşivimize intikal eden 3 farklı havanı tanıtarak simyacılar, kimyagerler, eczacılar ve seramikçiler için bu havanların önemi üzerinde kısaca duracağım. 15,5 cm ve 16 cm ölçülerindeki havanlardan cam oranının dibinde dikkat çekici "Civelek" markası yer almakta. Bu marka, 1982 yılında Osman Nuri Civelek tarafından kurulmuş olan "Civelek Porselen" üretimi olabileceğini aklımıza getiriyor. 16 cm. çapı daki porselen havanın tabanında ise "Figen" yazmakta.

Sn. Arcasoy'un porselen ve camdan mamül el havanları.


Çağlardan beri kullanılagelen el havanları, herhangi bir malzeme ile üretilmiş olsalar da,  porselen ve cam olanların neden tercih edildiği ayrı bir konudur. Laboratuvar tezgahının en mütevazı kahramanı, belki de bir havan ve havan elidir. Oysa bu basit araç, binlerce yıl boyunca simyacıların en büyük hayallerine ve kimyagerlerin en kesin keşiflerine tanıklık etmiştir. Maddenin en temel dönüşümü olan, katı bir maddeyi toz haline getirme ve karıştırma eylemi, kimyanın doğduğu mutfaktır. Gelin, bu yolculukta özellikle porselen ve cam havanların neden demir ve taşa tercih edildiğini, içlerinde hangi tehlikeli ve büyüleyici kimyasalların öğütüldüğünü ve hangi ilginç formüllerin ortaya çıktığını keşfedelim.

Eski seramik ustalarının ve simyacıların, havan yapımında porselen ve camı tercih etmesinin ardında saf bir inorganik kimya dehası yatar. ​Bu inertlik ve saflıkla ilgilidir. Porselen ve cam, çoğu kimyasal reaksiyona karşı inert (tepkisiz) malzemelerdir. Oysa demir veya taş bir havan, öğütülen maddeye kendi metal ya da mineral kalıntılarını karıştırır, yani onu kontamine eder. Simyacılar, saf altını bulma ya da Felsefe Taşı’nı yapma arayışında olduklarından, malzemenin saflığını korumak hayati önem taşıyordu.

​Sertlik ve homojenizasyon da önemli olan diğer bir konudur. Yüksek ısıda pişirilmiş sert porselen yüzeyi, öğütülecek kimyasalları mikroskobik düzeyde homojen bir toz haline getirebilir. Bu, özellikle seramik sırlar veya pigmentler için kritik bir adımdır, zira homojen karışım olmadan renk tutarlılığı elde edilemezdi.

​Asitlere direnç, özellikle kimya uygulamaları için önemlidir. Cam havanlar, özellikle güçlü asitler veya aşındırıcı sıvılarla çalışırken tercih edilmiştir. Seramiğin yanı sıra camın yüzeyi de asitlere karşı oldukça dayanıklıdır, bu da karıştırılan tehlikeli maddelerin havanın içine işlememesini sağlar.

Bu havanlar, tarihte bazı tehlikeli ama büyüleyici kimyasalların inceltilmesi ve hazırlanması için kullanıldı. Bu maddelerin öğütülerek çok ince toz haline getirilmesi, onların diğer bileşenlerle çok daha etkili bir şekilde tepkimeye girmesini sağlıyordu. Simyacılar bu sayede, maddenin yapısını değiştirdiklerine inanıyorlardı.

Havanlarda öğütülüp karıştırılan maddeler sadece basit pigmentler değildi; bazıları, inorganik kimyanın ilk sentetik başarıları olarak kabul edilir.
​1. Mısır Mavisi (CaCuSi4O10): ​Tarihte bilinen ilk sentetik pigment olan Mısır Mavisi, saf kimyanın çarpıcı bir örneğidir. ​Formülün Sırrı: Kuvars kumu (SiO2), bakır bileşikleri (malakit gibi), kireçtaşı (CaCO3) ve alkali bir akı maddesi (natron gibi) havanlarda mükemmel bir şekilde karıştırılırdı.
​Dönüşüm: Bu karışım, yaklaşık 800-1000 C derece sıcaklıkta fırınlandığında, kalsiyum bakır silikat adı verilen, kalıcı ve parlak bir mavi pigment ortaya çıkıyordu. Bu, simyanın ötesinde, maddenin kontrollü bir şekilde yepyeni bir bileşiğe dönüştürüldüğü anlamına geliyordu.
​2. Opak ve Opal Camlar: ​Havanların gücü, camın görünümünü kökten değiştirmekte de kullanıldı.
​Opaklaştırıcılar: Camın şeffaflığını ortadan kaldırarak onu süt beyazı veya opak hale getirmek için kalay oksit (SnO2) veya kemik külü (kalsiyum fosfat) gibi kimyasallar havanlarda aşırı derecede ince bir toz haline getirilirdi. ​Bu ince öğütülmüş tozlar erimiş cama eklendiğinde, camın içinde mikroskobik kristaller oluşmasına neden olurdu. Bu kristaller ışığı dağıtarak cama o meşhur opak veya opal (yanar döner) görünümü verirdi. Bu süreç, günümüzün modern boya ve kaplama teknolojilerinin temelini oluşturur.

Porselen ve cam havanlar, yıllar önce simyacıların gizemli cevherleri ve büyülü iksirleri hazırladığı basit araçlardı. Ancak bugün dahi modern kimya laboratuvarlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. ​Kimyasal saflığı korumak, maddeleri atom altı düzeyde karıştırmak ve reaksiyonlar için ideal hazırlığı sağlamak için modern analitik kimyada hala porselen havanlar kullanılmaktadır. ​Antik simya, bize maddenin dönüştürülmesi hayalini miras bıraktı; porselen havanlar ise bu hayalin gerçekleşebileceği bir araç olma imkanı sağladı.

Arcasoy ailesine teşekkürlerimizi sunarız. Özgün fotoğraflar ve metin izinsiz kullanılamaz.

28 Eylül 2025 Pazar

İbrahim Tayfun Durat'ın Kimyasalları

Arşivimizde yer alan ve ressam Settar Birecikligil tarafından 1994'te çizilen İbrahim Tayfun Durat portresi

17 Temmuz 2009 tarihinde rahmete kavuşan Öğr.Gör. İbrahim Tayfun Durat'a ait olup, vefatı sonrasında ailesi aracılığıyla Güzelyalı'daki boşaltılan evinde bize bırakılan kişisel eşyaları arasında mesleki malzemeler, tasarımlar, kitaplar, eskiz ve çizimler, el yazısı notlarla beraber seramikçilikte kullanılan kimyasallar ve bir kısım acayip icadı bulunmaktadır.

Durat'ın kendi el yazısı ile etiketlediği kimyasal kutuları.

İbrahim Tayfun Durat görev yapmış olduğu Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümünde, vefat ettiği güne dek çalışmaya devam etmiş bir sanat insanı idi. Kendisi ve sanatı hakkında M.Berrin Kayman tarafından yazılmış olan "“İnsan ve Ötesi” İbrahim T. Durat’ın Seramik Heykellerinde Estetik ve Yaratım Süreci Üzerine Bir İnceleme" adlı kitap bölümü "Plastik Sanatlar Alanında Günümüz Çini-Cam-Seramik Sanatçı Seçkileri 4" adlı kitaptan okunabilir.

Gameboy kamera ile çekilmiş 8 bit fotoğrafımız.

Seramikçiliğinin yanı sıra şairane ruhlu Durat'ın meziyetleri, yaratıcılığı, bilgeliği oldukça yüksekti. Benim gözümde kendisi bir simyacı, heykeltıraş, mimar, tasarımcı, şair ve mucitti. Dostluğu ve arkadaşlığı, kendisinin sevdiği insanlar için bir lütuf, aksi durumda ise, neredeyse bir böcek ilacı etkisi gösterirdi.

Üniversitedeki odasında kısa bir mola ve koleksiyonumuzda yer alan "Öcü" adlı heykeli. Kısa videosu için bkz.

Çocukluğu 70'lerde geçenler iyi bilirler; hani ormanda "10 kaplan gücünde" olduğu söylenen Kızılmaske var ya, işte Durat da benim gözümde bu benzetmedeki gibi, 10 Profesör yetisinde bir akademisyen ve 10 seramikçi becerisinde bir sanatçıydı.

İbrahim Tayfun Durat'a ait dev kumpas.

Uyarladığı, icat ettiği zihni sinir uygulamaları ve yöntemleri, sırları, fritleri, emayeleri, boyaları, alet edavatı, tasarımlarını patentleyip, makale haline getirse idi, mazallah camiada neler olurdu tahmin bile edemiyorum. Ne var ki hayatta iken bunların hiç birine önem vermemişti. Üretirken, keşfederken aldığı haz, Durat için yeterliydi sanki.

Bir keresinde odasına girdiğimde, sanki elma bahçesine girdiğimi hatırlarım. Oda arkadaşı M.Berrin Kayman ile birlikte, seramik kimyasalları kullanarak ürettikleri Amasya elması aroması, halen hafızamdadır. Böylesi bir aromaya dair bilimsel veriye ulaşamamış olmam, Durat'ın alandaki eksikliği doldurma çaba ve tenezzülünde bulunmadığının göstergesidir. Bence patenti alınması gereken bir icattı bu. Bunun gibi nice uygulamayı, bir laboratuva dönüştürdüğü odasında gerçekleştirirken, yaşanan anıların, kıymeti kolayına ölçülemeyecek cinsten.

Halen etiketlerini okumaya çabaladığımız ve bir kısım etiketsiz kimyasalın ne olduğunun analizlerden tespit etmeye çalıştığımız süreç devam ettiğinden, muhtemelen bu yazının devamı gelecek olup, öncelikle Durat'tan arşivimize intikal eden kimyasal ve boyalara genel hatlarıyla yer verilmiştir.

-Bakır lüster
-Bizmut karbonat
-Kurşunlu krom
-Mermer
-Muhtelif farbkörper (pembe, oranj, mavi, kırmızı, kahve rengi)
-Muhtelif fritler (kurşunlu, opak)
-Muhtelif oksitler (zirkon, krom, seryum)
-Muhtelif düşük derece sırlar
-Özel karışım bazlar
-Ultralin


Metinde yer alan fotoğrafların bir kısmı İbrahim Tayfun Durat facebook sayfasında, tarafımızca yayınlanan fotoğraflardan  seçilmiştir. Özgün metin ve fotoğraflar izin alınmadan kullanılamaz.

27 Eylül 2025 Cumartesi

Renklendirici Oksitler ve kimyasallar

Prof.Ateş Arcasoy'a ait bir kısım kimyasal hammadde ve  renklendirici oksitler hakkında kısa bilgiler paylaşacağım. Farklı paketleme ve muhafaza yöntemleriyle, etiketlenerek bize intikal eden renklendirici oksitler arasında yer alan krom, bakır, kobalt ve vanadyum seramik sırları, ve astarlarının, boyalarının üretilmesine yaygın kullanılırlar. Bunların arasında yer alan vanadyum penta oksit ise çok yaygın kullanılmayan bir  renklendirilmesinde, hakkındaki genel bilgiler aşağıda yer almaktadır.

Renklendiricilere ek olarak bir paket lityum karbonat da arşivimize eklenmiş durumdadır. 

Bazı kobalt etiketinde Sn.Arcasoy'un kendi el yazısı ile "Sanat Seramik 1980" ve "Co Japon 19.2.1988" ve "T.Tuna" ibareleri yazmaktadır. Ayrıca Vanadyumun içinde muhafaza edildiği, ağzı kapalı, sürşarjlı 75 Lira değerindeki Atatürk pulu yapıştırılmış, Kartal hareketli, 1990 damgalı, üniversite adresine yollanan posta zarfı da filatelik ve efemera nitelikli bir koleksiyon malzemesi oluşuyla çok değerlidir. Ağzı kapalı olarak arşivimizde yer alacaktır. Aşağıda lisansüstü sınavlarda öğrencilerimize yönelttiğim bazı sorulara cevap olabilecek, kısa bilgiler yer almaktadır.

Bakır oksidin seramik ve cam sanatında kullanımı, M.Ö. 4000'li yıllara kadar uzanan Mezopotamya ve Mısır'a dayanır. Çin'deki Ming Hanedanlığı döneminde (14. yüzyıl) üretilen, öküz kanı kırmızısı (oxblood) olarak bilinen sırlı seramikler, indirgen ortamda bakır oksidin kullanımının en parlak örneklerinden biridir.

Mısırlı zanaatkârlar, fayansları renklendirmek için bakır oksit kullanarak turkuaz ve yeşil tonlarını elde etmişlerdir. Daha sonra, Çin'deki ustalar, fırınlama atmosferini kontrol ederek bakır oksitten kırmızı renk elde etme sanatını geliştirmişlerdir. Bakır(II) oksit (CuO), seramik sektöründe yaygın olarak kullanılan bir renklendirici ve pigmenttir. Seramik sırlarına ve camlara katıldığında, fırınlama ortamına ve sıcaklığa bağlı olarak geniş bir renk yelpazesi sunar.

​Oksitleyici fırınlama ortamında (yani bol oksijenli bir ortamda) bakır oksit genellikle turkuaz, yeşil veya açık mavi tonları verir.

​İndirgeyici fırınlama ortamında (yani oksijeni sınırlı bir ortamda), bakır oksit genellikle parlak kırmızı veya bakır kırmızısı tonları verir. Bu etki, özellikle "öküz kanı" (oxblood) olarak bilinen sırlarda aranan bir özelliktir.

Bakır oksit,günümüzde nanoteknoloji alanında ve özellikle katalizörlerde önemli bir rol oynar. Karbonmonoksit gibi zararlı gazların temizlenmesinde ve birçok kimyasal reaksiyonun hızlandırılmasında kullanılır. Son zamanlarda ise, antimikrobiyal özellikleri nedeniyle tekstil ürünlerinde, boyalarda ve hijyen ürünlerinde kullanılmasıyla dikkat çekiyor. Kilogram satış fiyatları $5-$10 USD aralığında değişebilir.

Kromun pigment olarak kullanımı diğerlerine göre daha yenidir. 18. yüzyılın sonlarında, Fransız kimyager Louis-Nicolas Vauquelin tarafından keşfedilmiştir. Endüstriyel seramik ve cam üretiminde kullanımı ise 19. yüzyılın ortalarına denk gelir.

Krom oksit, ilk kez yeşil pigment olarak cam ve sırlara eklenmiştir. Tek başına kullanımıyla parlak yeşil tonlar elde edilirken, diğer oksitlerle karışımıyla da farklı renkler ve mat yüzeyler oluşturma potansiyeli keşfedilmiştir. Krom(III) oksit (Cr2O3), seramik sektöründe güçlü bir renklendirici pigment olarak kullanılır. Seramik sırlarına eklendiğinde genellikle canlı yeşil tonları verir. Yeşil rengin tonu, sırdaki diğer bileşenlere ve fırınlama koşullarına göre açık yeşilden koyu, zümrüt yeşiline kadar değişebilir.

​Krom oksit aynı zamanda bazı sırlarda matlaştırıcı bir ajan olarak da kullanılabilir. Yüksek sıcaklıklarda sırlara eklenen krom oksit, sırın parlaklığını azaltarak mat bir yüzey oluşturmaya yardımcı olur.

Krom oksidin en şaşırtıcı kullanımlarından biri, ses ve video kasetlerinin manyetik bantlarında yer almasıdır. Manyetik özelliklerinden dolayı, eski kayıt teknolojilerinde verilerin depolanmasını sağlıyordu. Günümüzde ise, özellikle metal alaşımlarının korozyon ve aşınma direncinin artırılmasında bir yüzey kaplaması olarak kullanılıyor. Kilogram satış fiyatları $5-$15 USD aralığında değişebilir.

Kobaltın seramikçilikteki kullanımı, M.Ö. 2600'lü yıllara kadar uzanan Eski Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarına dayanır. Kobalt bileşikleri, cam ve seramikleri maviye boyamak için kullanılmıştır. Asya'da ise M.S. 8. yüzyıldan itibaren Çin'deki Tang Hanedanlığı döneminde kobaltla boyanmış porselenler üretilmiştir. Batıda ise, kobalt boyama tekniği özellikle 15. yüzyıldan sonra yaygınlaşmıştır.

İlk kullanımı, Eski Mısır'da cam boncukların ve fayansların renklendirilmesinde görülür. Bu medeniyetler, kobaltın sır içindeki güçlü mavi renklendirici özelliğini keşfederek, bu malzemeyi hem cam hem de seramik objelerin dekorasyonunda kullanmışlardır. Kobalt(II) oksit (CoO), seramik sektöründe çok güçlü bir renklendirici ve pigment olarak kullanılır. Seramik bünyesine veya sırın içine katıldığında, fırınlama sıcaklığına ve ortamın oksijen miktarına göre değişen parlak ve canlı mavi tonları oluşturur. Bu nedenle, kobalt mavisi olarak bilinen o kendine has renk, seramik sanatçılarının ve endüstriyel üreticilerin en çok tercih ettiği renklerden biridir.

Kobalt oksit, günümüzde en çok lityum-iyon bataryaların katot malzemesinde kullanılmasıyla öne çıkıyor. Telefonlardan elektrikli araçlara kadar birçok modern cihazın enerji kaynağı olan bu bataryaların performansını ve ömrünü artırıyor. Ayrıca, cam endüstrisinde UV ışınlarını emen camlar üretmek için de kullanılıyor. Kilogram satış fiyatları $100-$150 USD aralığında değişebilir.

Vanadyum, ilk olarak 1801'de İspanyol mineralog Andrés Manuel del Río tarafından keşfedilmiş, ancak bu keşif kabul görmemiştir. 1831'de İsveçli kimyager Nils Gabriel Sefström tarafından yeniden keşfedilmiş ve adı Vanadis tanrıçasından esinlenerek verilmiştir. Seramik sektöründe kullanımı ise 19. yüzyılın sonlarına doğru başlamıştır.

Vanadyum oksit, endüstriyel seramiklerde özellikle sarı ve sarı-kahverengi tonlarını elde etmek için kullanılmıştır. Vanadyum sarısı olarak bilinen pigment, cam ve sırlara parlak ve dayanıklı sarı renkler katmıştır. Vanadyum pentoksit (V2O5) seramik sektöründe, özellikle cam ve seramik sırlarda renklendirici madde olarak yaygın şekilde kullanılır. Bu bileşik, cam veya sır karışımına az miktarda eklendiğinde canlı, sarı-yeşil tonlarından kahverengimsi-siyah tonlarına kadar değişen renkler elde edilmesini sağlar. Rengin tonu, kullanılan V2O5 miktarına ve fırınlama ortamındaki oksijen miktarına bağlıdır.

Vanadyum pentoksitin en çarpıcı ve geleceğe dönük uygulamalarından biri, akıllı pencereler (elektrokromik cam) teknolojisidir. Bu camlar, elektrik voltajı uygulandığında saydamlıklarını değiştirerek güneş ışığının geçişini kontrol edebilir. Bu sayede binalarda enerji tasarrufu sağlamak mümkündür. Ayrıca, vanadyum redoks akış bataryalarında da enerji depolama amacıyla kullanılarak büyük ölçekli elektrik şebekelerinde dengeleyici bir rol oynar. Kilogram satış fiyatları $15-$30 USD aralığında değişebilir.

Kağıda sarılarak paketlenmiş ve el yazısı ile etiketlenmiş lityum karbonat kimyasal formülü Li2CO3 olan beyaz, inorganik bir tuzdur. Suda çözünür ve lityum elementinin ticari olarak en önemli bileşiklerinden biridir. Seramik sektöründe lityum karbonat, özellikle sırlarda ve porselen bünyelerinde önemli bir eriticidir. Düşük bir erime noktasına sahip olması (723 C derece), sırların ve bünyelerin fırınlama sıcaklığını düşürmeye yardımcı olur. Bu özellik, hem enerji tasarrufu sağlar hem de daha düşük sıcaklıklarda eriyen pigmentlerin ve malzemelerin kullanılabilmesine olanak tanır.

​Lityum karbonatın seramik sırlarına kattığı diğer önemli özellikler şunlardır:

​Viskoziteyi Azaltır. Sırın akışkanlığını artırarak daha pürüzsüz ve homojen bir yüzey elde edilmesini sağlar.

​Termal Genleşmeyi Düşürür. Sırın büzülme ve çatlama riskini azaltır. Bu sayede sırın seramik bünyesine daha iyi yapışmasını sağlar.

​Parlaklığı ve Şeffaflığı Artırır. Sırlara parlak, canlı bir görünüm kazandırır ve sırın şeffaflığını artırarak altındaki rengin daha belirgin olmasını sağlar.

​Bu çok yönlü özellikleri nedeniyle lityum karbonat, hem endüstriyel hem de sanatsal seramik üretiminde yaygın olarak kullanılan bir malzemedir. Kilogram satış piyasa değeri 20-50 USD aralığında değişebilir.

Başka bir yazıda seğerli Prof.Ateş Arcasoy terekesinden tarafımıza verilen diğer hammaddelere değinilecektir. Katkı ilgi ve destekleri için ailesine şükranlarımızı sunarız.


13 Eylül 2025 Cumartesi

Prof.Sevim Çizer'in "Lüster" Kitabı


Prof Ateş Arcasoy kitaplığından arşivimize intikal eden, değerli Profesör Sevim Çizer tarafından yazılan "Lüster" kitabının geçmişine dair kısa bir yazıyı paylaşıyoruz. Sn. Çizer henüz doçent iken hazırladığı lüster kitabının bir kopyasını Sn. Arcasoy'a göndermiştir. Bu bilgiye, kitabın nüshasının iç kapağına yapıştırılmış 21 Kasım 1995 tarihli el yazısıyla yazılı nottan anlayabiliyoruz.


Menemen Çömlek Festivalinde bulunduğumuz günlerde Sn. Çizer ile bir araya gelerek, bu taslak hakkında çok keyifli nostaljik bir sohbet yaptık. Ayrıca  lüster kitabının taslak nüshasını 30 yıl aradan sonra bizi kırmayarak imzalaması, arşivimize çok değerli bir katkı yapmış oldu.


Bu vesile ile, Sn. Çizer'in son kitabı olan "Seramik Sözlüğü"nü de kendisine imzalatma fırsatı bulabildik. Böylesi ilginç tesadüfler vesilesi ile, mesleki ve akademik anlamda gelecek kuşaklara aktarabileceğimiz değerli bir arşiv materyaline sahip olmayı ve Prof. Ateş Arcasoy'un adını yaşatabilmek adına önemli bir çaba olarak değerlendiriyoruz.

Kitabın adı olan lüster kelimesi hakkında, tablet bir bilgi vererek devam edelim. Lüster, camsı bir matris içine gömülü, 5-50 nanometre boyutlarında bakır ve/veya gümüş nano-parçacıklarından oluşan bir metal-cam kompozit olarak tanımlanmaktadır. Yaklaşık 100 nm ile 1 mm kalınlığındaki bu tabakaların rengi ve saydamlığı, bünyede gerçekleşen ışık emilimi ve saçılımı ile ilişkilidir; bu özellikler, lüsterin karakteristik yanardönerliğini ve metalik parlaklığını belirler. Kimi uzmanlar Ortaçağ ve Rönesans dönemine ait lüsterli çömlekler üzerinde yaptıkları çalışmalarla, bu dekorasyonun, seramik sırın camsı matrisinde heterojen olarak dağılmış gümüş ve bakır nano-kristallerden oluştuğunu bilimsel olarak kanıtlamıştır. Bu nano-kristallerin varlığı, lüster yüzeylere kendine özgü metalik yansıma ve optik özellikler kazandırmaktadır. (A. A. Ağıl ve B. Karasu 2019:51, Borgia vd. 2002: 206–216).

Seramik sanatında lüster, sadece bir bezeme tekniği değil, toprağın ateşle buluştuğu ve adeta altına dönüşen bir simya sanatıdır. Yüzyıllardır seramik eserlere gizemli bir parlaklık katan bu kadim teknik, özellikle Anadolu topraklarında köklü bir geçmişe sahiptir. Lüster, sırlı seramiğin üzerine fırınlama yoluyla metalik bir yansıma kazandıran, ışıkla oynayan, büyülü bir tekniktir.

​Lüsterin bilinen en eski örnekleri, 9. yüzyılda, Mezopotamya'daki Abbasi İmparatorluğu dönemine dayanır. Çizer sırlı seramik yüzeylerde uygulandığı bilinen ilk lüster örneklerinin Abbasiler döneminde Bağdat ve Samarra’da görüldüğünü doğrulamaktadır (Çizer, 2010: 19- 21). İlk olarak, altın ve gümüşe benzeyen bir görünüm elde etmek amacıyla geliştirilen bu teknik, kısa sürede İslam coğrafyasının en önemli seramik merkezlerinde yaygınlaştı. Lüsterli seramikler, İpek Yolu ve diğer ticaret yolları sayesinde Mısır'a, oradan da Endülüs Emevi sanatı aracılığıyla İspanya'ya ulaştı. Her durakta, yerel kültürlerin sanatsal dokunuşlarıyla zenginleşen lüster, farklı bir kimlik kazandı.

​Lüster, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Anadolu'da zirveye ulaştı. Özellikle 12. ve 13. yüzyıl Anadolu Selçuklu seramiklerinde, lüsterin altın ve bronz tonları, turkuaz ve kobalt mavisi sırlı seramiklerle ustaca birleştirilmiştir. Konya ve Kaşan gibi merkezlerde üretilen bu eserler, hayvan ve insan figürleri ile karmaşık geometrik desenleri birleştirerek lüsterin estetik potansiyelini gözler önüne serer. Ashmolean müzesinde sergilenen  miladi 1211-1212 (hicri 608) tarihli Keşan üretimi olması gereken lüster kase, bu dönemin  en önemli başyapıtlarından biridir ve Selçuklu seramik sanatının ulaştığı inceliği kanıtlar.

Oxford Üniversitesi Ashmolean Müzesi EA1956.33 envanter numaralı, Ebu Zaid adlı ustaya atfedilen lüster kase. Kaynak
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, özellikle İznik çinilerinde, lüsterin yerini sır altı tekniği alsa da, bazı erken dönem İznik seramiklerinde lüsterin izleri görülür. ​Lüster, temel olarak üç farklı yöntemle uygulanır:
Ham Lüster: En eski ve en geleneksel tekniktir. Sırın içine metalik bileşenlerin karıştırılmasıyla elde edilir ve fırınlama sırasında yüzeyde metalik bir parlaklık oluşturur.
Macun Lüster: Metal oksitler ve kil gibi maddelerin bir macun haline getirilerek sırlı seramiğe sürülmesi ve özel bir indirgeme fırınlamasıyla elde edilen tekniktir. Tarihi eserlerin büyük bir kısmı bu yöntemle yapılmıştır.
Rezinat Lüster: En modern yöntemdir. Reçine içerisine metal oksitlerin çözünmesiyle elde edilen hazır sıvılar fırçayla uygulanır ve yüksek sıcaklıkta pişirilir. Bu teknik, ham lüstere göre daha kontrollü ve daha kolaydır.

​20. yüzyılın yüzyılın ortalarından itibaren lüster, modern seramik sanatçılarının da ilgi odağı olmuştur. Türkiye'de bu sanatı yeniden canlandıran ve akademik alanda yaygınlaşmasını sağlayan isimlerin başında Prof. Dr. Sevim Çizer gelir, Tüzüm Kızılcan gibi diğer önemli sanatçılar da, lüsterin geleneksel bilgisini çağdaş formlarla birleştirerek bu mirası yaşatırlar. İrem Pala Çalışıcı "Türk Çini Sanatı Tekniklerinden Lüsterin Günümüz Uygulamaları" başlıklı makalesinde lüsteri her ne kadar çini ile bağdaştırmış olsa da bizce, bu bakış açısı yanlıştır. Kaldı ki geçmişi Abbasi sanatına uzanan lüsteri Türk sanatına indirgeyerek konuyu adlandırmak hiç doğru değildir.

Lüster, hem tarihi hem de çağdaş seramik sanatında önemli bir yere sahip olduğu için dünyada bu tekniği ustalıkla kullanan çok sayıda sanatçı bulunmaktadır. Tarih boyunca bu tekniği zirveye taşıyan ustalar genellikle anonim kalmıştır, ancak modern dönemde bu sanatın gelişimine büyük katkılarda bulunan ve uluslararası alanda tanınan bazı önemli isimlere değinmek yerinde olacaktır.

Alan Caiger-Smith, Aldermaston Pottery yapımı büyük bir açık kase, kalay sır üzerine yakut ve altın rengi parlak boyalı, çapı 44,5 cm (17 1/2 inç) olan, alt tarafında monogram yer almaktadır. Satış fiyatı £ 1,250.00 Kaynak:

Alan Caiger-Smith (1930-2020) ve Paul Dresang (1948-) lüster tekniğini geleneksel yöntemlerle modern tasarımları, deneysel yaklaşımları ve mimari formları birleştirerek yeniden yorumlayan önemli yabancı seramik sanatçıları olarak öne çıkmaktadır. ​Bu sanatçılar, lüsterin tarihi köklerine sadık kalırken, onu kendi kişisel üslupları ve modern yaklaşımlarıyla birleştirerek bu tekniğin evrensel cazibesini ortaya koymuşlardır.

​Lüster, sadece parıltılı bir yüzey değil, aynı zamanda medeniyetler arası bir köprüdür. Seramik tariihinin derinliklerinden gelen bu ışıltılı miras, günümüz sanatçılarının ellerinde yeni formlar ve hikayelerle buluşmaya devam ediyor. Lüsterli bir seramik esere baktığınızda, yalnızca bir sanat eserini değil, aynı zamanda bin yıllık bir tarihi ve kültürel zenginliği de görürsünüz.

Caiger Smith'in kitabını 2.el 50£ fiyata bulabilmek mümkün. Kaynak

Katkı ilgi ve destekleri için Arcasoy  ailesine şükranlarımızı sunarız. Özgün fotoğraflar ve metin izinsiz kullanılamaz.
Not: Prof.Sevim Çizer'in "Lüster" kitabı ayrıca tanıtılacaktır.

Kaynakça
-A. A. Ağıl ve B. Karasu 2019, “Lüster Sırlarının Karakterizasyonuna Genel Bir Bakış”, ECJSE, c. 6, sy. 1, ss. 51–79, doi: 10.31202/ecjse.454149.
-Borgia I., Brunetti B., Mariani I., Sgamellotti A., Cariati F., Fermo P., Mellini, M., Viti C. and Padeletti G. (2002), “Heterogeneous distribution of metal nanocrystals in glazes of historical pottery”, Appl. Surf. Sci.,  185, 3–4: 206–216.
-Caiger-Smith, A. (1985). Lustre Pottery: Technique, Tradition and Innovation in Islam and the Western World. Faber and Faber.
-Caner-Saltık, A. (2009). Osmanlı Seramiği. Pera Müzesi Yayınları.
-Çizer, S. (2000). Anadolu Selçuklu Seramik Sanatı. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları.
-Çizer S. (2010) Lüster- Tarihi Tekniği Sanatı. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları , İzmir.
-Erdem, M. (2012). Selçuklu Seramik Sanatında Lüster Tekniği. Ege Üniversitesi Yayınları.
-Turan Bakır, S. (2018). Seramikte Lüster: Bir Sanat ve Bilim Yolculuğu. Arkeoloji ve Sanat Yayınları.
-Turkman, H., Akyol, M., & Akyüz, S. (2016). Geleneksel Anadolu Türk Seramiği Lüster Tekniği. Uluslararası Sanat ve Tasarım Dergisi, 4(1), 1-10.
-Çalışıcı, İ. P. (2024). Türk çini sanatı tekniklerinden lüsterin günümüz uygulamaları. SSSJournal, 5(30), 724-742.
-https://www.abebooks.co.uk/first-edition/Lustre-Pottery-Technique-Tradition-Innovation-Islam/31097364377/bd
-https://jameelcentre.ashmolean.org/object/EA1956.33
-https://www.jennaburlingham.com/artists/121-alan-caiger-smith/works/13937-alan-caiger-smith-a-large-aldermaston-pottery-open-bowl/