23 Haziran 2026 Salı

ECEABAT CLAY

Eceabat Clay, Fatih Karagül, 2026, detail.

The Secret of Time: Eceabat Clay and the Subaquatic Çanakkale Ceramics:  A Conceptual Artistic Journey Through the Memory of Earth

Art, rather than creating ex nihilo, is more often the act of rendering visible the narratives whispered by nature and history through a well-composed synthesis. This study addresses a conceptual bridge built over Eceabat clay—the lifeblood of the elegant and diverse authentic ceramics shaped on the potter’s wheel by historical master artisans of Çanakkale—and explores its metamorphosis into a contemporary work of art.

An Inaccessible Heritage: The Eceabat Clay Deposit One of the most distinctive elements underpinning the traditional Çanakkale ceramic heritage is undoubtedly the high-quality clay extracted from the Eceabat region. Today, however, this clay deposit lies within the boundaries of a protected national park, rendering it legally restricted and inaccessible. This state of preservation precludes local potters from utilizing this historical raw material through traditional methods.

The raw clay used in the piece was obtained as a research sample during a project started and successfully completed in 2009 by the late local ceramic artist Sinan Uçar. This precious remaining clay transcends its initial utilitarian purpose, transforming today into an aesthetic design element and a poignant homage that bridges the past and the future.

The Dialogue Between Fired and Unfired Earth The core contrast at the heart of this work focuses on the ontological existence of ceramics: on one hand, the raw, unfired, billions-of-years-old natural clay formation in its pristine state; on the other, the fired earthenware that has attained a permanent form and functional identity through its encounter with pyrotechnology. By simultaneously presenting the material in these two distinct phases, the artwork allows the viewer to experience the very essence and transformational journey of ceramics with the naked eye.

The original Çanakkale ceramic plate, enclosed within a protective polyester casing in the installation, possesses a captivating narrative of its own. Dating back centuries, this rare artifact was recovered from the underwater depths of Güzelyali by a diver and presented to us as a gift. Awaking from its silent slumber beneath the sea, this plate stands juxtaposed with the raw clay fragments, paying homage to its own origins and history.

Eceabat Clay, Fatih Karagül, 2026, 22,5x22,5x10.5 cm. Original traditional Çanakkale pot, raw Eceabat Clay plexiglass housing

"The centuries-old plate, shaped by the masterful hands of its artisan after being extracted from its source, and the billions-of-years-old natural clay texture... They stand side by side as if encapsulated in a time capsule, whispering a timeless message to future generations."

The Signature of the Sea: Calcified Biogenic Textures and Natural Plasticity Visible along the rims and fractured edges of the plate are calcified tube worm / serpulid layers accumulated over centuries. These biogenic textures do not merely impart a fascinating visual layer and an organic tactility to the work; they serve as undeniable material evidence of the centuries this historical object spent in the depths of Güzelyalı—essentially functioning as "the signature inscribed by the sea onto the artifact."

The ceramic piece, once kiln-fired and glazed by human hands, was re-authored by nature during its subaquatic period, gradually transitioning into a living reef matrix. These white, organic calcareous accretions form a profound contrast with the dry, angular, and static nature of the raw Eceabat clay filling the lower stratum of the display. The clay, originating from the land, was transformed into a vessel through firing; the vessel returned to the sea, becoming adorned with biogenic formations; and ultimately, both realms converged within this plexiglass enclosure, completing the cyclical trajectory of the material.

The Readymade Experience as a Conceptual Collage Theoretically, this artistic endeavor should be evaluated as a form of collage or installation art. From a strictly physical standpoint, the work contains no components shaped or fabricated ex nihilo by my own hands. However, much like the cubist collages pioneered by Pablo Picasso or the readymade philosophy of Marcel Duchamp, the assembly of appropriated or historically borrowed found objects to construct a new semantic paradigm represents the most intellectual approach to conveying a profound artistic thesis.

Eceabat Clay test results

Geological Memory and Chemical Fingerprinting: The Archaeometric Evidence of Earth: The elemental and chemical analysis of the Eceabat clay adds a tangible archaeometric dimension to this conceptual installation. The significant concentration of iron oxide (Fe2O3 \approx 6.01\%) scientifically validates the geological source behind the characteristic reddish-brown body and slip tones of historical Çanakkale ceramics. More crucially, the high calcium content (CaO \approx 7.28\%) paired with trace amounts of Boron (B \approx 20.85 mg/L) unveils the sedimentological matrix of the region, deeply connected to ancient marine deposits. The subaquatic calcareous accretions on the plate find a profound chemical resonance in the calcium-rich geochronology of the raw clay beneath it. Consequently, the clay ceases to be merely a historical medium; it functions as a distinct chemical "fingerprint" that roots the artwork directly into the subterranean memory of the Troad and Gallipoli landscapes.

In conclusion, this work functions as a collective mnemonic object where the earth, the sea, the artisan's labor, and time converge. Devoid of physical manipulation, it nevertheless invites the audience to contemplate the dynamics of time, space, and production through its underlying curatorial concept.

4 Haziran 2026 Perşembe

SERAMİK KÜPLER (PITHOS)

Seramik küpler, insanlık tarihi boyunca farklı uygarlıklarda farklı biçim ve özelliklerde üretilerek kullanılmışlardır. Bu çeşitlilik gündelik hayat ve öte dünya ile ilgilidir. Dünyanın farklı bölgelerinde yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen verilere dayanılarak küplerin çeşitliliği ve bizlere anlattıkları günümüze ulaşmaktadır. Küplerin kullanımına dair daha önce bilmediğim bir yönünü Amerikalı seramik sanatçısı Jack Troy tarafından kaleme alınan ve Ceramics Monthly adlı derginin Kasım 1996 sayısında yayımlanan "İzlenimler: Çin'deki Bir Çömlekçi" başlıklı makalede fark ettim.  Makalenin 49. sayfasında, duvar örgüsünde yapı malzemesi olarak küpler kullanılmıştı. Daha önce akustik ile ilgili sorunları çözmek için, Ayvalık'taki bir kilisenin duvar örgüsünde almaşık malzeme olarak testilerin kullanıldığını görmüşlüğüm vardı. Fakat küp gibi büyük ölçekli bir kaba dair bu ilk tespitimdi. Makale temelde yazarın bir grup seramik sanatçısıyla birlikte Çin'e yaptığı 6 haftalık çalışma ve inceleme gezisi sırasında bahsedilen seramikler özelinde küplerin duvarda yapı elemanı olarak kullanılışını konu almaktadır. Troy’un Çin’deki bu mesleki gezisi hakkındaki izlenimleri seramik küpler üzerinden ele alınarak, makaleden yararlanarak örneklenip, açıklanmaya çalışılmıştır.

Troy, 18'i Amerikalı ve 2'si Japon olmak üzere 20 kişilik bir seramikçi grubuyla Çin'e gider. Grubun ana durağı, o dönem yaklaşık 300.000 nüfuslu ve binyılın porselen başkenti olarak bilinen Jingdezhen şehridir. Burada bir ay boyunca kalıp yerel atölyelerde çalışırlar, müzeleri ve antik fırın kalıntılarını ziyaret ederler. Seyahatin devamında ise tren ve otobüslerle Çin'in siyasi ve sanatsal tarihi açısından büyük önem taşıyan Şian (Xian) ve Pekin (Beijing) şehirlerini gezerler. Jingdezhen, Han Hanedanlığı döneminden (M.Ö. 206- M.S. 220) beri seramik ve porselen üretim merkezidir. Kentte seramik üretimiyle geçinen yaklaşık 60.000 insan, 150 aile işletmesi ve 100 devlete ait fabrika bulunmaktadır.

Troy ve grubu, 1000 yıllık antik bir fırın kalıntısının ve kırık seramik parçalarının bulunduğu tepeleri ziyaret eder. Burada Song Hanedanlığı dönemine ait seladon sırlı porselen parçalarına dokunmak, yazara bir çömlekçi olarak kendi tarihsel mirasını hissettirir. Müze veya galeri vitrinlerin arkasından bakmak yerine bu antik parçalara dokunabilmenin, geçmişteki çömlekçiyle bağ kurmanın tek gerçek yolu olduğunu belirtir. Bu durum, 1992-1997 yılları arasında 6 sezon boyunca Assos arkeolojik kazısında yaşadığım tecrübelerle birebir benzeşmektedir.

Grubun çalıştığı yerlerden biri olan San Bao, Ming Hanedanlığı dönemindeki bir çömlekçi köyünün kopyası olarak inşa edilmiştir. San Bao'da porselen üretiminde kullanılan feldspat (metinde petunse/baituse karşılığı olarak dağ taşı terimi kullanılmışsa da kastedilen feldspat veya Cornwall Stone özelliğinde, porselen taşı da denen doğal kayaç olmalıdır) ve killer, elektrik enerjisine ihtiyaç duymadan, nehir akıntısıyla dönen devasa ahşap su çarkları ve kaldırmalı şahmeran (su dinki, kuyruklu tokmak veya su gücüyle çalışan dövme çekici) vasıtasıyla dövülerek toz haline getirilir. Bu geleneksel yöntem, şehirde sık sık yaşanan ve Amerikalıların getirdiği modern elektrikli çömlekçi çarklarını işlevsizleştiren elektrik kesintilerine meydan okuyan harika bir mühendislik örneğidir.

Troy, Çin'deki porselen çamurunun Batı'dakinden çok farklı olduğunu keşfeder. Bu çamur, %75 oranında plastik olmayan malzemelerden (kuvars ve feldspat içeren petuntse taşı) ve yalnızca %25 kaolinden oluşur. Çamur o kadar yumuşak ve esneklikten yoksundur ki, çarkta şekillendirilirken kolayca çökebilmektedir. Şekillendirme sırasında porselenin çökmesini önlemek için Çinli ustalar porseleni önce kalın (yaklaşık 5 cm) şekillendirir, tamamen kuruduktan sonra porselen yüzeyini tornada kazıyarak ışık geçirecek kadar ince bir hale getirirler.

Baituse Çince yazılışıyla baidunzi [白墩子], porselenin fırınlanırken eriyerek cama dönüşmesini, camsı, şeffaf ve pürüzsüz yapıyı kazanmasını sağlayan et (veya kas) kısmıdır. Kelime anlamı Çincede "küçük beyaz tuğlalar" demektir. Madenlerden çıkarılan mikalı feldispat zengini porselen taşları, nehir yataklarındaki su değirmenlerinde (dinklerde) dövülüp toz haline getirildikten sonra kolayca taşınabilmesi için küçük tuğla kalıplarına dökülürdü. Üretim merkezlerine bu isimle sevk edilirdi. Ayrıca Çin porselen geleneğinde porselenin "kemiği" (gücü ve iskeleti) olarak adlandırılan madde ise kaolindir. Bu geleneksel benzetmede maddelerin rolleri şu şekildedir: Kaolin (Kemik) yüksek sıcaklığa dayanıklıdır. Fırında erimez. Porselen nesnenin fırınlanırken şeklini korumasını, çökmemesini ve dik durmasını sağlar. Baidunzi (Et) fırında eriyerek kaolin liflerinin arasını doldurur. Parçaları birbirine bağlar ve porselene camsı, pürüzsüz yapısını verir. Kaolin adını Çin'in Jingdezhen şehri yakınlarında bulunan ve yüzyıllarca bu kilin çıkarıldığı Gaoling (Yüksek Tepe / Gao-ling) dağından almıştır. Batı dillerine ve Türkçeye de "kaolin" olarak geçmiştir.

Troy başlangıçta, formun canlılığını sağlayan esnekliğin neden feda edildiğini sorgular. Ancak daha sonra bunun sebebinin bir nevi "Fırçanın Tiranlığı" olduğunu anlar. Çin porselenleri, aslında üzerlerine resim yapılabilmesi için bir tuval gibi tasarlanmıştır. Modern Çin'de çömlekçilik genellikle işlevsel bir işçilik olarak görülür; ürünün altına sadece porselen yüzeyini boyayan ressam imza atar. Çömlekçi çarkı başında ömrünü geçiren ustalar ise ürettikleri parça başına neredeyse 1 dolar bile kazanmazlar.

Shaanxi eyaleti Cheng Lu köyünde duvar örgüsünde yapı malzemesi olarak kullanılmış olan küpler görülmekte.

Grup gezinin son kısmında şimdiki Şaanxi eyaletinde bulunan ve Toprak Askerler (bu bahis, özellikle rahmetli Prof.Ateş Arcasoy’un önemli bir araştırma alanıydı) ile ünlü Şian şehrine geçerler. Buradaki Cheng Lu köyü, tam anlamıyla bir çömlekçi köyüdür. Köydeki evlerin ve atölyelerin duvarları, yüzlerce yıllık fırınlamalardan kalan kırık saggar (pişirim kapları) ve seramik parçalarıyla inşa edilmiştir. Köyde restoranlar için milyonlarca sade erişte kasesi üretilmektedir. Yazar metinde, binlerce noodle kasesinin saman iplerle bağlanmış halini görürken "unprecious" (kıymetli/değerli olmaktan uzak, sıradan) kelimesini seçer. Batı sanatı genellikle "tekil, mükemmel, imzalı ve pahalı" olanı kutsarken; Doğu seramik felsefesi özellikle de Zen, halkın sanatı anlayışına dayanır. Bu anlayışa göre, bir nesnenin gerçek güzelliği onun kibirli ve iddialı olmasında değil; her gün kullanılan sıradan, gösterişsiz ve işlevsel bir nesne olmasında gizlidir. Yazar, bu kaselerin "sanatçı çömlekçilerin" kibirli eserlerinden çok daha "ferahlatıcı" (refreshingly) olduğunu söylerken tam olarak bu felsefi aydınlanmayı kastetmektedir.

Troy, Batı'daki sanatçı çömlekçilerin (burada studio potters olarak adlandırılan çömlekçi/seramikçileri kastediyor) yüzlerce katı fiyata sattığı tekil ve "kıymetli" eserlerin aksine, buradaki seri üretimin ne kadar samimi, gösterişsiz ve özenli olduğunu hayranlıkla gözlemler. Troy, Kuzey Amerika'daki seramik tarihini küçük bir "gelgit havuzundaki" yaşam formlarını incelemeye benzetirken; Çin'deki seramik kültürünü keşfetmeyi devasa bir "okyanusa" bakmaya benzetmektedir. Çin'de keşfedilecek derinliğin ve detayların sınırsız olduğunu vurgulayan yazar, ülkesine kendi çamurunun başına dönmek üzere büyük bir vizyon ve mutlulukla ayrılır.

Yazarın deneyimlerini sona erdirdikten sonra yazının devamında küp nedir? Küpün gündelik hayatta kullanım yerlerine dair yeni bir yazı ile devam edilecektir...

Kaynaklar
-Xinmin Zhang, Hualin Xie, Caihua Zhou, Bindan Zeng (2020,), Jingdezhen: The millennium porcelain capital, Cities, Volume 98,  102569, ISSN 0264-2751 https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0264275119309916
-https://digitalfire.com/material/petunse
-https://digitalfire.com/material/cornwall+stone
-https://www.gotheborg.com/glossary/baidunzi.shtml
-https://en.wikipedia.org/wiki/Studio_pottery

1 Haziran 2026 Pazartesi

Ahmet Uslu koleksiyonu sergisinden 3 örnek

Bu gün koleksiyoner, tarihçi ve avukat Sn.Ahmet Uslu koleksiyonunda yer alan sepet biçimli geleneksel Çanakkale seramiklerinin sergilendiği, Çanakkale Belediyesi galerisinde idik. Sn.Ahmet Uslu ile tanışıklığımız geçen yüzyıla dek geriye gitmekte. Kendisi ısrarla topladığı seramik parçalar ve Çanakkale savaşına ait savaş malzemeleri ile, Çanakkale Belediyesinin kente katılmadığı değerleri, bireysel olarak başarabilmiş bir kişi. Sahip olduğu bir müze, gezici tır müze ve ayrıca geleneksel Çanakkale seramikleri müzesi açabilecek kadar esere sahip oluşu takdire şayan.

Bu kısa yazıda bugüne dek daha önce karşılaşmadığım ve ilgimi çeken, sergide yer alan 3 seramik örnek üzerinde durmak istiyorum. Örneklerden ikisi çerezlik ya da küllük olarak adlandırılabilecek küçük fonksiyonel örnekler. Çerezliklerden ilki "sancai" tekniğinde sırlanmış ve seramiğin orta kısmında yer alan Afroditin "pudica" duruşunun yer aldığı çok ilginç bir örnek. Afrodit'in bu duruşu Dardanos tümülüsünde bulunmuş olan meşhur Knidos Afroditi'nin terracotta versiyonundaki duruş ile aynı. Knidos Afroditi'nin esin kaynağı olduğu diğer bir önemli örnek için Boticelli'nin resmettiği "Venüsün doğuşu" adlı tablo hatırlara gelebilir. Knidos Afroditi o denli önemli bir eserdir ki antik çağda ve sonraki dönemlerde pek çok kopyası şekillendirilmiş, pek çok esere ilham kaynağı olmuştur. Bu küçücük seramik rölyefte yer alan bu meşhur duruşu sergide ilk gördüğüm an benim için gerçekten çok etkileyici bir andı. Sergi sırasında Sn. Ahmet Uslu'ya seramikteki figürden bahsettiğimde, yüzündeki ifadeden, henüz bu benzeşmeyi fark etmediğini anlaşılmıştı

Afrodit rölyefli seramik. 12,7x8,3 cm

Diğer bir örnek ise yine bir çerezlik ya da küllük olarak adlandırılabilecek fazla derin olmayan bir seramikti. Sanki bir deniz tarağı biçiminden ya da bir bitkinin yaprağından esinlenilerek şekillendirilmiş gövdenin orta kısmında floral bir alçak rölyef yer almaktadır. Simetrik tasarımda toplam 6 yaprak ve 4 gonca bulunmaktadır. Bu örnek de sancai tekniğinde sırlanmış olup yeşil sır bir önceki örneğe göre daha az kullanılmıştır. Daha dikkatli incelendiğinde, sarı ve kahverengi sır kullanımındaki baskınlık, 19.yy ikinci yarısında Wedgwood üretimi "kaplumbağa kabuğu" olarak adlandırılan ürün grubuna benzemektedir. (Bkz: 1)

Tarak biçimli seramik


Son örnek ise sepet biçimli bir tepsi olup, kırmızı kil üzerine şeffaf sır uygulaması gerçekleştirilmiştir. Tepsinin orta kısmında yer alan Kız kulesi rölyefi ilginçtir. Geleneksel Çanakkale seramiklerindeki peysaj betimlemeleri genellikle biçimlerin stilize edilerek motife dönüştürüldüğü sır altı bezemeler iken, bu örnekte rölyefli betimlenen Kız kulesi kısmen gerçekçi bir üslupta betimlenmiştir. Rölyefi şekillendiren yerel çömlekçi kule betimlemesini belki bir kartpostalda yer alan fotoğraftan ya da bir kitaptan görerek, becerisi dahilinde aslına benzetmeye çalışmış olmalıdır.



Kaynaklar
1)Rae, Robert Sutton, "A Study of Majolica Pottery Decoration" (1968). Central Washington University Master of Arts (MA) thesis, sf.25


8 Şubat 2026 Pazar

Müçteba Kundul'a....

Mimar sinan Üniversitesinden emekli Öğretim görevlisi Müçteba Kundul bugün rahmetli oldu. Kendisi benim hocamdı. 37 yıl boyunca bağımız hiç kopmadı. 1990 yılında 1.sınıfta idim, yıl sonu finaline yetiştiremediğim alçı kalıbını tamamlayabileyim diye, hafta sonu beni ve bir kaç arkadaşımı daha, Kepsel fabrikasına götürmüş, alçı atölyesinde süreci detayları ile öğreterek, kalıplarımızı tamamlamamızı sağlamış, üstelik karnımız da doyurulmştu. Böylesi bir destek hayatımda ilk ve tektir öğrencilik hayatımda. Yıllar sonra üniversitede çalışmaya başladığımda, 1.sınıf öğrencilerime hep aynı konu ve süreci öğrettim.

Müçteba Kundul'un Tatbiki'deki öğrenciliği

2009-2010 yılında ÇOMÜ Seramik Bölümünde derslere girdi. İdeal bir alçı tasarım ve şekillendirme atölyesi kurabilmek için bölümüzüe çok destek oldu. Tanıdığı firmalardan, bölümüzüe hediye olarak vinçli alçı katıştırma mikseri, titreşimli ele mengene vd.alet ve ekipmanları temin etti. Öğrenciler kullansın diye alçı bağışları sağladı. Mastarlar, alet takımları, takım dolabı, Girit taşı bile temin etti. Bölümde ilk kez gomelak ile çalıştık. Fakültemizin taşınma sürecinde bunların çoğu telef oldu.

2017 yılında Karopak firması sahibi Süha Bey ile birlikte bölümümüzde ilk kez silikon kalıp çalıştayı düzenledik. Bu çalıştay yeni silikon türleri ve uygulamaları için önemli bir deneyimdi öğrenciler ve bizler için. Etkinlikte kullanılan malzemelerin tümünün teminini Karopak firmasından Süha Bey ücretsiz olarak temin etti.

Müçteba Kundul Eczacıbaşı sofra sermikleri ile, 2017, Kilitbahir

Sonrasında da bağımız hiç kopmadı hoca ile. Yine 2017 yılında Seddülbahir'de ziyaretine gitmiştik. Bize öğrencilik yıllarından bir fotoğraf göstermişti Müçteba hoca. O gün Eczabışanda çalıştığı yıllardan, klozetler için tasarlayıp geliştirdiği musluğun hikayesine, Sadi ve Belma Diren'le olan anılarına, Eczasıbaşı'nın kurumsal logo tiplerindeki çeşitliliğe, V...a firmasının logosunun intihal nedeniyle mahkemelik oluş sürecine ve daha pek çok hatırayı yazarak not almam için, bir defter dahi hediye etmişti. Kendi koleksiyonundaki pek çoğu imzalı ve mühürlü örnekleri fotoğraflayıp, ölçüp detaylı bilgilerle bizzat yazdırarak bilgilerin yok olmamasını sağlamıştı. İnsan bazı detayları unutmuyor.

İşte tam da bu yüzden, Kızılmaske, namı diğer Fantom için 10 kaplan gücünde yazardı biz çocukken okuduğumuz çizgi romanlarda, benzeri bir tanımlamayla, Müçteba hoca da meslektaşlarına göre 10 seramikçiye bedeldi benim gözümde. Ruhu şad olsun.

Hiçbir fotoğraf ve metin izinsiz kullanılamaz.

7 Şubat 2026 Cumartesi

Seramikten Bronza

Zamansız Bir Kenetlenme Arkaik Belleğin Plastik Yeniden İnşası

İlk versiyonu gre (stoneware, pekişmiş çini) malzeme ile seramik olarak üretilip sergilenen bu bronz çalışma, Anadolu’nun derin katmanlarından, Neolitik ve Demir Çağı’nın o sarsıcı ontolojik zemininden süzülüp gelen bir "hafıza kazısı" niteliği taşımaktadır.

Fatih Karagül, 2025, gre heykel

Heykel, "Tanrı ve Tanrıça kucaklaşması" gibi insanlık tarihinin en kadim arketiplerinden birini odağına alırken, geçmişi bir nostalji nesnesi olarak değil, bugünün parçalanmış epistemolojisi içinde yeniden kodlanan canlı bir organizma olarak sunmaktadır. Bu kucaklaşma, sadece iki figürün fiziksel temasını değil, eril ve dişil ilkelerin binlerce yıllık sürekliliğinin güncel sanatın yapıbozumcu süzgecinden geçerek yeniden vuku buluşunu simgeler.

Fatih Karagül, Kucaklaşma, 2026, Bronz döküm

Heykelin brütalist bir tavırla şekillenen kütlesel yapısı ve malzemenin üzerindeki oksidasyon süreci, nesnenin zamanla kurduğu iktidar ilişkisini görünür kılmaktadır. Heykelde, bronzun o kadim ve dirençli doğasını kullanarak, toprağın altından çıkarılmış bir idolün çiğliğini, modern bir estetik dilin rafine gerilimiyle birleştirilir. Siyah fonun sağladığı mekânsızlık içinde bu form, tarihsel bir kalıntı olmaktan çıkarak, izleyiciyi Anadolu’nun ritüelistik geçmişiyle yüzleştiren, zamandan azade bir "anıt-nesne" konumuna yükselmektedir.


Biçimsel açıdan bakıldığında, dikey kütlelerin birbirine geçişindeki tektonik sertlik ile kucaklaşmanın getirdiği duygusal geçirgenlik arasındaki diyalektik, çalışmanın en güçlü yönlerinden biridir. Figürlerin net sınırlarla birbirinden ayrılmaması, "ilişkisellik" ve "oluş" kavramlarına hizmet eder. Burada karşımıza çıkan, hiyerarşik bir birleşme değil; formun, dokunun ve anlamın birbirinin içinde eridiği, kutsal olanın seküler bir plastik dil aracılığıyla yeniden dünyevileştiği radikal bir estetik deneyimdir.

Kutsal olanın form aracılığıyla fiziksel ve plastik bir gerçekliğe dönüşmesi heykeli, müzede sergilenecek bir objeden ziyade, Anadolu'nun binlerce yıllık "birliktelik" ve "yaratım" felsefesini bugüne taşıyan bir "kültürel elçi" konumuna yükseltir. Sonuç olarak bu yapıt, Karagül’ün "Axis Mundi" (Dünya Ekseni) olarak tanımladığı o kozmik merkez arayışının somut bir tezahürüdür. Yerel arkeolojik verilerin, evrensel bir sanat terminolojisiyle bu denli ustalıklı bir biçimde eklemlenmesi, tasarımcının bakışıyla, heykel sanatının kimlik inşası sürecine bir katkı sunmaktadır. Bu kucaklaşma, sadece Anadolu’nun arkeolojik geçmişine bir saygı duruşu değil, aynı zamanda geleceğin estetiğine dair, kökleri derinde olan cesur bir projeksiyondur.

31 Ocak 2026 Cumartesi

İpek Yolu'ndan Günümüze Porselenin İzinde


Topkapı Sarayı Müzesi, 13. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar uzanan geniş bir zaman diliminde, İslam pazarları için özel olarak üretilen "İhraç Porselenler" konusunda dünyanın en zengin koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Bu koleksiyonun kalbi sayılan mavi-beyaz porselenler, Osmanlı sarayının estetik anlayışına uygun formlarıyla Çin’in porselen başkenti Jingdezhen ile İstanbul arasında asırlık bir kültürel köprü kurmuştur.

Tarihsel süreçte İpek Yolu aracılığıyla pekişen bu ticari ve estetik bağ, çağdaş sanatın dev isimlerinden Ai Weiwei tarafından modern bir perspektifle yeniden yorumlanmıştır. 2017 yılında Akbank’ın desteğiyle Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleştirilen ve yoğun ilgi nedeniyle süresi iki kez uzatılan "Ai Weiwei Porselene Dair" sergisi, porselenin sadece bir malzeme değil, toplumsal krizleri anlatan bir ifade aracı olduğunu kanıtlamıştır. Yüzden fazla eserin yer aldığı bu seçkide, Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonuna ait tarihi bir eserin de çağdaş figürlerle yan yana sergilenmesi, malzemenin zamansızlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Bu tarihi bağlar bugün sadece müzelerde değil, yaşayan bir ticaret ve sanat ağı olarak da varlığını sürdürüyor. Sanatçının esin kaynağı olan geleneksel porselenlerin üretim merkezi Jingdezhen, 2015 yılından bu yana İstanbul Kızıltoprak’taki mağazasıyla ülkemizde temsil edilmektedir. Daha da heyecan verici bir gelişme olarak; 2025 yılı Haziran ayında İznik ile Jingdezhen arasında imzalanan resmi ve sürdürülebilir sanayi iş birliği protokolü, iki tarihi seramik merkezinin ortak geleceği için yeni bir dönemi başlatmıştır.

Kaynaklar:

-Krahl, Regina. (1986). Chinese Ceramics in the Topkapı Saray Museum, Istanbul. (Bu eser koleksiyon hakkındaki en kapsamlı katalogdur).

-Misugi, T. (1981). Chinese Porcelain Collections in the Near East: Topkapi and Ardebil. Hong Kong University Press.

-Sakıp Sabancı Müzesi. (2017). Ai Weiwei Porselene Dair / Ai Weiwei on Porcelain (Sergi Kataloğu).

-Sakıp Sabancı Müzesi. (2017). "Ai Weiwei İstanbul’da" Sergisi Duyurusu.

-İznik Belediyesi. (01.06.2025). "İznik Seramik Sanayi Birliği İmza Töreni İstanbul’da Gerçekleşti."

-Jingdezhen Ceramics Official Flagship Store. Kızıltoprak Mağazası ve Şubeler Hakkında Bilgi.

-Xinhua News. (2025). "Çin'in Porselen Başkenti Jingdezhen'in İlk Mağazası İstanbul'da Açıldı."

-https://www.sakipsabancimuzesi.org/sergiler-ve-etkinlikler/sergi/5

31 Aralık 2025 Çarşamba

Ali Avni Çelebi Çömlekçi Tablosu

Ali Avni Çelebi Çömlekçiler Tablosu, 90x115 cm.

Instagram'da gördüğüm, akabinde araştırıp İstanbul Antik Sanat'ın internet sayfasında 29 Ekim tarihinde tamamlanmış olan bir müzayede sayfasında yer alan aynı eser, oldukça ilgimi çekti. Tabloda yer alan çömlekçi atölyesi betimlemesinden yararlanıp yapay zeka kullanarak bu eserden esinlenerek, daha başka neler yapılabilir düşüncesine sevk etti beni. Ali Avni Çelebi'nin "Çömlekçi" tablosunda resmin merkezinde yer alan çömlekçi, kullanmış olduğu çömlekçi çarkının yapısı itibarıyla, Avanos'lu bir çömlekçiyi betimliyor olsa gerek. Bu konuyu yapay zekaya sorduğumda, hatta Prof.Güngör Güner'in kitabını referans olarak gösterdiğim halde, YZ resmi analiz ederek, doğru bir bilgi üretemedi. Bu sonuç, ressamın tablosunun oldukça ekspresif bir üslupta betimlenmiş ve gerçekten geleneksel Avanos çömlekçiliğine dair olası verilerin çok somut olmasından kaynaklanıyor oluşuydu.

Aşağıda farklı istemlerle oluşturduğum yeni varyasyonlar her ne kadar keyifli görünseler de, yağlıboya tablo, yağlı boya tablodur. Yıllar önce bilgisayar dersi aldığım hocam Prof.Süleyman Belen bir dersinde, yurt dışında yeni çıkan özel bir yazıcı aracılığıyla basılan dijital görüntülerin, özgün birer sanat eseri olarak kabul edilmeye başlandığını aktarmıştı. Sene 1997 olmalı, o yazıcının marka ve modelini hatırlayamıyorum. Her şeye rağmen bu görselleri çok daha yeni teknolojiler kullanan yazıcılardan birisiyle bastırıp, kendimi bir ressam gibi hissetmenin mümkün olabilmesi, bana hala tartışmalı gelmekte.

Avanos'lu Çömlekçi, 2025, Fatih Karagül&Gemini AI

Aşağıdaki resimlere dikkat edilirse, AI tarafından üretilen çömlekçi çarkları sorunludur. Yaptığım denemelerde, Shimpo marka elektrikli tornanın internette yer alan görüntülerini referans alan yazılıma, sade bir çarkı görselleştirmek oldukça sıkıntı verici olsa da, Avanos tipi çarkı görselleştirmede tam tersi çok kolay oldu. Muhtemelen bu süreçte, internette yer alan Avanos çömlekçi çarkı görüntülerinin bol sayıda yer alması neden olduğunu var sayıyorum.

Çömlekçi, 2025, Fatih Karagül&Gemini AI

Çömlekçi, 2025, Fatih Karagül&Gemini AI

Çömlekçiler, 2025, Fatih Karagül&Gemini AI

Kaynaklar.

https://www.instagram.com/p/Cl50Pe2sL7r/

https://www.istanbulantiksanat.com/urun/7349465/ali-avni-celebi-1904-1993-comlekci-imzali-tuval-uzeri-yagliboya-90-x-115

7 Kasım 2025 Cuma

KLASÖR II (AAA II)

Değerli akademisyen ve seramikçi merhum Prof. Dr. Ateş Arcasoy’a ait mesleki ve akademik matbu arşivin tasnif çalışmaları heyecanla sürüyor. 10 Eylül 2025 tarihinde ilk klasörün tasnif ederek yayınlamıştık (AAA I). Bu zorlu ancak bir o kadar da ödüllendirici yolculukta, bir klasörün daha envanter dökümünü tamamlamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Bu özel klasör, kendi içinde tematik olarak ayrılmış dosyalardan oluşmakta. İçeriğine baktığımızda, hocamızın yıllar boyunca seramiğin tarihsel gelişimi üzerine vermiş olduğu derslerin ve dia sunumlarının el yazısıyla kaleme alınmış özgün metinleri dikkat çekiyor. Bu kıymetli materyaller, ilk dosyadan itibaren numaralandırılmış sıralı bir düzenle klasörde yer alıyor.

Tüm materyaller, Sn. Arcasoy’un İstanbul’daki evinden ilk paketlendiği haliyle, bir düzen kurulmadan açılıp tasnif edildi. Bu durum, bize hocamızın çalışma ve not alma pratiklerine dair de ipuçları sunuyor. Bu keyifli düzenleme sırasında, tasnif ve içerik belirleme sürecinde kaçınılmaz bazı zorluklarla karşılaştık. Farklı konulara ait notların aynı dosya içinde bulunması, zaman zaman tematik karışıklıklar oluşturdu. Metinlerdeki numara sıralarında ve konuların kronolojik diziliminde boşlukların saptanması ise sayısal ve kronolojik eksiklikler olduğunu ortaya çıkardı.

Ancak hedefimiz, bu dağınıklığı anlamlı bir düzene kavuşturmak olduğundan, titiz bir çalışma ile saptanan bu karışıklıklar, ilgili temaları altında toplanarak yeniden düzenlendi ve dosyalandı. Bu sayede, gelecekteki araştırmalar için çok daha erişilebilir bir yapı oluşturulmuş oldu.

Sıralamada tespit edilen eksik numaralı metinlerin, şu an için henüz açılmamış olan arşiv paketlerinin içinde bulunma ihtimali oldukça yüksek. Her açılan yeni paket, arşivin bütününü tamamlayan bir bulmaca parçası gibi. Prof. Dr. Ateş Arcasoy’un seramik sanatına ve eğitimine olan büyük katkılarını yansıtan bu arşivin, sanat tarihi ve seramik teknolojisi alanında çalışanlar için eşsiz bir kaynak olacağına inanıyoruz.

Yeni klasör ve belgelerle ilgili güncellemelerimiz devam edecek. Sanat ve bilimin izlerini sürmeye devam.


I. İNANÇ GELENEĞİ SERAMİKLERİ
-EL YAZISI, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (1).
-EL YAZISI, kronoloji çalışması.
-KUPÜR, “Dinozorlar 80 değil 23 tonmuş”, 7 Haziran 20212, Hürriyet.
-EL YAZISI, metin, İnanç seramikleri.
-EL YAZISI, Eğitim materyali ve bilgi notu, inanna.
-BROŞÜR VE SERGİ DAVETİYESİ, “Tunç Çağının Gizemli Kadınları”,
-EL YAZISI, metin Anadolu’da kadın tanrıçaya tapınma geleneği açıklayıcı bilgi notu.


II. ANADOLU KÜLTÜR DÖNEMLERİ
-EL YAZISI, Anadolu Kültür Dönemleri, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (2).
-FOTOKOPİ, Anadolu haritası ve kültür yerleşimleri.
-KATALOG, Troya Efsane ile gerçek arası bir kentte yolculuk.
-EL YAZISI, metin, Seramiğin tarihçesi metni.
-MATBU, özet, Seramiğin tarihçesinden bir kesit.
-EL YAZISI, teşekkür mektubu, Zeynep Künelgin Akbaş’tan.
-EL YAZISI, metin, Anadolu Kültür dönemleri.
-BROŞÜR SAYFASI, Lidyalılar ve dünyaları,
-EL YAZISI, bilgi notu, Lidyalılar
-FOTOĞRAF, Knossos Sarayından pithos.
-KUPÜR, “9 Bin Yıllık, En Yeni Kültürel Miras: Çatalhöyük” Vedat Atasoy, 9 Aralık 2012 Pazar, Radikal
-FOTOKOPİ, Hacılar, Kumtepe ve Urartu çömlekleri.
-BROŞÜR, Kültepe kaniş Karumu
-TABLO, Hitit hiyeroglifleri
-EĞİTİM MATERYALİ (daktilo), İnandık vazosu
-EĞİTİM MATERYALİ, Lidyalılar ve dünyaları, sergisinden seramikler tablosu.
-KUPÜR, Lidyalılar Galatasaray’da, Şubat 2010
-KUPÜR, “Gordion’un Düğümü”, Yavuz Donat, 30 Haziran 2011, Sabah, 23
-KUPÜR, “Lidyalılar ne yer, ne içerler?” Ali Esad Göksel, 20 Mart 2010, Habertürk, 21


III. YUNAN SANATI
-EL YAZISI, kronoloji
-TAKVİM (2001), Greek Lovers
-EL YAZISI, metin, Yunan Sanatı
-FRAGMAN, Fenike camı şişeler
-EĞİTİM MATERYALİ, Üç basamaklı pişirim yöntemi
-DAVETİYE, “Kutsal Dumandan Sihirli Damlaya Parfüm” 14 Nisan 2005, Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi
-EĞİTİM MATERYALİ, Oinokhoe
-FRAGMAN, “Eski Yunan’de El Bakımı” Collection dergisi, 2013, Sayı: 53, sf: 39.
-EĞİTİM MATERYALİ, Attika “Siyah ve Kırmızı” F,gürlü Vazo Ressamları
-EL YAZISI, Miken, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (4).
-EL YAZISI, Oryantalizan, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (5).
-EL YAZISI, Klasik dönem, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (6).


IV. ROMA SANATI
-EL YAZISI, Roma, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (7).
-KUPÜR, 2 bin yıllık fuhuş jetonu, 6 ocak 2012, Hürriyet
-FOTOKOPİ, Yunan ve Roma Kap Formları Sözlüğü, İnci Delemen, Sedef-Çokay Kepçe.
-BROŞÜR, Aphrodisias Heykel Atölyesi.
-EL YAZISI, bilgi notu, Sevim Çizer Terra Sigillata Konferansından, 20 Aralık 2014
-BROŞÜR, Terra Sicilata hazırlama yöntemi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü
-EĞİTİM MATERYALİ, Terra Sigillata hazırlama aşamaları
-EL YAZISI, metin, Roma Sanatı


VI. ANADOLU SELÇUKLU
-EL YAZISI, Anadolu Selçuklu, Seramik sanat tarihi (2008-2009) asılacak kronoloji (8).
-EL YAZISI, metin, Anadolu Selçuklu Sanatı.
-MAKALE, “Semerkand”, Beşir Ayvazoğlu, Türksoy 2007/8, Sf:31-35
-FOTOKOPİ, Harpyiler ve Sirenler
-FRAGMAN, kufi yazı

VIII.  KÜTAHYA- IX. ÇANAKKALE
-EL YAZISI, Kütahya çini sanatı
-BROŞÜR, Suna İnan Kıraç Vakfı, Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu, Pera Müzesi
-MAKALE, Faruk Şahin, “İnsan Figürlü Çini Tabaklar”, Antik Dekor, 1998, sf:86-92
-FOTOĞRAFLAR, Sadberk Hanım Müzesi, Kütahya ve Çanakkale seramikleri, Dilek Karayel ödevi
-MAKALE, Çini Diyarı Kütahya, Kiler Magazin, Temmuz 2010, sayı 138, sf:6,7
-FRAGMAN (müzayede kataloğu), Kütahya seramik örnekleri, Nika, 26 Aralık 2010, sf: 88, 89, 90, 124, 125
-FRAGMAN, Kütahya kaligrafi, çini karo, 1751 (Ermenice, çeviri: Anuş Muratdağı, 2010)
-EL YAZISI, Çanakkale seramikleri
-FRAGMAN (müzayede kataloğu), Çanakkale seramik örnekleri, Ares, 31 ekim 2010, 133,134
-FRAGMAN (müzayede kataloğu), Çanakkale seramik örnekleri, Ares, 22 mart 2014, 23,24


10. MAYOLİKA
-EL YAZISI, Mayolika (İspanya, İtalya) asılacak kronoloji (10).
-EL YAZISI, Mayolika Seramiklerinin Tarihçesi, (Yeniden düzenleme 5 mart 2007, Levend Vardal ve Fatma Batukan 19 mart 2007, Elif+Yasemin 5 mayıs 2008)
-EL YAZISI, Mayolika Seramikler (03 ocak 2012).
-MAKALE (Fotokopi), Joao Castel-Branco Pereira "Portoguese Tiles" (Gül Özturanlı tarafından imzalı)
-KARTVİZİT, Juan-Antonio Lancha Sánchez (Ceramista, Toledo)

İRAN DOSYASI (Tümü renkli fotokopidir)
-Seramik kernos, Kaluraz mezarlığı, İran, MÖ 850-550, “Cradle of Civilization” sergisi (I)
-Tunç boğa heykeli, Marlık Tepe, Gulan, İran MÖ 2000 (II)
-Seramik riton, Tal-e Shoqa, İran, MÖ 3.binyıl (III)
-Seramik boğa başı akıtacaklı kap (IV)
-Kulplu astarlı çömlek, Ziwiye, İran, MÖ 1000 (V)
-Geometrik bezemeli çömlek (Buff ware) Sialk Tepe (zigurat) nekropolü, İran, MÖ 1000-650 (VI)
-Riton, Gilan, Kuzey İran, MÖ 1000-800 (VII)
-Simit gövdeli 4 ayaklı emzikli kap (VIII)
-Astar bezemeli sepet kulplu ve emzikli kap (IX)
-Emzikli çömlek, Amlash kültürü, Luristan, İran, MÖ 1200-900 (X)
-Ayaklı matara, İran, 13-14. Yy. (XI)
-Horoz başlı, sırlı sürahi, Selçuklu, 12-13. Yy. (Türk İslam eserleri müzesi) (XII)
-Sırlı bezemeli keşkül, Selçuklu (XIII)

KUPÜRLER
-Çanakkale’de bulunan lahit Truvalı Paris’in mi?
-Homoseksüellerin atası bulundu (08.04.2011, H-B)
-A.A. ya ait küp mezarda yatan hoker duruşlu ceset
-Kıbrıs’ta (MÖ 3000) bulunmuş küp mezarda yatan hoker duruşlu ceset
-Hangisi taş devri? (Ömer Erbil, 30 Eylül 2012, Radikal)
-Kaya resimlerini kurtaran girişim (Ömer Erbil, 27.01.2013 Radikal)
-Göbeklitepe dünyaya açılıyor (23 Kasım 2013, Hürriyet)
-Göbeklitepe sergi, panel ve konferans duyurusu (03 Mart 2015)
-“Dünyanın en eski tapınağı” Göbeklitepe-Şanlıurfa (R.Aslan, Tarihsiz,)
-Gölgeden resimler ya da ölçüsü kaçmış dünya (Rahmi Öğdül, 20 Kasım 2014, Birgün)
-Uygarlığın sessiz dili: Seramikler (Nezih Başgelen, söyleşi, 28 Şubat 2015)
-Nuhun gemisi yuvarlak mıydı? (Birce Bora, tarihsiz)

Tasnifi tamamlanan ikinci klasörü AAA II olarak kodlayarak paylaşıma açıyoruz. Uzun zaman alacak bu sürecin tamamlanabilmesi umuduyla, katkı, ilgi ve destekleri için Arcasoy  ailesine şükranlarımızı sunarız. Özgün fotoğraflar ve metin izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

3 Kasım 2025 Pazartesi

Stannous Chloride, Potassium Bichromat, Natrium Thiosulfuricum, Cremortartaro Solubile, Magnesium Sulfat

Grup halinde kimyasallar.

Bu yazıda Prof.Ateş Arcasoy'un ailesi aracılığıyla arşivimize intikal eden beş farklı kimyasal hammaddeyi kısaca tanıtacağım. Magnezyum sülfat haricinde, üretici firmaların orijinal şişelerinde muhafaza edilerek günümüze dek ulaşmış bu kimyasalların tümünün, seramik sektöründe yaygın olarak kullanılan hammaddeler olmadığına, yazının ilerleyen kısımlarında değineceğiz. Bu durumu, şişelerdeki kimyasal hammaddelerin kullanılmışlık durumlarına ve şişelerdeki kalan miktarlarına bakarak da söylemek mümkün. Özellikle potasyum bikromat şişesi neredeyse boşalmış durumda ve bu kullanım sıklığından, şişe etiketinin ne denli yıprandığını kavrayabilmek mümkün olmakta.

Stannous Chloride

Stannous Chloride: Kalay(II) klorür ya da stanit klorür, SnCl2 formülüne sahip, beyaz/renksiz katı kristal, güçlü bir indirgeyici maddedir, suda çözünür. İndirgeyici ajan olarak özellikle özel sırlarda (Cassius Moru  testi gibi reaksiyonlarda altın bileşikleriyle mavi renk verir) veya indirgeme atmosferi gerektiren renklerin (örneğin bakır kırmızısı gibi) geliştirilmesinde dolaylı olarak kullanılabilir. Opaklaştırıcı / parlaklık verici olarak, bazı seramik sırlarda iletken kaplama ve parlaklık sağlamada kullanılır. Üretici: Thomas Tyrer & co., ltd., Stratford, London, England, kobalt cam şişede (y:19,3 cm. Ø:8,5 cm.), ağzı hiç açılmamış ve kullanılmamıştır.

Potassium Bichromat

Potassium Bichromat: Potasyum dikromat olarak da bilinir, K2Cr2O7 formülüne sahip, kokusuz, turuncu ila kırmızı renkte, katı kristaldir, güçlü bir yükseltgeyici maddedir, oldukça aşındırıcı, toksik ve kanserojendir (çok dikkatli kullanım gerektirir), suda çözünür. Seramiklerde ve porselenlerde krom (Cr) elementi, yeşil, kırmızı, kahverengi gibi renkleri oluşturmak için önemli bir kaynaktır. Bikromat formu genellikle sır altı veya sır içi boya maddesi olarak kullanılır. Üretici: Thomas Tyrer & Co., Ltd., Stratford, London, England, kobalt cam şişede (y:19,3 cm. Ø:8,5 cm.).

Natrium Thiosulfuricum

Natrium Thiosulfuricum: Sodyum Tiyosülfat Na2S2O3+5H2O formülüne sahip, beyaz kristal tozdur, suda iyi çözünür, hiposülfit olarak da bilinir, zayıf zehirli sayılır. Güçlü bir indirgeyici ajandır. Seramik proseslerinde klor giderme veya bazı istenmeyen oksitlenmiş bileşikleri indirgeme amaçlı dolaylı veya yardımcı bir kimyasal olarak kullanılabilir. Üretici: E. Merck Darmstad, 250 gr. amber cam şişede (y:13,3 cm. Ø:6,1 cm.)

Cremortartaro Solubile

Cremortartaro Solubile: Tartrato borico-potassico, potasyum bitartarat, krem tartar KC4H5O6 formülüne sahip. Zehirsiz, beyaz toz / granüldür, hafif asidik tadı vardır, suda kısmen çözünür, kararlı bir pH tamponudur. Gıda (hamur işleri), tekstil (mordan), medikal (3.sınıf reçetesiz ilaç, müshil, idrar söktürücü, rektal fitil, hormonal olmayan Phexxi bileşeni) temizlik maddesi üretiminde kullanılan, yüksek sıcaklıklarda refrakter özellik gösteren potasyum kaynağıdır, seramik sektöründe pratikte yaygın değildir. Bu yüzden şişe hiç açılamamış ve içindeki kimyasal kullanılmadan, ağzındaki mühürle birlikte koruna gelmiştir. Üretici: Carlo Erba SA Milan, Türk Kodeks 1930. Renksiz şeffaf cam şişede (y:15,9 cm. Ø:6,6 cm.).

Magnesium Sulfat

Magnesium Sulfat: MgSO4 formülüne sahip, Magnezyum Sülfat, İngiliz tuzu, epsom tuzu. Beyaz kristal veya toz, acı ve tuzlu tadı olan, suda çözünür. Özellikle döküm çamurlarında çamurun viskozitesini ve akışkanlığını kontrol etmek, süspansiyonu floküle (topaklanmaya meyilli) hale getirmek ve askıda kalmasını sağlamak için kullanılır. Bağlayıcı özelliği ile tuğla ve kiremit gibi ekstrüzyon veya presleme ile üretilen seramik ürünlerin ham mukavemetini artırmak için bağlayıcı veya yardımcı bağlayıcı olarak kullanılabilir. MgO Kaynağı olarak yüksek sıcaklık uygulamalarında ateşe dayanıklılık ve seramiklerin yapısını iyileştirme amaçlı kullanılabilir. Zeynep Kamil Hastahanesi Laboratuvarı etiketli, renksiz şeffaf cam şişede (y:13,5 cm. Ø:6,7 cm.).

Katkı ilgi ve destekleri için Arcasoy  ailesine şükranlarımızı sunarız. Özgün fotoğraflar ve metin izinsiz kullanılamaz.

30 Ekim 2025 Perşembe

Porselen ve Cam Laboratuvar Havanlar

Prof.Ateş Arcasoy'dan ailesi aracılığıyla arşivimize intikal eden 3 farklı havanı tanıtarak simyacılar, kimyagerler, eczacılar ve seramikçiler için bu havanların önemi üzerinde kısaca duracağım. 15,5 cm ve 16 cm ölçülerindeki havanlardan cam oranının dibinde dikkat çekici "Civelek" markası yer almakta. Bu marka, 1982 yılında Osman Nuri Civelek tarafından kurulmuş olan "Civelek Porselen" üretimi olabileceğini aklımıza getiriyor. 16 cm. çapı daki porselen havanın tabanında ise "Figen" yazmakta.

Sn. Arcasoy'un porselen ve camdan mamül el havanları.


Çağlardan beri kullanılagelen el havanları, herhangi bir malzeme ile üretilmiş olsalar da,  porselen ve cam olanların neden tercih edildiği ayrı bir konudur. Laboratuvar tezgahının en mütevazı kahramanı, belki de bir havan ve havan elidir. Oysa bu basit araç, binlerce yıl boyunca simyacıların en büyük hayallerine ve kimyagerlerin en kesin keşiflerine tanıklık etmiştir. Maddenin en temel dönüşümü olan, katı bir maddeyi toz haline getirme ve karıştırma eylemi, kimyanın doğduğu mutfaktır. Gelin, bu yolculukta özellikle porselen ve cam havanların neden demir ve taşa tercih edildiğini, içlerinde hangi tehlikeli ve büyüleyici kimyasalların öğütüldüğünü ve hangi ilginç formüllerin ortaya çıktığını keşfedelim.

Eski seramik ustalarının ve simyacıların, havan yapımında porselen ve camı tercih etmesinin ardında saf bir inorganik kimya dehası yatar. ​Bu inertlik ve saflıkla ilgilidir. Porselen ve cam, çoğu kimyasal reaksiyona karşı inert (tepkisiz) malzemelerdir. Oysa demir veya taş bir havan, öğütülen maddeye kendi metal ya da mineral kalıntılarını karıştırır, yani onu kontamine eder. Simyacılar, saf altını bulma ya da Felsefe Taşı’nı yapma arayışında olduklarından, malzemenin saflığını korumak hayati önem taşıyordu.

​Sertlik ve homojenizasyon da önemli olan diğer bir konudur. Yüksek ısıda pişirilmiş sert porselen yüzeyi, öğütülecek kimyasalları mikroskobik düzeyde homojen bir toz haline getirebilir. Bu, özellikle seramik sırlar veya pigmentler için kritik bir adımdır, zira homojen karışım olmadan renk tutarlılığı elde edilemezdi.

​Asitlere direnç, özellikle kimya uygulamaları için önemlidir. Cam havanlar, özellikle güçlü asitler veya aşındırıcı sıvılarla çalışırken tercih edilmiştir. Seramiğin yanı sıra camın yüzeyi de asitlere karşı oldukça dayanıklıdır, bu da karıştırılan tehlikeli maddelerin havanın içine işlememesini sağlar.

Bu havanlar, tarihte bazı tehlikeli ama büyüleyici kimyasalların inceltilmesi ve hazırlanması için kullanıldı. Bu maddelerin öğütülerek çok ince toz haline getirilmesi, onların diğer bileşenlerle çok daha etkili bir şekilde tepkimeye girmesini sağlıyordu. Simyacılar bu sayede, maddenin yapısını değiştirdiklerine inanıyorlardı.

Havanlarda öğütülüp karıştırılan maddeler sadece basit pigmentler değildi; bazıları, inorganik kimyanın ilk sentetik başarıları olarak kabul edilir.
​1. Mısır Mavisi (CaCuSi4O10): ​Tarihte bilinen ilk sentetik pigment olan Mısır Mavisi, saf kimyanın çarpıcı bir örneğidir. ​Formülün Sırrı: Kuvars kumu (SiO2), bakır bileşikleri (malakit gibi), kireçtaşı (CaCO3) ve alkali bir akı maddesi (natron gibi) havanlarda mükemmel bir şekilde karıştırılırdı.
​Dönüşüm: Bu karışım, yaklaşık 800-1000 C derece sıcaklıkta fırınlandığında, kalsiyum bakır silikat adı verilen, kalıcı ve parlak bir mavi pigment ortaya çıkıyordu. Bu, simyanın ötesinde, maddenin kontrollü bir şekilde yepyeni bir bileşiğe dönüştürüldüğü anlamına geliyordu.
​2. Opak ve Opal Camlar: ​Havanların gücü, camın görünümünü kökten değiştirmekte de kullanıldı.
​Opaklaştırıcılar: Camın şeffaflığını ortadan kaldırarak onu süt beyazı veya opak hale getirmek için kalay oksit (SnO2) veya kemik külü (kalsiyum fosfat) gibi kimyasallar havanlarda aşırı derecede ince bir toz haline getirilirdi. ​Bu ince öğütülmüş tozlar erimiş cama eklendiğinde, camın içinde mikroskobik kristaller oluşmasına neden olurdu. Bu kristaller ışığı dağıtarak cama o meşhur opak veya opal (yanar döner) görünümü verirdi. Bu süreç, günümüzün modern boya ve kaplama teknolojilerinin temelini oluşturur.

Porselen ve cam havanlar, yıllar önce simyacıların gizemli cevherleri ve büyülü iksirleri hazırladığı basit araçlardı. Ancak bugün dahi modern kimya laboratuvarlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. ​Kimyasal saflığı korumak, maddeleri atom altı düzeyde karıştırmak ve reaksiyonlar için ideal hazırlığı sağlamak için modern analitik kimyada hala porselen havanlar kullanılmaktadır. ​Antik simya, bize maddenin dönüştürülmesi hayalini miras bıraktı; porselen havanlar ise bu hayalin gerçekleşebileceği bir araç olma imkanı sağladı.

Arcasoy ailesine teşekkürlerimizi sunarız. Özgün fotoğraflar ve metin izinsiz kullanılamaz.

28 Eylül 2025 Pazar

İbrahim Tayfun Durat'ın Kimyasalları

Arşivimizde yer alan ve ressam Settar Birecikligil tarafından 1994'te çizilen İbrahim Tayfun Durat portresi

17 Temmuz 2009 tarihinde rahmete kavuşan Öğr.Gör. İbrahim Tayfun Durat'a ait olup, vefatı sonrasında ailesi aracılığıyla Güzelyalı'daki boşaltılan evinde bize bırakılan kişisel eşyaları arasında mesleki malzemeler, tasarımlar, kitaplar, eskiz ve çizimler, el yazısı notlarla beraber seramikçilikte kullanılan kimyasallar ve bir kısım acayip icadı bulunmaktadır.

Durat'ın kendi el yazısı ile etiketlediği kimyasal kutuları.

İbrahim Tayfun Durat görev yapmış olduğu Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümünde, vefat ettiği güne dek çalışmaya devam etmiş bir sanat insanı idi. Kendisi ve sanatı hakkında M.Berrin Kayman tarafından yazılmış olan "“İnsan ve Ötesi” İbrahim T. Durat’ın Seramik Heykellerinde Estetik ve Yaratım Süreci Üzerine Bir İnceleme" adlı kitap bölümü "Plastik Sanatlar Alanında Günümüz Çini-Cam-Seramik Sanatçı Seçkileri 4" adlı kitaptan okunabilir.

Gameboy kamera ile çekilmiş 8 bit fotoğrafımız.

Seramikçiliğinin yanı sıra şairane ruhlu Durat'ın meziyetleri, yaratıcılığı, bilgeliği oldukça yüksekti. Benim gözümde kendisi bir simyacı, heykeltıraş, mimar, tasarımcı, şair ve mucitti. Dostluğu ve arkadaşlığı, kendisinin sevdiği insanlar için bir lütuf, aksi durumda ise, neredeyse bir böcek ilacı etkisi gösterirdi.

Üniversitedeki odasında kısa bir mola ve koleksiyonumuzda yer alan "Öcü" adlı heykeli. Kısa videosu için bkz.

Çocukluğu 70'lerde geçenler iyi bilirler; hani ormanda "10 kaplan gücünde" olduğu söylenen Kızılmaske var ya, işte Durat da benim gözümde bu benzetmedeki gibi, 10 Profesör yetisinde bir akademisyen ve 10 seramikçi becerisinde bir sanatçıydı.

İbrahim Tayfun Durat'a ait dev kumpas.

Uyarladığı, icat ettiği zihni sinir uygulamaları ve yöntemleri, sırları, fritleri, emayeleri, boyaları, alet edavatı, tasarımlarını patentleyip, makale haline getirse idi, mazallah camiada neler olurdu tahmin bile edemiyorum. Ne var ki hayatta iken bunların hiç birine önem vermemişti. Üretirken, keşfederken aldığı haz, Durat için yeterliydi sanki.

Bir keresinde odasına girdiğimde, sanki elma bahçesine girdiğimi hatırlarım. Oda arkadaşı M.Berrin Kayman ile birlikte, seramik kimyasalları kullanarak ürettikleri Amasya elması aroması, halen hafızamdadır. Böylesi bir aromaya dair bilimsel veriye ulaşamamış olmam, Durat'ın alandaki eksikliği doldurma çaba ve tenezzülünde bulunmadığının göstergesidir. Bence patenti alınması gereken bir icattı bu. Bunun gibi nice uygulamayı, bir laboratuva dönüştürdüğü odasında gerçekleştirirken, yaşanan anıların, kıymeti kolayına ölçülemeyecek cinsten.

Halen etiketlerini okumaya çabaladığımız ve bir kısım etiketsiz kimyasalın ne olduğunun analizlerden tespit etmeye çalıştığımız süreç devam ettiğinden, muhtemelen bu yazının devamı gelecek olup, öncelikle Durat'tan arşivimize intikal eden kimyasal ve boyalara genel hatlarıyla yer verilmiştir.

-Bakır lüster
-Bizmut karbonat
-Kurşunlu krom
-Mermer
-Muhtelif farbkörper (pembe, oranj, mavi, kırmızı, kahve rengi)
-Muhtelif fritler (kurşunlu, opak)
-Muhtelif oksitler (zirkon, krom, seryum)
-Muhtelif düşük derece sırlar
-Özel karışım bazlar
-Ultralin


Metinde yer alan fotoğrafların bir kısmı İbrahim Tayfun Durat facebook sayfasında, tarafımızca yayınlanan fotoğraflardan  seçilmiştir. Özgün metin ve fotoğraflar izin alınmadan kullanılamaz.