1 Kasım 2012 Perşembe

KADININ KİLDEN YARADILIŞI

Yine toprak ve ateşin hikayesi; Mitolojilerde yaradılış hikayeleri belirli noktalarda birbirine benzer. Özellikle kilden ya da topraktan yaradılış mevzusu ise İslam inancından önce Yunan mitolojisinde kendini göstermiştir. Bu mitin Ortadoğu kökenli, Sami kaynaklı olma ihtimali de bulunmaktadır.  İlk insanın yaradılışında Yunan mitolojisinde yine balçık mevzusu geçerken ilk insan kadın olan Pandora'nın yaradılışında da durum yine böyledir. Ana madde olan toprak, zanaatkar ve demirci tanrı olan Hephaistos tarafından suyla karıştırılarak yoğurulur,  güzel tanrıça Afrodit'e benzetilerek şekillendirilir. Bedensel olarak Pandora meydana getirilir. Daha sonra bu bedenin canlanması için kalbine ruh  yerine bir kıvılcım yerleştirir. O vakit Pandora canlanır ve hareket etmeye başlar, ardından hikaye devam eder.  M.Ö. 8. yy.da yaşayan Yunan ozanı Hesiodos'un "Theogonia" adlı eserinde yaradılış hikayesi, şiirsel bir dille aşağıdaki haliyle anlatılmıştır.


Demirci tanrı Hephaistos, ilk kadın Pandora'yı kilden yarattıktan sonra, Athena şalını sararken.

Hephaistos:
..."Bir parça toprak al, suyla karıştır
içine bir insan sesi koy, insan gücü koy,
bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin,
bedeni güzelim genç kızlara.
Athena sen de ona el işlerini öğret.
Nur topu Aphrodite, sen de büyülerinle kuşat onu,
İstekler, arzularla tutuştur gönlünü.
Yüz gözlü devi öldüren Hermeias, sen de
Bir köpek yüreği, bir tilki huyu koy içine."
Böyle dedi Zeus, onlar da yaptılar dediğini:
Koca Hephaistos, topal tanrı hemen
Bir kız biçimine soktu toprağı.
Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline.
O canım Kharitler ve o güzelim Peitho
Altın gerdanlıklar taktılar boynuna.
Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını,
Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı,
Uzaktan gürleyen Zeus'un oluyordu isteği,
Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu
Ve Pandora adını taktı.
Pandora demek "bütün tanrıların armağanı" demekti,
Çünkü bütün Olympuslular insanların başına bela etmişti onu.
Tanrıların babası bela etmişti onu...
Kaynak: Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü

31 Ekim 2012 Çarşamba

AMFORA KULPLARINDAKİ İLGİNÇ DAMGALAR

 Thasos adasından M.Ö. 4.yy.a ait, amfora kulplarında kullanılan amfora görünümlü seramik damga.
Bu kısa yazıda ilgi çekici olduğunu düşündüğüm bazı amfora kulplarını derleyerek paylaşmak istedim. Zaman içinde elimde biriken farklı köşelere saçılmış örnekleri ele geçirdikçe buraya ekleyerek zenginleştirmeyi arzuluyorum. İlk seçtiğim örnek ise bence çok ilginç. Bir amfora kulbunda yer alan amfora damgası.

MUSTAFA TUNÇALP VE SERAMİKTE 50 YIL

29 Ekim 2012 günü Mustafa Tunçalp'in, seramik sanatındaki 50.yılı adına  Çanakkale Güzel Sanatlar Galerisi'nde açtığı kişisel sergisinin açılışında bulunma şansını yakaladım. Böylesi önemli yıl dönümleri kolay gerçekleşmez ve kolay da tesadüf edilmez. Bu yüzden kendimi şanslı sayıyorum. Pek çok öğrenci yetiştirmiş olan Mustafa Tunçalp hem bir seramikçi hem de bir seramik hocası. 42 yıl boyunca Çanakkale Seramik Fabrikalarında çalıştığı atölyesi hem bir üretim yeri hem de bir okul oldu. Benim öğrencilerimin bir kısmı da aynı zamanda onun yanında staj yaparak yetiştiler, Mustafa Hoca ile aynı havayı soluyup, kendilerini geliştirdiler. Kendisini fabrikada ziyaret ettiğim her sefer, ilgi ile neler yaptığımızı konuşur, son çalışmalarını anlatırdı. Yeni örnekleri yerinde inceler, üretim süreçlerine tanık olurdum. Artık çalışmalarına İzmir'deki atölyesinde sürdürecek olan Mustafa Tunçalp'e sağlıklı bir yaşam ve zengin bir üretim süreci diliyorum.